Çanakkale İçinde Yüreği Acıtmak

            Bu yıl coronavirüs kabusu nedeniyle Çanakkale Zaferinin 105. Yılı etkinlikleri yapılamayacak gibi görünüyor. Doğrusu, törensel etkinliklerin insanlar üzerinde çokta etkili olduğunu düşünmüyorum. Esas olan, toplumun Çanakkale Zaferini gerçekleştiren atalarımızın ruhuna ne kadar sahip olup olmadığıdır.

            Kuru kuruya nutuk atmak yerine bu ruha sahip olabilmek için toplumun Çanakkale Zaferi ile ilgili bazı hususları bilmesi ve gerekenleri yapması gerektiğini düşünüyorum.

            Çanakkale Zaferi’nin gerek Türk-İslam ve gerekse dünya tarihi içindeki yeri tartışılmaz olup savaşın nedenleri sonuçları ve süreçleri üzerinde değil; sorulması ve sorgulanması gereken bir kaç husus üzerinde duracağım.

            Çanakkale Zaferi’nden her bahsedildiğinde samimiyetle ifade ediyorum iki husus hep yüreğimi acıtmaktadır.

            1-Bu büyük zaferin kazanılmasında en önemli paya sahip olan II. Abdulhamit’ten hiç bahsedilmemesi, hatta bilinmemesi, en acısı öğretilmemesi! 

            Çanakkale’ye gidip görenler bilir. Boğazı savunmak için yapılan ve büyük toplarla güçlendirilen tabyalar vardır. Bu tabyaların hazırlanması, Almanya’dan getirilen büyük topların buralara yerleştirilerek savaşa hazır hale getirilmesi II.Abdühamit tarafından yapılmıştır. Kendilerine çok güvenen İtilaf Devletlerinin donanmaları boğazı geçemediyse buradaki esas pay sahibi II. ABDÜLHAMİT’tir.

            Sadece bu kadar değil; savaş sırasında İstanbul’da gözetim altında tutulurken bile bilgi, tecrübe ve kararlı tutumuyla savaşın gidişatına görüş ve tavsiyeleriyle büyük katkı yapmıştır.

            2-Çanakkale Boğazını geçemeyen İtilaf devletleri 13 Kasım 1918 tarihinde İstanbul’u işgal ettiler ve 6 Ekim 1923 tarihine kadar kaldılar. Bir çok insan gibi ben de hep kendi kendime sordum:

            -Çanakkale geçildi mi geçilmedi mi?

            Elbette ki tarihi olayları değerlendirirken bir çok etkeni de göz önünde bulundurmak gerekir. 1915’te geçilmenin sonuçları ile 1918’de geçilmenin sonuçları aynı olmasa da iki yıl sonra Çanakkale geçilmiş İstanbul’a girilmiştir. Başta İngilizler olmak üzere İtilaf güçlerinin İstanbul’da yaptıkları zulüm, öldürme ve namussuzlukların hattı hesabı yoktur.

            -Öyleyse, ülkemizin geleceğine yön verecek olan yüzbinlerce genç fidanlar, en önemlisi ülkenin geleceğine yön verecek beyinler neden yok olup gittiler?    

            -Diyeceksiniz ki, bu durumu bugün sorgulamanın ne faydası var?

            Esas sorgulanması gereken, ders alınması gereken zaman bu zaman! Çünkü, geçmiş, geçmişten ders alınabilirse kıymetlidir. Geçmişten ders almayıp geçmişle övünmenin bir faydası yoktur. Bugüne gelelim:

            Maalesef Çanakkale geçilmiş İstanbul’a girilmiştir! Bırakınız Çanakkale’yi, İstanbul’u; evlerimize, hatta beyinlerimize kadar girilmiştir.

            -Övündüğümüz, övünmekten şişindiğimiz “Çanakkale Ruhu” nerede?

            -Çanakkale Zaferi’nin kazanılmasında milletimize güç veren “İMAN” nerede?              

            -Dünya üzerinde hiçbir coğrafyada bu kadar şehidin bir arada bulunduğu yer olmayan Gelibolu Yarımadası ne durumda?

            -Şehitlerimizin ruhunu incitiyor muyuz?

            Her Çanakkale konusu açıldığında şunu dile getiriyorum: Gelibolu Yarımadası’nda bulunan yerleşim yerleri o bölgeden taşınarak bölge tamamen “Manevi Alana” dönüştürülmeli; bölgede özellikle içki ve içki gibi her türlü şehitlerimizi incitecek kötü fiillerin işlenmesine engel olunmalıdır.

            Ya düşünün Allah(cc) aşkına! Her metrekaresinde şehitlerimiz yatmaktadır. Şehitlik makamı; Peygamberler makamıdır. Şehitlerimizin yattığı mezarlarda Peygamberler mezarı gibi kutsaldır. Bunu her Müslüman bir değil; bin kere düşünmeli!

            -Uzatmayacağım; uzattıkça yüreğim acıyor!

            Müsaade edin şu kadarını da söyleyeyim: Müslüman bir ülkede: içki, zina, riba ve daha bir çok Allah’ımızın yasakladığı fiiller aleni işleniyor.

Televizyonlarımızda yayınlanan dizi ve diğer programlar her türlü gayri ahlakı yaşamı teşvik ediyor ve bunun etkilerini başta gençlerimiz olmak üzere toplumun tüm katmanlarında görebiliyoruz.

Kültürümüz, inancımız emperyalist kuşatma altında olup kendi medeniyetine yabancı nesillerin yetişmesine engel olamıyor, engel olacak çalışmalar çok yetersiz kalıyor; buna mukabil dinimiz İslam çocuklarımıza küçük yaşlardan itibaren öğretilemiyorsa ben değil siz söyleyin:

            -Çanakkale geçilmemiş oluyor mu?

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum