Erol Sunat

Erol Sunat

“Aman karpuz kestim yiyen yok!”

“Aman karpuz kestim yiyen yok!”


Karpuzla ilgili o meşhur Ankara türküsünü bilemeyenimiz yoktur. Ankaralı Genç Osman’dan Nida Tüfekçinin derlemesiyle meşhur olan o güzel türkü, “Karpuz kestim yiyen yok” adını taşır.
“Aman karpuz kestim yiyen yok/ Aman halin nedir diyen yok” diye başlardı.
Zaman ne karpuz alacak, ne de karpuz kesecek zaman! Karpuzu karşıdan seyreden çok, yanına yaklaşan yok!
Pazar yerlerinde karpuz alamayıp da, karpuzcuların uzattığı tadımlık karpuzları boş geçmeyen, insanları da mı gören olmadı?
Keşke demek zevahiri kurtarmıyor! Gören gördüğünü, duyan duyduğunu anlatmıyor! Öyle olunca da, ortalık güllük gülistanlık sanılıyor! Sonrada ne var ki ortada, hani aç olan, hani bir şey alamayan, ben göremiyorum diye bir yığın laf uçuşup duruyor!
Karpuz alamayan, nasıl kessin karpuzu? Karpuz alamıyorum diye millet sokağın ortasında, pazarın ortasında çıkıp bağırsın mı? Benim insanım arından, edebinden, terbiyesinden böyle şey yapmaz!
Yapmaz amma, bunu yapmayacağını bilme ferasetini de göstermesi gerekenler göstermezse, aramıza örülen aşılması zor duvarları kaldırmazsa, karpuz kestim gelin dese, gelen de olmaz dönüp bakan da!
Yıldız Tilbe’nin,” Karpuz getir yiyelim” şarkısındaki “Karpuzlar yenmez oldu / Sıcaktan benzim soldu” “Karpuz kestim sulandı / Yedim başım bulandı” dizeleri tam bugünleri yansıtıyor!
“Dur daha karpuz kesecektik” diye bir reklam vardı ya hani!
Kim kesecek karpuzu? Para mı var? Biraz “-ecek”, biraz “-acak” laf-ı güzaf kucak, kucak!
Karpuzla ilgili söylenenleri toplayın alt alta, korkmayın toplayın, ne demiş atalar, “Zurnada peşrev olmaz ne çıkarsa bahtına!” ardından da “Kendim ettim kendim buldum” şarkısı gider mi gider!

*****
Yaz mevsiminde, üstelik tarım ülkesinde, kendi toprağında yetişen, yetiştirilen ürünleri alamamak ne demektir bilir misiniz?
Enflasyonun, ekonominin, alım gücünün bizi getirdiği durum böyle bir durum işte!
Alım gücümüzün olmadığını, kalmadığını anlatamıyoruz!
Neredeyse nasıl olmaz diye üzerimize yürüyecek olanlar var!
İnsanlar marketlerde meyveleri birer ikişer almaya başlayalı çok oldu!
Gidin rastgele bir markete, görün neler olduğunu! Görün nereden nereye gelindiğini!
Pazarlar ona keza! Bir karpuz alamayacak hale gelmişiz!
Çeyrek karpuzla yetinmek zorunda kalan insanların yüzlerine bakma cesaretiniz var mı?
Sevgili siyasiler, hemen yanı başınızda olan bizleri görmek bu kadar mı zor?
Tel tel dökülen halimizi daha nasıl görecek, daha nasıl anlayacaksınız?
Mayıs sonu Haziran başı! Gündem de ısındı, havalarda, piyasalarda!
Mesele karpuz meselesi olmasa da, yaz sıcağında insanı serinleten karpuz misali bir serinlemeye, serinletilmeye ihtiyacımız var! Onun için örneği karpuz üzerinden vermeye çalışıyoruz!
Serinliğin ilacı olan karpuzu tane ile alma imkanımız yoksa, kalmamışsa!
Ne yapsın karpuzcular?
Hem kendileri için, hem de müşterileri için bir kolaylık düşünmüşler!
Dilimlemişler karpuzu! Herkes alsın, her keseye uysun diyerekten!

