ENGELLER FIRSATTIR!

İhtiyacına ve aczine merhameten her şey emrine ve hizmetine verilen, dünyada misafir olarak bulunan insan, mükellefiyetini taşıdığı değerlere sahip çıkmakla mükelleftir ve hareketlerindeki ölçüye dikkat etmek zorundadır.

 

Hayatı yaşamak sanıldığı kadar zor değil ama kolay da değil… Aslında biz insanlar, birbirimizin hayatını zorlaştırıyoruz. Kendi isteklerimizi başkalarına dikte etmeye çalışırken, onların ne düşündüklerine önem bile vermiyoruz.

 

Bu durum insanın şahsında ne kadar bencilce ise, karşı tarafa anlayışla yaklaşmak bir o kadar da nezihtir, insancadır. Evet, bilerek ya da bilmeden yaptığımız bu dikteleri önemsersek, yaşantımızı bir düzene sokmuş oluruz.

 

Hareketlerimizdeki ölçüye çok dikkat etmemiz, saygınlığımızı artırır. Zira hareketteki ölçü bir ruh işi, gönül işidir. Engel olmak kolaydır fakat mühim olan engeli kaldırmaktır. Sana nasıl davranılmasını istiyorsan, sen de başkalarına öyle davranmak zorundasın.

 

Budalaca bir soru sorarsanız, emin olun ki, budalaca cevap alırsınız. “Halk yanında mahcup düşmemek için, elinle koymadığın şeyi yerinden kaldırma” demişler. Ne de güzel demişler. Kendin beğenmediğin bir şeyi, başkasına yakıştırma arkadaş, benden söylemesi…

 

Yunus Emre ne güzel söyler: “Kendimi kendim yetiştirdim, kendim ister kendimi. Kendime kendim gerekse, bula kendim kendimi...”                                                                                                                                                                   

Eski zamanlarda bir kral, saraya gelen yolun üzerine kocaman bir kaya koydurmuş, kendisi de pencereye oturmuştu. Bakalım neler olacak? Ülkenin en zengin tüccarları, en güçlü kervancıları, saray görevlileri birer birer geldiler, sabahtan öğlene kadar.

 

Hepsi kayanın etrafından dolaşıp saraya girdiler. Pek çoğu kralı yüksek sesle eleştirdi. Halkından bu kadar vergi alıyor, ama yolları temiz tutamıyordu. Sonunda bir köylü çıkageldi. Saraya meyve ve sebze getiriyordu.

 

Sırtındaki küfeyi yere indirdi, iki eli ile kayaya sarıldı ve ıkına sıkına itmeye başladı. Sonunda kan ter içinde kaldı ama kayayı da yolun kenarına çekti. Tam küfesini yeniden sırtına almak üzereydi ki, kayanın eski yerinde bir kesenin durduğunu gördü. Açtı. Kese altın doluydu. Bir de kralın notu vardı içinde.

 

"Bu altınlar kayayı yoldan çeken kişiye aittir" diyordu kral.

 

Köylü, bugün dahi pek çoğumuzun farkında olmadığı bir ders almıştı.

 

"Her engel, yaşam koşullarınızı daha iyileştirecek bir fırsattır." 

 

Selam ve muhabbetle…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.