Muhammet Yavaş

Muhammet Yavaş

Asgarî ücretten memnun muyuz?

Asgarî ücret 28.075 lira oldu. Rakam ilk duyulduğunda, özellikle son yılların sert enflasyon ortamında, kulağa “fena değil” gibi geliyor. Hatta kimi için bir rahatlama, kimi için geç kalmış bir artış. Ama mesele yalnızca rakamın büyüklüğü mü, yoksa o rakamın hayatta neye yettiği mi?

ASGARÎ ÜCRET NEYE YETECEK?

Bugün asgarî ücret, milyonlarca insan için yalnızca bir maaş değil; aynı zamanda hayatın sınırlarını çizen bir ölçü birimi. Kiraya mı gidecek, mutfağa mı, faturalara mı, yoksa çocukların eğitim masrafına mı? İşte asıl soru burada başlıyor.

ASGARİ ÜCRET'İN YARISI KİRAYA...

Türkiye genelinde ortalama ev kiralarına bakalım. Büyükşehirlerde mütevazı bir 2+1 dairenin kirası 15-20 bin liradan başlıyor. İstanbul, Ankara, İzmir gibi şehirlerde bu rakam 25 bin lirayı zorluyor. Anadolu’nun birçok ilinde ise “uygun” diye tabir edilen kiralar bile 10-12 bin lira bandında. Yani 28 bin liralık asgarî ücretin yarısından fazlası, daha ayın başında, sadece barınmaya gidiyor.

ELEKTRİK, SU, MUTFAK MASRAFI...

Kira ödendi diyelim. Sırada mutfak var. Bir ailenin aylık temel gıda harcaması artık 8-10 bin lirayı rahatlıkla buluyor. Ekmek, süt, peynir, yumurta, sebze, meyve… Eskiden “her gün alınır” denilen ürünler, bugün hesaplanarak sepete konuyor. Ekmek fiyatı sembolik bir örnek: Günlük birkaç ekmekle bile ay sonunda ciddi bir tutar çıkıyor. Et ise çoğu sofrada artık haftada bir, hatta ayda bir misafir.

Faturalar da cabası. Elektrik, su, doğalgaz, internet, telefon… Kış aylarında doğalgaz faturası tek başına 2-3 bin lirayı bulabiliyor. Yazın elektrik, klimanın devreye girmesiyle aynı rakamlara yaklaşıyor. Su faturası, “en masum” görünen kalemlerden biri olmasına rağmen artık o da hafife alınacak seviyede değil. Ortalama bir hanenin aylık fatura gideri 3-5 bin lira arasında değişiyor.

Ulaşımı da unutmayalım. Toplu taşıma kullanan bir çalışanın aylık masrafı bin lirayı geçiyor. Özel araç varsa; yakıt, sigorta, bakım derken tablo daha da ağırlaşıyor. Çocuklu ailelerde servis ücretleri, okul masrafları, kırtasiye giderleri eklenince asgarî ücret çoktan matematiksel olarak tükeniyor.

ASGARİ ÜCRETLİ TATİL'E ÇIKAR MI?

Peki geriye ne kalıyor? Sosyal hayat mı? Tatil mi? Birikim mi? Çoğu asgarî ücretli için bu sorular artık lüks başlığı altında değerlendiriliyor. Sinemaya gitmek, dışarıda yemek yemek, bir hafta sonu şehir dışına çıkmak, hatta beklenmedik bir sağlık harcamasını karşılamak ciddi bir planlama gerektiriyor.

ASGARİ ÜCRET Mİ, HAYATTA KALMA ÜCRETİ Mİ?

Öte yandan işveren cephesini de yok sayamayız. Artan maliyetler, primler, vergiler, enerji giderleri derken birçok küçük işletme de zorlanıyor. Asgarî ücret artışı, sadece çalışanı değil, işvereni de etkileyen bir denge meselesi. Bu yüzden tartışma, tek taraflı bir “yetiyor-yetmiyor” ikileminden daha karmaşık. Asıl mesele belki de şu: Asgarî ücret, bir geçim ücreti mi, yoksa yalnızca hayatta kalma ücreti mi? 28 bin lira kâğıt üzerinde artmış olabilir; ancak kira, gıda ve faturalar aynı hızla, hatta daha hızlı yükseliyorsa, bu artışın hissedilmesi ne kadar mümkün?

Cevabı ben vermeyeyim. Rakamlar ortada, pazar filesi ortada, fatura zarfları ortada. Ay sonunu getirmeye çalışan milyonların hesabı da ortada.

Asgarî ücretten memnun muyuz?
Yorumu, her ay maaş yattığında ilk olarak hangi ödemeyi yapacağını düşünen okuyucuya bırakalım.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
Muhammet Yavaş Arşivi

Allah böyle can vermeyi nasip etsin…

16 Aralık 2025 Salı 16:46

Bu mücadeleye kalp yetmez arkadaşlar...

06 Aralık 2025 Cumartesi 23:51

Konya'da yaşayanları koruyalım

03 Aralık 2025 Çarşamba 03:07

Ne için yaşar insan?

25 Kasım 2025 Salı 17:50