1. YAZARLAR

  2. Prof. Dr. Ali Osman Koçkuzu

  3. Ramazan’da mukabele hatıraları-1
Prof. Dr. Ali Osman Koçkuzu

Prof. Dr. Ali Osman Koçkuzu

Yazarın Tüm Yazıları >

Ramazan’da mukabele hatıraları-1

A+A-

İlkokula gittiğimiz yıllarda idi. Sakin ve sessiz bir Konya. Yaklaşık yirmi bin nüfus. On iki milyonluk Türkiye’nin huzurlu bir şehri. 1944 veya 1945 senelerinden biri. Çukur Mektep civarında oturmaktayız. Yani Durak Fakih mahallesinde. Okulumuz tek dönemlik. Sabah oldukça geç okula gidilir, ikindi üzeri de namazdan önce dağılırdık. Öğrenciler abdest alıp takunyalarıyla (Konya’da o tarihteki söylenişiyle; lalinleriyle) Sultan Selim camiine gider, orada Kur’an-ı Kerim dersi alırlarda. Biz de ağabeyimle rahmetli Süleyman Gülderen hocamızdan dersimizi ikindi sonu okurduk.

Bu günlerde Din, cami, vaiz, Mukabele biz öğrencilerin en çok ilgi alanına giren faaliyetlerdi. Şöyle de diyebiliriz: o günün çocuğunun zihnini meşgul eden, arkadaşlarıyla konuştukları mevzular bunlardı; kim nerede mukabele okur, hangi camide kim va’zeder, Mevlid-i şerif bu hafta nerelerde okunacak? Bu yıllarda Kapı camiinde yaşlı hocaların teşkil ettiği ikindi mukabele ekibi vardı. Kur’an-ı Kerim hocamız rahmetli Hakkı Özçimi efendiyi ilk kez böyle bir mukabelede dinlemiştim. Sözünü ettiğim mukabelede devamlı okur mu idi bilemem. Ama benim dinlediğim gün “Allahu Nuru’s-semavati ve’l-arz…” sayfasını okudu. Okuyuşu ve vücudu, hafızların oturduğu yerin küçüklüğü hep dikkatimi çekmiş idi.

O tarihlerde ve daha sonraki on yirmi yılda Büyük camilerde hep mukabele vardı. Şehirde tek hafız mektebi olmasına rağmen, demek ki hafız sayısı ve köyde kentte, gizli açık okutanlar vardı ki, Ramazandan bir hafta evvel “Mukabeleye yazılmağa gelenler” tuzcular içini ve kursun bahçesini doldururdu. Sultan Selimde; Sahurda, öğle üzeri ve ikindi vakti, Kapı camiinde öğle ve ikindi üzeri, Aziziye’de keza aynen öyle ve Şerafettin’de de öğle ve ikindi üzeri hep mukabele vardı. Şimdi şehrin merkezinde yüzü aşkın Kur’an-ı Kerim mektebi var, fakat mukabele hizmeti eskisi kadar yaygın değil, okuyanlar da dermansız. Biz İmam Hatip Öğrencileri de 1951 yılından başlayarak uzun müddet Kapı Camii’nde ikindi mukabelesi okumuştuk.

Eskiye göre imkanlarımız şimdi daha fazla ama eskisi kadar değişik yerlerde ve yoğun Mukabele faaliyeti yok. Sebebi nedir düşünmeliyiz ve çözüm yolu bulmalıyız. Şöyle de koyabiliriz soruyu; eskiye göre imkanlarımız pek çok geniş ve fazla olduğu halde, niçin İmamlık görevimiz eskisi kadar dirayetle, huzurla ve mükemmel yapılamamakta? Çok tehlikeli olan bu konuyu da bir başka gün yazalım inşallah.  Yazımız bitiverdi. Allah nasip ederse Mukabele hatıralarına bir başka yazımızla devam edelim inşallah. Hürmetlerimle.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT