Ali Sait Öge
Gelenekleri kurban etmeyelim
Bayramlar bir zamanlar kalpte hissedilen en özel günlerdi. Şimdi ise çoğu zaman valiz hazırlığının, yol telaşının ve tatil planlarının arasında sıkışıp kalıyor.
Eskiden bayram demek ana babanın elini öpmek, kapı kapı dolaşıp akrabaları ziyaret etmek, çocukların şeker topladığı, büyüklerin hayır duası verdiği günler demekti. Kurban Bayramı ise sadece bir ibadet değil, paylaşmanın, bereketin ve dayanışmanın en güzel haliydi. Kesilen kurbanın eti ihtiyaç sahiplerine ulaştırılır, sofralar genişler, gönüller birleşirdi.
Bugün ise farklı bir tabloyla karşı karşıyayız. Bayram tatilini fırsat bilen birçok kişi, daha arife akşamı yollara düşüyor. Günler öncesinden yapılan rezervasyonlar, kampanyalar, cazip tatil paketleri… Tüm bunlar bayramın önüne geçmeye başladı. Kurban kesmek yerine tatil planı yapmak, ziyaretler yerine sahil programları konuşulur oldu. Bunun da en büyük nedeni bayram tatillerinin neredeyse her yıl 9 güne çıkarılması.
Elbette dinlenmek, tatil yapmak herkesin hakkı. Ancak insan sormadan edemiyor, bayramı bayram yapan değerleri ne zaman yaşayacağız?
Bugün şeker tezgahlarının önünde eski kalabalıklar yok. Lokumcuların, çikolatacıların yüzü eskisi gibi gülmüyor. Bunun sebebi sadece ekonomi değil. Asıl mesele, kapılarımızın eskisi kadar çalmıyor oluşu. Çünkü artık o kapıların çoğu bayramda kapalı. Evler boş, insanlar yollarda.
Oysa bir bayramın bereketi, gelen misafirin ayak sesinde, bir annenin, acaba bugün gelirler mi? diye umutla kapıya bakışında, bir babanın, evladının yolunu gözlemesinde gizlidir kim bilebilir!
Belki de en çok bu yüzden içimizi burkan hikayeler çoğalıyor. Elinde telefonu tamirciye götürüp ‘Bozuldu galiba’ diyen yaşlı bir amcanın, aslında beklediği şeyin bir telefon sesi olduğunu fark ettiğimizde, mesele çok daha derin bir hal alıyor. Arızalanan telefonlar değil, azalan hatırlanışlar aslında.
Unutmamak gerekir ki hayat bir döngüdür. Bugün anne babasını ihmal eden, yarın aynı yalnızlığı yaşamayacağının garantisini veremez. Bugün bayramı tatil olarak gören, yarın kendi kapısının neden çalınmadığını sorgulayabilir.
Bu yüzden belki de hala geç değil.
Gelin, bu bayram bir şeyi değiştirelim. Tatil planlarını değil ama önceliklerimizi gözden geçirelim. İmkânımız ölçüsünde kurbanımızı keselim, bir ihtiyaç sahibinin kapısını çalalım. Köydeki, kasabadaki büyüklerimizi ziyaret edelim. Bir el öpmenin, bir duanın yerini hiçbir tatilin dolduramayacağını hatırlayalım.
Çünkü bayram sadece dinlenmek değil, hatırlamaktır. Bayram sadece gezmek değil, gönül almaktır. Ve en önemlisi… Bayram, birlikte olunca bayramdır. Yoksa geriye sadece tatil günleri kalır.
Kalın sağlıcakla şimdiden hayırlı bayramlar…
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.