Ali Sait Öge
Toroslar ’da sessizce yaşanan bir hayat
Bazen bir insanı anlatmak, bir memleketi anlatmak gibi keyif verir. Bazen de bir hayatın izini sürmek, unutulmaya yüz tutmuş değerleri yeniden yaşamak gibidir. Konya’nın Ahırlı ilçesinde yaşayan Seyfullah Güler’i düşündüğümde aklıma tam da bu geliyor.
Bugünlerde emeklilik çoğu zaman bir kenara çekilmek, hayatın temposundan uzaklaşmak olarak görülüyor. Oysa bazı insanlar vardır ki, emekli olmaz. Sadece yön değiştirir. Seyfullah Güler de o insanlardan biri.
Yıllarca Milli Eğitim çatısı altında görev yapmış emeklilikten sonra kendine bambaşka bir yol açmış. Toros Dağları’nın yaklaşık 1500 metre rakımında, elinde bir çuval andız kozalağıyla dolaşan bir adam düşünün…
Kimi zaman bir ardıç ağacının gölgesinde, kimi zaman sarp kayalıkların kıyısında, topladığı her kozalak, aslında sabrın ta kendisi. Çünkü o kozalakların hikâyesi kolay değil. 10 kilo kozalaktan 1 kilo pekmez… Saatler süren kaynatma… Bitmeyen bir emek, tükenmeyen bir sabır…
Bugün soframıza gelen bir kaşık andız pekmezinin arkasında, işte böyle bir hayat var.
Ama asıl mesele sadece pekmez değil… Mesele, bir insanın doğayla kurduğu bağ.
Seyfullah Güler, Toroslar’ın zirvelerinden kekik toplarken de, sumak kuruturken de, ada çayı demetlerken de aslında bize şunu hatırlatıyor, ‘Doğa, ona saygı duyanı hiçbir zaman karşılıksız bırakmaz’.
Seyfullah’ı farklı kılan yalnızca bu yaptıkları değildi. Kuyuya düşen köpeği kurtardığında, bunu bir haber olsun diye yapmadı. Terk edilen yavru köpekleri günlerce beslediğinde de kimse görsün istemedi. Ahırlı’nın her karesini, dağları, yaylaları, sınırlarını gezip, köyünün tanıtımı için gönüllü bir hizmet eri gibi çalışırken de kimseden bir plaket beklemedi.
Nerede bir aksaklık bir arıza görse kimseye danışmadan elinden geldiği kadar o sorunu kendi başına halletti. Sadece memleketinde değil torunlarını görmek için gittiği Adana’da aşırı yağmur nedeniyle tıkanan bir logarı sanki kendi sorunuymuş gibi ıslanmaya bile aldırmadan açarken bile görüntülendi. Ancak kendisi tüm bunları reklam için yapmadı. Tüm bunlar onun dünyasında olağan şeylerdi.
Bugün Ahırlı’da onun adı geçtiğinde insanlar bir meslekten çok bir duruştan söz eder.
Okul Aile Birliği’nde görev almış, Sosyal Yardımlaşma Vakfı’nda yıllarca hizmet etmiş… Ama hiçbir zaman ön plana çıkma derdi olmamış. Hep işin yapılmasına bakmış. Belki de bu yüzden güvenilir bulunmuş.
Günümüz dünyasında herkesin daha çok konuştuğu, daha az dinlediği bir dönemde onun gibi insanların varlığı Ahırlı için bir ayrıcalık. Bugün Toroslar’ın serin rüzgârı arasında, ardıç kokusunun içinde süren o mütevazı hayat aslında bu toprakların özüdür. Ve bize sessizce şunu söyler, Toprakla bağını koparmayan insan, kendini de kaybetmez. Tüm yaptıkların için teşekkürler kalbi güzel insan…
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.