Zam defterini kapatabilir miyiz?

Yeni yılın 7 günü geride kaldı…

Geride kalan süreçte iğneye de zam geldi, ipliğe de…

Asgari ücret zammının belirlenmesiyle birlikte başlayan süreç, iki gün önce memur, memur emeklisi ve işçi emeklilerine verilecek olan ve 2026 yılının ilk 6 aylık döneminde geçerli olacak zam oranı ile birlikte neticeye bağlanmış oldu.

Kimileri zam oranlarıyla mutlu, verilen zam miktarlarıyla memnun olurken, kimileri de beklentilerinin altında olduğunu düşündüğü zam oranları ile birlikte tepkisini dile getirdi.

Memur maaşları, memur emeklilerine verilen maaşlar, işçi emeklilerine verilen maaşlar da Aralık ayı enflasyonunun açıklanması ile birlikte belli oldu. Temmuz – Aralık arasındaki altı aylık dönemi kapsayan zaman diliminde enflasyon ne kadar yükseldiyse ortalama maaş zamları da o nispette artmış oldu.

Emeklilerin beklentileri bir hayli yüksekti. Bu beklentinin arkasında da artan hayat pahalılığı yer aldı. Alınan maaşların ayın sonunu değil ortasını getirmeden bitmesi, ay sonunun getirilememesi, geçim derdiyle kredi veya kredi kartına başvurulması, emeklileri kendi iç dünyalarında ve onların açısından bakıldığında maaş artışlarının daha yüksek olması gerektiği noktasında haklı bir yere koydu.

2026 yılında asgari ücrete gelen zam, emekli maaşlarına yapılan zamla kıyas edildiğinde daha kabul edilebilir bir konumdaydı. Asgari ücret zammı öncesinde yaptığımız kamuoyu yoklamalarında da yeni asgari ücretin 28-30 bin TL civarında olması bekleniyor; bunun artış için makul bir rakam olduğu söyleniyordu. Neticede asgari ücrete gelen zam da 28 bin 75 TL olarak tescillenmiş oldu.

Allah bereket versin.

Diğer yandan…

Vergiler yükseldi…

Emlak vergisi, motorlu taşıtlar vergisi, pasaport harcı, özel tüketim vergisi, şu vergisi, bu vergisi…

Burada emlak vergilerine bir parantez açmak gerektiğini düşünüyorum.

Yeni yılla birlikte ülkemiz genelinde olduğu gibi Konya’da da emlak vergilerinde bir artış oldu. Selçuklu’da ikamet edenlerin emlak vergileri de arttı. Gün boyu epeyce arayan, soran, mesaj atan oldu emlak vergisi artışları ile ilgili… Selçuklu’da emlak vergilerinin çok yükseldiğini düşünüyor vatandaş. Çokluğun karşılığı ne diye soracaksanız, yaklaşık 1’e 5 oranında artmış. Bir örnek üzerinden açıklayacak olursak 2025 yılında farazi 400 lira olan emlak vergisi 2026 yılında 5 katı artarak 2000 TL’ye çıkmış.

Vergi adı altında vatandaşın devlete olan yükümlülüğünü yerine getirmek adına yapmış olduğu ödemelerin bütünü de yeniden değerleme oranlarıyla birlikte zamlardan nasibini almış oldu.

Necip milletimiz, devlete verdiğine acımaz… Devlete gidiyorsa hizmet olarak döneceğine inanır. Devlet var olsun anlayışı ile devlete ödeyeceği vergileri kıt kanaat geçiniyor olsa da bir şekilde öder. Ödeyemeyen de borcunu bilir, itiraz etmez. Devlet ise vatandaşının üstüne çökmez. Vakti zamanı geldiğinde usulü münasip ile tahsilini yapar.

Gelelim asıl meseleye…

Yeni yıl, maaşların artması, vergilerin artması bir yandan da tüm insanların giderlerinin artması demek…

Herkesi ilgilendiren bir denklem bu.

Hizmet sektöründe çalışan, ekmek, temel gıda maddeleri, insana ihtiyaç olan her türlü meta, materyal ve malzemeyi üreten kesim de elbette ki zamlardan etkilendi. İster istemez de bu etkinin bir sonucu olarak tepkisini piyasaya sunduğu ürünlere zam olarak yansıtır oldu.

Mantıklı ve makul ölçekte, yeri ve zamanı geldiğinde yapılan veya yapılacak olan zamlara eyvallah…

Ancak öyleleri var ki, daha asgari ücret dahi açıklanmadan, giderinde herhangi bir artış olmadan etiketlerini hazırladı. Peyderpey yeni tarifesini sunmaya başladı.

Durun bakalım yahu, ne oldunuz?

İğneye zam gelmeden ipliğe niye zam yapıyorsunuz?

Devletin enflasyon canavarını dizginleme üzerine yürüttüğü politikanın başarılı olabilmesi için tüm milletin taşın altına elini koyması gerekmiyor mu?

Yani zam gelmeden zam yapmak biraz ayıp olmuyor mu?

Geleneksel zam furyasını bu dönem daha kısa sürede bitirsek olmaz mı?

Lütfen zam defterini kapatabilir miyiz?

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
Rasim Atalay Arşivi

Uğur Başkan'ı nasıl bilirsiniz?

24 Aralık 2025 Çarşamba 11:47

Medya ve algı üzerine bir hikaye

25 Kasım 2025 Salı 20:30

Ekmeğe zam gelmiş: Oh olsun!

22 Ekim 2025 Çarşamba 00:05

Ne olur bu kez insanlık kazansın!

30 Eylül 2025 Salı 23:30