Akif Kuruçay

Akif Kuruçay

Yazarın Tüm Yazıları >

Batıl

A+A-

Batıl

“İnsan kesinliklerle yola çıkarsa şüpheye varır, ama şüphe ile başlamaya razı olursa, kesinliklere ulaşır.” demişti Francis Bacon.

Kesinliğin en kısa tanımı, “göreceli olmayan” şeklinde. Mesnevi, kesinliği yani hakikati fil örneği üzerinden irdeler. Mevlana, fil hakikatine varmak için file önden, arkadan, yahut filin sağından solundan bakmanın yetmeyeceğini anlatır. Önden bakana fil nedir diye sorulduğuna bize “yumuşak, uzun su fışkırtan bir borudur” diyerek filin hortumunu tarif edecekken yanda duran “tırnakları olan dört koca silindir” der. Arkadan bakan için ise fil, ipince bir kuyruktan ibarettir. Oysa fil, ne salt hortum ne bacak ne kuyruk ne de kulaktır. Ne var ki hepsinden ibarettir. Filin kesin bilgisine ulaşmak için etrafını dört dolaşmak da yetmez. İki yön daha gerekli.

Yine Mesnevi, hakikati kâmilen anlayabilmenin yolu için altı yönden bahseder. Doğu, batı, kuzey, güney –ön arka sağ sol- olarak bildiğimiz düzlemsel lineer boyutuna aşağı ve yukarı yönlerini de ekleyerek gerçeğe derinlik katar.

Heisenberg’in belirsizlik ilkesi ise kesinliklere bambaşka bir bakış kazandırır. Bu gözlemci etkisidir; görüntülenen kendisini gözlemleyen olmadığı müddetçe yoktur demek gibi bir şey bu. Kuantum fiziğinin temeli; bakan-izleyen- bir göz var iken parçacığın yönünün değişmesidir. İnsan eşyanın hakikatine eğildikçe ve onda bir anlam bulma uğraşısına girdikçe gözlemleyecek, düşünecek, tefekkür edecek. Zihnin ulaştığı kesinlik, içerisinde ölü mü diri mi anlaşılamayan Schrödinger'in Kedisi’nden farklı değildir. Batıl mı hakikat mi?

Girişte sözünü naklettiğim Bacon, “evrenin başıboş olduğunu düşünmektense, kutsal metinlere inanırım daha iyi. Az düşünce, insan zihnini Tanrıtanımazlığa götürür ancak düşüncede derinlik, insanların zihinlerini dine döndürür,” demek suretiyle gerçek algısında derin yarıklar açan görülü, verili kaypak bir alandan rasyonel olmayan bir alana, inancın kıyılarına sığınıyor.

Bu fiziki yasaları hâle uyarlarmayı denesek ne ile karşılaşırız, merak ediyorum. İçtenliğin boyutunu ve hacmini kavrayacak bir veriye ulaşabilmeyi çok istiyorum çünkü. Mümkün olur mu bu?

***

Fi tarihinde “Müslüman Hazreti İsa” kitabını okurken dikkatimi çekmiş, altını çizmişim. Hz. İsa, yük taşıyan eşeğin başında Şeytan'ı yürüyor hâlde görünce ona bu yüklerin ne olduğunu sormuş. Şeytan, “Alıcısını aradığım mallardır.” diye yanıtlamış. Sonrasında aralarında şöyle bir diyalog geçmiş:

“Nedir bu mallar?”

“İlki zulümdür.”

“Kim alır bunu?”

“Hükümdarlar alır. İkincisi gururdur.”

“Onu kim alır?”

“Devlet yöneticileri... Üçüncüsü ise kıskançlıktır.”

“Ya onu?”

“Din âlimleri!”

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT