1. YAZARLAR

  2. Ahmet Babaoğlu

  3. Sadakat Liyakat Gibi Bazı Ulvi Erdemler
Ahmet Babaoğlu

Ahmet Babaoğlu

Yazarın Tüm Yazıları >

Sadakat Liyakat Gibi Bazı Ulvi Erdemler

A+A-

Nefsinin esiri olmuş insanlar vardır. Gözleri yukarılarda olup önüne bakmayan, herkese riyakarlık yapayım derken değerli neler varsa ayakları ile yıkıp deviren, kırıp döken... Bunlar bir şeyler yaptı desinler derken her şeyi harab edenlerdir. Aslında bunların hiç bir şey yapmamaları bir şey yapmalarından daha hayırlıdır.

Bu kimseler Allahın çizdiği hududu da ihlal ederler. Farkında olamadan tamahkarlıklarından Allaha savaş açmış olurlar. Şeytanın gör dediğini görürler, Rahmanın çağrılarına karşı sağır ve kördürler. Bunlar, ruhu ve bedeni kirli, aç gözlü, kaba, nezaketsiz, hak hukuk tanımaz, cahil ve edepsizdirler. Zorda kaldıklarında, birlikte çalıştıkları arkadaşlarını satar, dostluklara ihanet eder, ahidlerine sadık kalmazlar; vefasızdırlar. Haset ve kıskançlıklarından tepesi üstüne düşerler ama yükseliyor olduklarını zannederler.

Bir ilim adamının sohbetinde dinlemiştim ve çok beğenmiştim. Şöyle diyordu: Muhterem Müslümanlar, hasetçi kişi iki yönden Allaha karşı günah işlemiştir. Birincisi; Allah'ın diğer kullarına verdiği mevki ve nimetleri kıskanmakla Allahın taksimatını beğenmeyerek işlediği haram, ikincisi de; Allahın "Hased etmeyin" diye yasakladığı bir davranışı yaparak işlediği haram... Kıskanç ve hasetçi insanlar kendi kendilerini de yer bitirirler. Bunlar ne aleme verirler huzur, ne kendileri eder rahat. Başkasındaki üstünlükleri çekemeyip haset eden yetersiz ve seviyesiz bu tür insanlara Konya'mızın insanı güzel bir darb-ı mesel söyler: At ile eşşek yarışmış, ağzı yüzü buruşmuş!

*       *       *

Adam olmak zor iş. Hayâlı, ahlaklı, dürüst, iyiliksever, vefalı, sadakatli olmak öyle kolay kazanılacak bir meziyet değildir elbette. İşin içinde o kişinin soyu, asaleti, babasının yedirdiği lokmalar, anasının karnında iken başına gelenler vs. de vardır. Bunlardan sonra eğitimi, okuduğu, öğrendiği, duyduğu ve daha önemeli olan neler neler vardır. İnsan milyonlarca maddi ve manevi unsurdan meydana gelen acayip bir varlıktır. Bu unsurlardan bazıları bozuksa ya da eksikse önümüze insana benzeyen bir varlık çıkıyor, ondan sonra gel seyret garabetin boyutlarını.

Sadakat ve liyakat özellikleri  birlikte yapılan bütün işlerde aranan temel iki özelliktir. Sadakat; yamukluklara ve adaletsizliklere ortak olmadan, dostunun aleyhinde söz ve davranışlarda bulunmamak, dostluğa ve yol arkadaşlığına  sadık kalmak demektir. Bütün değerli sahabilerin içerisinde Hz. Peygamberin hilafeti işte böyle bir sadakatli zat olan Hz. Ebubekir'e verilmiştir.

Kuranda bir çok ayetlerde Sadakatin önemi beyan edilmiştir. Şu ayetler bunlardan bazılarıdır: "Onlar Ahidlerine (Sözlerine) sadıktırlar. " (Mü'minun-8)  "Onlar kötü zandan ve gıybetten kaçınırlar. " (Hucurat-12) "Onlar Hakk'ı bile bile gizlemezler ."(Bakara-42)  " Onlar  söz verdiklerinde sözünde dururlar. "
(Bakara-177)  "Onlar emanetlerine ihanet etmezler ." (Mu'minun-8)

*       *       *

Liyakat ise bir konuda yapılacak uygulamalar hakkında layık olma özellik ve birikimlerine sahip olmak demektir. Liyakat durum ve şartlara göre değişebilir, ama sadakat asla durum ve şartlara göre değişen bir özellik olamaz. Liyakate ait eksiklikler belki giderilebilir ama, sadakatle ilgili eksikliklerin telafi edilmesi mümkün değildir. Çünkü sadakat daha çok maya ile ilgilidir. Maya ve kalp bozuksa tamiri yoktur.

Eksiklikleriyle birlikte bu erdem ve değerler, Müslüman olmadan önce de yüzyıllardır at sırtında kıtaları dolaşmış ve medeniyetler kurmuş milletimizin asla vazgeçmediği erdemlerdi. Hele Müslüman olduktan sonraki yüzyıllarda Allahın koyduğu ilke ve hudutlarla bezenerek muhteşem bir medeniyete dönüşen bu ulvî hasletler bütün dünyaya örnek vakalara zemin oluşturmuştur.

Sadakatin zıddı ise ihanettir. Hayvan ya da insan olsun fark etmez bütün yaratılmışlarda ihanet affedilmez bir davranıştır. İnsan kendisine küfreden, haksızlık eden, malını çalan  ya da buna benzer kötülüklerde  bulunanları zamanla öfkesi geçer ve affedebilir. Ama ihaneti affetmek gibi bir duygu yaratılmış varlıkların fıtratında yoktur. Hatta bir filin bile kendisine adaletsizlik ve ihanet eden sahibini yirmi otuz sene sonra ezerek intikam aldığına şahitlik ediyoruz. İşte böyle...

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT