1. YAZARLAR

  2. Muzaffer Temel

  3. Çininin başkenti Kütahya
Muzaffer Temel

Muzaffer Temel

Yazarın Tüm Yazıları >

Çininin başkenti Kütahya

A+A-

Kütahya’ya bir gezi yapılacağı ilan edildiğinde daha önce görme fırsatı bulamadığım cennet yurdumun bu güzel ilini görme arzusu ile hemen gezi katılacaklar listesine adımı yazdırdım. Elbette ki Kütahya denilince aklıma ilk gelen geleneksel el sanatlarımızın en güzellerinden biri olan çininin başkenti oluşuydu.

Her fotoğraf sever gibi gidilecek yer hakkında bilgi edinebilmek için internette küçük bir dolaşma yetti.

İlin yedi bin yıl öncesine uzanan tarihi bir geçmişi bulunmakta. Antik kaynaklar ünlü masalcı Ezop'un doğduğu yer olarak Kütahya'yı gösteriyor.

Kütahya, endüstri açısından etkin, aynı zamanda eski bir el sanatları merkezi. İl yeraltı kaynaklan (linyit, bor, manyezit, krom, şap, mermer, kurşun, antimon, demir, baryum, manganez, asbest) açısından zengin. Türkiye’nin en geniş ve derinliği en fazla olan linyit yatakları Kütahya’da. Türkiye linyit üretiminin % 62’sini Kütahya karşılıyor.

Ulu Önder Mustafa Kemal ATATÜRK’ün “Ordular ilk hedefiniz Akdeniz’dir, ileri” sözünü söylediği, Başkomutanlık Meydan Muharebesi’ni sevk ve idare ettiği yer Kütahya sınırları içinde.

Her zaman olduğu gibi fotoğraf makinemin temizliğini yaptım, bataryalarımı doldurup, hafıza kartlarımı boşalttım.

Gözümüzü kırpmadan geçirdiğimiz uzun ama çok keyifli bir yolculuğun ardından Kütahya’ya ulaştık. Daha önceden iletişim kurduğumuz EÇFOD üyesi iki genç arkadaşımız bizleri karşıladılar ve ilk olarak Kütahya Kalesi’ne çıktık. Daha sonra şehir merkezine inerek Kütahya içinde genç arkadaşlarımızın rehberliğinde şehir turu atmaya başladık. Çarşı içinde tüm fotoğraf severlerin yaptığı gibi unutulmaya yüz tutmuş el sanatlarının fotoğraflarını çekebilmek için çabaladık.

Öğle yemeği için çarşı içinde bir esnaf lokantası Sucukçu Asım Usta’nın dükkanını tercih ettik. İçinde 3 tane masası olan her işini kendisi gören bir esnaf. Biraz da açlıktan olsa gerek yediğimiz sucukların tadı hala damağımda desem yalan olmaz. İşin sevindirici yönü sucuklar Konya’dan gidiyormuş. Yemekten sonra yine geldiğimiz şekilde şehir içinde tarihi Kütahya evlerini fotoğrafladık, çarşı içinde esnaflarla sohbet edip, fotoğraflarını çekerek bit pazarından ve semt pazarından geçtik. Onca yorgunluktan sonra arkadaşlarımız bir kahvede çaylarını yudumlarken 3 arkadaş bir taksiye atladık ve yapım tarihi yeni olmasına karşın oldukça ilgi gören Çinili Cami’yi görmeye gittik. Geri dönüp arkadaşlarımızla buluştuk ve benim için belki de bu gezinin en anlamlı zamanları olan Germiyan Sokağı’na gittik.

Germiyan Sokağı’nı ve sokaktaki eski Kütahya evlerini restore etmişler. Bu sokakta gezerken kendi kendime buraya kadar gelmişken bir çini atölyesini gezmemek olur mu dedim. Ve ilk gördüğümüz çini atölyesine daldık. Kırıp dökmekten korkarak içerde gezinirken bizi bir beyefendi karşıladı, kendisine Konya’dan geldiğimizi, amatör fotoğrafçı olduğumuzu, izin verirse atölyede fotoğraf çekmek istediğimizi söyledik. Kabul etti. Gezerken bize atölyedeki eserler hakkında bilgi verip veremeyeceğini sordum. “Böyle ayak üstü olmaz, paylaşmak bilginin zekatıdır, hele şöyle oturun” diyerek bizi davet etti. Ve o zaman karşımızdaki beyefendinin ne büyük bir sanatkar olduğunu anladık. Karşımızdaki sanatkar Mehmet Gürsoy’du. Mehmet Gürsoy UNESCO tarafından 2009 yılında "Yaşayan İnsan Hazinesi" ödülü verilen Kütahyalı bir çini ustası, "Çini bana göre bir göz musikisidir. Bu sanatın notaları da laleler, karanfiller, güller ve sümbüllerdir" dedi. 40 yıllık çini ustası Mehmet hocayı ağzım açık hayranlıkla dinledim. Çininin bizim öz sanatımız olduğunu, kendisinin de 16. yüzyıla ait desen ve boyama tekniklerini yaptığı çinilerle yeniden hayata geçirdiğini, 1550-1575 yılları arasında yaşayan mercan kırmızısının, zümrüt yeşilinin bu yıllardan sonra tarihe gömülü kaldığını, Topkapı Sarayı’ndaki eserler üzerinde yaptığı çalışmalardan sonra bu renkleri yeniden elde ettiğini anlattı.

Bu anlatımlardan sonra şu an işyerimin duvarını süsleyen Mehmet Gürsoy imzalı “Elif” figürünü satın aldım.

Toplanma saatinde arkadaşlarımızla bir araya geldik ve Kütahya Gençlik Merkezi’nde bulunan EÇFOD’da (Evliya Çelebi Fotoğraf Derneği) ASFOD (Anadolu Selçuklu Fotoğraf Derneği) Başkanı Mustafa Binol ustanın sunum ve gösterisini izledik.

Gün sonunda onca uzun bir yolculuk ve yoğun geçen bir programın yorgunluğuna rağmen tadı damağımızda kalan bir yer olarak anılarımızda yer alacak Kütahya gezimizi sonlandırdık ve aşkın şehri Konya’ya doğru yola çıktık.

17474625_1470346096349278_443183580_n.jpgimg_2656.jpgimg_2673.jpgimg_2726.jpg

Önceki ve Sonraki Yazılar