*****
Karpuzcuların başında ki insanları hiç dinleyen oldu mu, dinlemesi gerekenlerden!
Ne günlere kaldık diyen diyene…
Bizi dilimle karpuz alma durumuna, çeyrek karpuza razı olma haline düşürenler utansın diyenlerin lafları ulaşacağı yerlere ne zaman ulaşacak?
Balık kavağa çıkınca mı?
Bir karpuz alamayan insanların var olduğu bir ortamda Avrupa bizi kıskanabilir mi?
Kıskanç Avrupa, çatla-patla emi!
Bir avro kaç lira? 17 liradan ses veriyor, yirmiye de göz kırpıyor bu arada!
Bir ise 50 liraya takıldık kaldık! Maziye bir bakıver şarkısı dilimizde!
Gözünü sevdiğimin 50 lirası! Artık hem kendimize, hem de sana üzülüyor ve kahrediyoruz.
İki litre benzin yada mazot ediyorsun! Bazı şehirlerde bir karpuz dahi etmediğin anlatılıyor!
Markete girsek, cebimizde, cüzdanımızda saklanacak yer arıyorsun, neye yeteyim, nerelere gideyim diyerek!
Pazara gitsek, küçük bir poşeti dahi dolduramaz hale geldim. Kusura kalma, yeminle bu suç benim suçum değil diye gözleri yaşlı bakıyorsun yüzümüze!
Karpuzla birlikte bir meyve daha alsanız elli lira benden buraya kadar diyor!
Kabahat karpuzda mı, elli lirada mı?

*****
O sebepten, bu sebepten, şu sebepten, Karpuzu dilimlemişler öyle satıyorlar! Bunun adı karpuz almak değil, nefsini köreltmek! Bu ülke Tarımın gözbebeği idi yakın bir zamana kadar.
Altın renkli başaklar göz kamaştırırdı ovalarımızda, envaiçeşit sebze ve meyve yetişirdi her şehrimizde…
Yetiştirilen o ürünlerin festivalleri ve şenlikleri yapılırdı coşkuyla…
Ne oldu?
Ne şenlik yapacak halimiz kaldı, ne festival! Bir demet maydanoz neredeyse beş lira! Çeyrek karpuz alan sevinmeye başladı!
Büyüklerimiz kendileriyle bizler arasına kalın ve yüksek duvarlar ördü öreli, ne sesimizi duymak istiyorlar, ne de yüzümüzü görmek! Öyle olunca da tok, açın halinden anlamıyor!
Sesimize ve derdimizi anlatmaya dahi belli ki tahammülleri yok!
Lakin; bugüne kadar her şey güllük gülistanlık diye anlatanların, anlatacakları ve uyduracakları yalan da kalmadı.
Yalancıların mumları da, kandilleri de, spot ışıkları da söndü! Hakikat, şalteri indirdi! Yalan yalan olduğundan kızardı, bozardı, batsın bu dünya dedi. Olurda böyle yalan olmaz dedi! Önceleri ben neymişim diye ayakları yere değmiyordu! Sonraları, yalanında bir raconu, bir haysiyeti var icabında diye düşünmeye başladı! Yalan ve yalancılıkta bir yere kadar dedi, topladı tasını, tarağını, gitmeye hazırlanıyor! Lakin; Yalan bulur yolunu, giderim der, gitmez diyenleri de dikkate almakta yarar var!

*****
Yaz geldi, canım karpuz çekti, alamıyorum diyene…Bir karpuz alacağına, yarım al, olmadı çeyrek kapuz al, bak karpuzcular nede güzel sizleri düşünmüşler. Her keseye uygun karpuz formülü geliştirmişler. Yiyin afiyet olsun der gibiler.
Keşke, bolluk içinde yokluk, varlık içinde darlık çekenlere döndüğümüzü bir bilen, bir merak eden olsaydı!
Nereye gitti o bizim dilimizden anlayanlar? Nereye gitti o halimizden bilenler! Neredeler? Nereye kayboldular? Nerede olduklarını bilen, gören var mı?
İnsanımızı anlaması gerekenlerin etrafını saran ve kuşatanlar öylesine ileriye gittiler ki, artık duramıyorlar! İşler şirazesinden çıktı. Kantarın topuzu bu sefer olmadığı kadar ağır bir şekilde kaçtı! Onun içindir ki, “Aman Karpuz kestim yiyen yok / Aman halin nedir diyen yok” türküsünün ilk iki dizesi dilimizde!
Her şey kördüğüm. Dert yüklü, gam yüklü her hane, bir dilim karpuz bahane!

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
Erol Sunat Arşivi
SON YAZILAR