AK Parti CHP koalisyonuna “hayırlı olsun” diyelim (mi?)

Başbakan’ı Kelebekler Bahçesi’nin açılışı için Konya’ya gelişinde her zamankinden daha mutlu gördük. Her zaman ki mütebessim çehre olduğundan daha belirgindi. Belediyecilik geleneğinin çok güçlü olduğu bir şehirden çıkmış olmanın ve Ramazan’ın manevi ikliminde hemşerilerle iftar sevincini paylaşmanın çok ötesinde onu mutlu eden başka bir haber vardı sanki. Kim bilir belki de Meclis Başkanlığı seçimleri sonrası gizliden gizliye yürütülen MHP ve HDP’siz hükümet pazarlıklarında alınan mesafeydi onu neşelendiren...

HDP baştan MHP ise Meclis Başkanlığı seçimine giderken AK Parti ile koalisyona kapılarını kapatarak son şansını kaybetti. 30 yıldır iktidar olmayı bekleyen eski tüfek ülkücülerin iktidar ortağı olma heveslerini bir kez daha yıktığı için MHP lideri, belki kendi varlığını da tartışmaya açacak bir süreci başlattı. AK Parti ile hükümet olmadıkları takdirde MHP ve CHP’de oluşabilecek yönetim krizi, iki liderin de varlığını sorgulatır hale gelebilir.

MHP liderinin, hükümetin kilidini Kandil’e verecek bir formülle kendisini Başbakan yapacak tuzağa atlamamış olması anlaşılabilir. Ancak, AK Parti ile birlikte hükümet olmayı isteyen tabanın isteğine kulaklarını tıkaması, her zamanki gibi istişareye kapalı tek adamvari tutum sergilemesi, tabanı bir kez daha hayal kırıklığına uğratmıştır.

AK Parti ve MHP tabanı, en makul ve meşru formül olarak “AK Parti+MHP” koalisyonunu uygun bulsa da çözüm sürecinde artık geri dönülmez noktada olduğumuz kabul edildiğinde bu formül, Türkiye gerçekleri bakımından ancak seçime götürecek bir formülden öteye gidemez. Çünkü AK Parti, elinden kaymaya başlayan Kürtleri tamamen kaybetmek istemiyor. MHP liderinin yüzde 13’e rağmen hâlâ Kürt realitesini yok sayması, partisini “birlikte yola çıkılabilecek en zayıf ihtimal” haline getirmiştir.   

AK Parti-CHP koalisyonunu savunanların partide hatırı sayılı bir desteğe sahip olması, Başbakan’ın da MHP’ye göre CHP seçeneğine daha yakın durması, tarihin 40 yıl sonra bir kez daha tekerrür edebileceğini gösteriyor. Hükümet önümüzdeki günlerde kurulursa, Türkiye; programı, siyasi ahlak ve felsefesi en zıt iki partinin kırmızıçizgilere rağmen asgari müştereklerde nasıl buluşabildiğini hep birlikte izleyecek…

AK Parti’yi CHP ile buluşturacak asgari müşterekler arasında iki başlık yer alıyor:

BİRİNCİSİ ÇÖZÜM SÜRECİ… AK Parti’nin uzun süredir üzerinde çalıştığı Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi’nin hayata geçirilmesi için atılan somut adımlar “Çözüm Süreci”yle adlandırılmıştı. Bir araştırma şirketinin 2013’te yayınladığı ankete göre “Çözüm Süreci” halkın yüzde 81,3’ünün desteğini almıştı. HDP’nin emanet oylarla ulaştığı yüzde 13,2’lik oy oranı, sadece seçimin manşetini atmakla kalmadı, 100 yıllık ulus-devletin ve 40 senelik Türk milliyetçi siyasetinin, Kürt milliyetçi çizgisini siyaset sahnesine nasıl hazırlamış olduğunu da gösterdi. HDP, kabul etseniz de etmeseniz de bunca yıllık örtülü devlet iktidarının ve şehit cenazelerinden siyaset üreten MHP çizgisinin ülkemize armağanıdır.

İKİNCİSİ YENİ ANAYASA…  Erdoğan, 2011 seçimlerindeki balkon konuşmasında “Aziz milletimiz bize sadece hükümet etme yetkisi vermedi, aynı zamanda yeni anayasa yapmak için görev verdi. Bu yeni anayasayı uzlaşmayla, istişareyle, müzakereyle yapma mesajı verdi. 330’un altında milletvekili çıkardık veya çıkarıyoruz diye biz kapımızı kapatmayacağız ve muhalefete gideceğiz” demişti. O irade bugün hükümet etme yetkisi vermedi; ama anayasa için her partiye görev verdi. Seçim döneminin gerginliğinden sonra uzlaşma ve istişare kültürünün gelişeceği bir ortam için fırsat oluşacak. Demokratik ve çoğulcu bir anayasa sürecini başlatmak ise, öncelikle 30 milyon seçmenin tercih ettiği AK Parti ile CHP’yi bekleyen en önemli ödev olacak…

90 yıllık biriken ve kronikleşen sorunlara neşter vuran bir parti olarak AK Parti’ye yeni dönemde de hatta bundan sonraki dönemlerde de ihtiyaç olacak. Paralel, ulusal, uluslararası çetelerin arzu ettikleri tablo sandıktan çıkmış olsa da, AK Parti koalisyonla da olsa yeni bir dönüşüm döneminin daha kapısını aralayacak. AK Parti’nin ikinci yarıyla devam edeceği yolda “CHP ile koalisyon” ihtimali en uzak, en yabancı, en sıra dışı görünebilir. 2023 vizyonunu, Yeni Türkiye ufkunu belki yavaşlatan, ancak 30 yıldır akan kanı tamamen durduran bir adım olacak bu formül. Kavmiyetçilik temeline dayanan politikalardan beslenen HDP’ye ve slogan milliyetçisi MHP’ye mahkum olmayacak bir sayısal çoğunluk, Yeni Türkiye ortak paydasında buluşarak yeni bir başlangıç noktası belirleyebilir.

AK Parti CHP koalisyonuna “hayırlı olsun” diyelim mi? Neden olmasın… AK Parti’nin CHP ile “mecburen” iktidar olması, içimize sinse de sinmese de Türkiye’nin bu badireden kurtulması için yegâne çıkış yolu… 2 yıl sonra seçime götürecek hükümet formülünde koalisyon gereği kerhen razı olunacak bildik birçok CHP dayatması, yine 75 milyonun karşısına dikilebilir… Umut edelim CHP ile kurulacak koalisyonda bu partinin darbeler dönemlerinden kalma eski Türkiye alışkanlıkları depreşmesin… Depreşirse ne yapalım, “Çözüm Süreci” ve “Yeni Anayasa” uğruna CHP’ye de katlanabiliriz…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.