HER GÜNÜMÜZ BAYRAM GİBİ OLSUN...

Bayramlar, birlik ve beraberliğin pekiştiği, kardeşlik, dostluk, sevgi ve saygı duygularının paylaşıldığı dinî bayramların millet olma şuuruna ermenin temelidir.

Bayramların toplumun manevî zenginlik kaynaklarıdır.

Dinî bayramlar, bireyleri ortak duygu ve düşüncelerde buluşturarak, üzüntüde ve kıvançta birleştirmekte ve bu değerlerin içtenlikle yaşanmasını sağlamaktadır.

Huzur ve barış ortamının değerini iyi bilerek, kötülüklerden uzaklaşarak, insanlara iyi davranmayı bir yaşam ilkesi olarak benimseyerek, çevremizdekileri de buna teşvik etmeliyiz.

Güçlü bir toplumsal yapının oluşturulması, öz değerlerine bağlı, çalışmayı, güzel ahlaklı olmayı ilke edinen erdemli kuşaklar yetiştirilmesi ile mümkündür.

Bu sebeple, birey ve toplum yaşamında çok önemli bir yeri bulunan bayramları, çocuklarımıza anlamına uygun biçimde yaşatmalıyız.

Millî ve manevî değerlerimize sahip çıkarak, yardımlaşma, dayanışma ve hoşgörü duygularını benimsettiğimiz sürece, inanıyorum ki daha güzel günlere ulaşacağız.

Dinî bayramlar; toplumların fertlerinin birbirlerine sevgi ve saygı ile yaklaşma, yardımlaşma, birbirlerinin gönlünü alma ve yakınlaşma, mutluluk ve sevgi huzuru dolu dolu yaşama günleridir.

Bayram, sevinç ve neşe günü demektir.

Öteden beri her milletin birçok milli günleri, millî bayramları ve dinî bayramları vardır, her toplum bu bayramlarını kutlar.

İnsanlara yeni bir heyecan ve çalışma zevki kazandırır.

Diğer zamanlarda insanların gözüne benlik, çok kâr etmek, çok çıkarcı ve acımasız olmak, fakir ve fukaranın hâlini bilip anlamamak, insanları kırmak zarar vermek gibi olumsuz duygu ve davranışlar Bayram’da azalır, yok olur.

Toplumu birlik beraberlik, kardeşlik ve dayanışma içinde tutan, saygı ve sevgi temelinde insanları birleştiren önemli günlerdir bayramlar…

Özellikle bayram günlerinde hiç olmazsa Müslümanların birbirlerine tebessümle muamele etmesi, bayram neşesinin yaşanmasına ve muhabbetin artmasına vesile olur.

Tebessümü unutan ve birbirlerine asık bir yüzle bakan bir toplumda sevgi ve saygı hâkim olmaz.

Peygamber Efendimiz’in mü’minlerin birbirlerine tebessüm etmesini bir sadaka olarak nitelendirmesi, bu hususun mühim bir mesele olduğunu göstermektedir.

Bu konuda hadis-i şerifte şöyle buyrulmuştur:

“Müslüman kardeşinin yüzüne gülmen, senin için bir sadakadır.”

Bayramlar, sevginin doyasıya yaşandığı bir zaman dilimidir.

Sevgilerin paylaşılarak ziyadeleştiği gibi, üzüntülerin de paylaşılarak hafiflediği bilinmektedir. Bayram günleri aynı zamanda Müslümanların birbirlerinin üzüntülerini hafifletmek için önemli bir fırsattır.

Bu sorumluluğu Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle dile getirmiştir:

“Birbirlerini sevmekte, birbirlerine acımakta ve birbirlerine şefkat etmekte mü’minlerin durumu bir bedene benzer.

O bedenden bir organ hastalanırsa diğer organlar da uykusuzluk ve humma (ateşlenme) gibi sebeplerle ondan etkilenir.”

İslâm coğrafyasının çeşitli yerlerinde işgallerin devam ettiği, gözyaşlarının aktığı, kanların heder edildiği, açlık ve sefaletin yaşandığı, aralarına ekilen nifak tohumlarının yeşermesinden dolayı mü’minlerin birbirlerine acımasız davrandığı bir ortamda, yukarıda hadisi şerifte verilen mesajı iyi anlamanın gereği ortadadır.

Mehmed Akif Ersoy’un şu mısralarını da hatırlayarak bayram mesuliyetinin büyüklüğüne dikkat çekmenin yararlı olduğunu düşünüyorum:

Hiç sıkılmaz mısınız Hz. Peygamber’den?

Ki uzaklardaki bir mü’mini incitse diken,

Kalb-i pâkinde duyarmış o musibetten acı.

Sizden elbette olur ruh-ı Nebi davacı.

Her günü Bayrammış gibi yaşayalım ve çevremize yaşatalım inşallah..

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.