Prof. Dr. Fikret Akınerdem

Prof. Dr. Fikret Akınerdem

Yazarın Tüm Yazıları >

Şehir ve İnsan-4

A+A-

İşte öyle bir şey şehrin, desenin, rengin ve insanın dostluğu ve uyumu. Şehirleri insanlar kurar ancak kurduğu şehre kimlik kazandırırsa bir anlamı vardır. Aksi durumda şehir insanı, dostluğu, rengi, kimliği yıkar hatta canları ciğerleri yakar geçer.  

İnsanların kişiliği ve kimliği olur da şehrin kimliği olmaz mı? Şehrin kimliği, kusursuz ancak ruhsuz yükselen binalar mı; yoksa sanatı, estetiği, yaşam sevincini, yeşil-mavi-sarının erişilmez uyumunu, yani insanın fıtratına uygun muhteviyatı ön plana çıkaran bir şehir bilinci mi? Son zamanlarda insanın lüks, eğlence, varlık, gürültüden bıktığı gelişmiş yerlerden tabiatı, atmosferik ve ruhi temizliğin olduğu yerleri seçmesi boşuna değil.

**********************

Bu tür (ilkel demeyeceğim) özel yaşam tarzını dini gerekçelerle seçen ABD de Amish toplumunu, tarihten bir sayfa gibi, asfalt yollarda at arabalarında kırbaç şaklatarak süren, fötr şapkalı erkekler ile pür tesettür bayanlar olarak görebilirsiniz.

Çaresizlikten deprem çadırlarında yaşamak mecburiyetinde kalan insanı düşünün. Aslolan barınmak mı, lüks mü, huzur mu? Medeniyeti çadır mı, beton mu, bunlardan birini tercih eden insan mı belirler?  İnsanın çadır veya toprak damlı binalar yerine, birbirine benzeyen çok katlı çirkin binalara tercih sebebi  mutluluğun gereğimi? Gerçekten de çok zor cevap vermek.

Modern şehircilikte cahiliye devrinin putları gibi insanı yutan, eriten, eşyaya köleleştiren bir birine benzeyen mağazalar, bir birinin taklidi olan markalar, bir birini kopyalayan sokaklar, neticede bir birinden ayırt edilemeyen yollar boyunca dizilmiş şehirler. Hele de yeşilden mahrum ise sanki tüm ülke mantar görünümü almış yapılaşmalar ve adına şehir denen mekanda, eşya ve insan yığınları.

Hangi şehre geldiğinizi çok iyi tanımıyorsanız sadece girişlerde ki tabeladan fark edersiniz. Şehirleri belirleyen coğrafi özellileri bile yok eden yeni yerleşim birimleri, topraktan ağaç yerine beton fışkırmış gibi duran görüntüler mi şehirler? Öyle ise etrafımıza şöyle bir göz atın,  birbirinin benzeri kıyafetler ile sokakları dolduran kadınlar, erkekler veya çocuklar size nasıl bir çağrışım yaptırır bir düşünelim.

Seneca’nın dediği gibi “Şehirler bir çağda kurulur, bir saatte yıkılır”.  Bizim görevimiz asırlarca yıkılmayan medeniyet şehirleri kurmak olmalıdır. 

Bir sabah evden çıktım,

Sokaklar ışıl ışıldı.
Dört yanım günlük güneşlik
Tertemiz bir hava ciğerlerimde
Nereye baksam mutluluk, umut, sevgi,
Nereye gitsem bir uçarılık yüreğimde
Alışmadığım iyimser duygular
Gökyüzü inadına mavi
Yaşamak inadına güzel
Bu nasıl şehirdir böyle.

Ümit Yaşar Oğuzcan


ALLAH’A EMANET HAYRA MUHATAB OLUNUZ!

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT