OKUMAYAN TOPLUMDA YAZAR OLMAK

Ülkemiz son on, on beş yılda ekonomik yönden büyük mesafeler kat etmesine ve insanımızın belirgin düzeyde refah seviyesi yükselmesine rağmen başta kitap olmak üzere gazete, dergi okumada tam aksi geri gidilmiştir.

Yapılan tüm araştırmalar bu düşündürücü gerçeği tüm çıplaklığı ile ortaya koymaktadır. Maalesef, toplumumuz başta kitap olmak üzere okumayı alışkanlık hâline dönüştürememiştir.

Bir eğitimci olarak çocuklarımızın okuma alışkanlığı kazanması için yıllarca sihirli bir formül aradım; ancak, bulamadım!

-İşin şakası bir yana sihirli bir formül de yok zaten!

Mesleğim gereği okullarımızda çocuklarımıza kitap okuma alışkanlığı kazandırılmasına yönelik çalışmalara öncelik verilmesiyle ilgili önerilerimi paylaşarak üzerime düşeni karınca kararınca yapmaya çalıştım.

Ortaöğrenim ve yükseköğrenime devam eden öğrenci sayımız çok yükselmesine rağmen her geçen gün okuma oranımız yükseleceği yerde düşmektedir. Bunun sebepleri üzerinde ciddi ciddi durulmalıdır.

Kitap okumayla ilgili diğer ülkelerin istatistiki verilerine ayrıntılı girmeden kısaca; bir yılda bir Japon 25; İsveçli 10, Fransız 7 kitap okurken ülkemizde ise 6 kişi 1 kitap okuyor.

Mesela, Japonya’da gazetelerin tirajı 68 milyon, ABD’de 63 milyon iken bizde 3 milyonu bulmuyor.

-İşte böyle okuma oranı düşük bir toplumda yazar olmayı bir düşününüz!

Yanlış anlaşılmasın kendimi yazar olarak görmüyorum; toplumumuzun içinde bulunduğu “İslami ve Sosyal Yaşamdaki Yozlaşmaya” dikkat çekmek amacıyla bir şeyler karalamaya çalışıyorum. Eğer, mesajınızı insanları incitmeden iletmek istiyorsanız çok dikkat etmeli; hele hele işin içine dini hususlar da girince daha titiz olmak zorundasınız.

İnanın öyle zamanlar olur; her an her yerde kafanızda bir şeyler karalıyor, uygun cümleyi bulmaya çalışıyor yani sürekli yazdıklarınızla ve yazacaklarınızla iç içe oluyorsunuz. Neticesinde bir sayfalık bir yazıyı vücuda getirebiliyorsunuz.

Lise mezunu bir dostum,  “yazıların güzel de çok uzun okuması zor oluyor” diyerek bir nevi şikayetini dile getirdi.

-Bir sayfa yazıyı okumak bile ne kadar zor geliyor, değil mi?

Olsun; bir kişiye bile nokta kadar faydam olursa benim için yeter de artar. Her şeye rağmen bir şeyler karalamanın gayreti içinde olacağım. Yüce Rabb’im hepimizin yardımcısı olsun.

Beni okuyucularla buluşturan başta Pusula Gazetesinin Sahibi Harun AKGÜL, Genel Yayın Yönetmeni Uğur ÖZTEKE, Genel Müdür Ramazan ŞAHİN ve Yazı İşleri Müdürümüz Hüseyin ALTAY Beyler olmak üzere tüm gazete çalışanlarına teşekkür ediyorum.

Yine araştırmalarda insanımızın, televizyon izleme ortalaması günlük 3 saat iken okuma ortalaması evet evet sadece 3 dakika!

-Böyle olunca bir sayfalık makaleyi okumak elbette ki zor gelecek!

Yazdıklarımı sosyal medyada da paylaşıyorum; inanın, içeriğini çok önemsediğim okunmasını arzu ettiğim yazılarıma ilginin istediğim düzeyde olmadığına üzülüyorum; ancak, okuma seviyemiz aklıma gelince biraz rahatlıyorum.

Toplum olarak kitap okuma alışkanlığını kazanmamız zor gibi görünüyor, hiç olmazsa seçmeli ders olarak “MAKALE OKUMA DERSİ” konulursa belki makale okuma alışkanlığını kazanabiliriz.

Çocuklara kitap okuma alışkanlığının kazandırılmasında ailenin ve okulun rolü tartışılmamakla birlikte ailenin ve okulun çocuklardan beklentisi öncelikli olarak kitap okuma alışkanlığını kazanması değil; sınavlarda başarılı olmasıdır.

Bu durum ister istemez kitap okuma alışkanlığının kazandırılması çalışmalarını önemsizleştiriyor. Öyle olunca kitap okuma alışkanlığının kazandırılması öncelikler sıralamasında yer bulamıyor.

Aslında kimsenin kimseye kızmaya hakkı yok da biraz dertleşelim, istedim.

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.