Uğur Özteke

Uğur Özteke

BAYRAM’DA SEVEBİLDİNİZ Mİ? SEVİLDİNİZ Mİ?

BAYRAM’DA SEVEBİLDİNİZ Mİ? SEVİLDİNİZ Mİ?

Çok şükür bir bayramı daha sağ salim geride bıraktık. Yaşımız kaç olursa olsun hala gerçekleştiremediğimiz hayallerimize, elde etmek için gözümüzü karattığımız heveslerimize rağmen gelin hep birlikte içinde bulunduğumuz duruma defalarca şükredelim.

Bayram öncesi küçük ve kısa bir yurt dışı turu daha yaptık.

Yani Türkiye’nin dışında gelişmek için çırpınan bir ata yurdunu, sonra İstanbul’u sonra tekrar bizim benim şehrime döndük.

Elbette hepimizin herkes gibi fani yaratılmışlar olarak doymak bilmeyen freni olmayan isteklerimiz var.

Mesela ben şahıs olarak birici derece yakınlarım ile hiçbir hastalık hastane hapishane durumu olmadan huzurlu mutlu bir bayram yaşadım.

Ama bu satırları yazmak için bilgisayarın karşısına geçmeden bir dostumun göndermiş olduğu gerçek hayat niteliğinde ki bir yaşanmışlık ağlattı. Önümde duran ve bugün için yarın için yazmak için not aldığım kağıttaki satırları da aldı götürüverdi.

Haaa bayramın ikinci günü yine birinci dereceden bir yakınımın komşusunun 37 yaşında engelli bir evladının akülü arabaya kavuşması anı, sonra arabasına kavuştuktan sonra şehri turlaması.

Babasının haberi olmadan Meram Belediyesi önünden Mevlana Meydanına oradan da Nalçacı Caddesinde ki evlerine gelmesi o anlarda ailenin evlatlarının kaybolduğunu sanması sonradan            

Yaşadıklarını dinlerken artık ağlıyordum.

Cenab-ı Allah’ım kimseyi ağlatmasın. Ama hayatın acı yönünü görürken şükretmemiz gerekenlerin de kıymetini bilmeliyiz.

Durun hemen işi duygusallığa bağlamayalım.

Biz yine hayatın ve güzel Konya’mızın gerçeklerine dönelim.

Hatırlıyorsunuz değil mi bayram haftasında bayram yaklaştıkça yazılarımızda şehrin eksikliklerine ve acı gerçeklere dokunmama adına yavaş yavaş ayağımızı gazdan çekmiştik.

Ancak sizlerden gelen istek ve şikayetler hiç durmamıştı. Onları sanmayın çöpe attık. Hepsini sakladık. Kısa kısa hafta içerisinde bunları da değineceğiz ve durumu yetkililere ileteceğiz.

SAYIN VALİM “BAYRAM BURNUMUZDAN GELDİ”…

Beni bir kenara atın. Bayram süresince kiminle konuşsak 4 kişiden üçü 20 saat durmaksızın sokak ortasında cadde ortasında evlerin arasında atılan mantarlar, atomlar, patlayıcı maddeler 7 den 77 ye herkesin huzurunu kaçırmıştı.

Sayın Valim sizin bu konuda ve şehrin her sıkıntısında, her Konyalının probleminde göstermiş olduğunuz samimiyeti hassasiyeti biliyoruz. Ve bir bayram ziyaretinde bir eğitimcinin dediğini affınıza sığınarak size iletmek istiyorum.

Nalçacı’da hocamızın evinin balkonunda oturuyoruz. Sürekli patlayıcılar atılıyor. Bizim yazılarımızı da takip eden abimiz “Senin bu patlayıcılar için hassasiyetini biliyorum. Bu konuda ç ok da yazı yazdın. Vali Beyde bunları yasakladı. Ama bu iş bu yasakla çözülmez. Çoluk çocuk bu patlayıcıları nereden alıyor? Polis isterse bu işi kaynağından kurutur. Sattırmaz. O zamanda bunları atmayın patlatmayın diye yasak koymaya gerek kalmaz” diyordu.

Vallahi bence de doğru söylüyordu.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti Allah’a çok şükür en basitinden yakın tarihte Asala’sından PKK’sına, PKK’sından FETO’suna isterse (!) diplerine inlerine iner yok eder ve kurutur. Devletimiz için güvenlik kuvvetlerimiz için bu patlayıcılar meselesi çekirdek çitlemek kadar basit.

Ama bizi yönetenler yeter ki bunu istesinler.

PİS MİLLETİZ VESSELAM

Bayram süresince şehirde dikkat çeken ve üzülerek izlediğimiz bir diğer konu ise pisliğimiz idi. Bu konuda ben şahsi kanaatimi söylemeyeceğim. Ama pisliğimize dayanamayan ve bir yerde vitesten atan Meram Belediye Başkanı Sayın Mustafa Kavuş sosyal medyada isyanları oynuyordu.

Bakın Kavuş pislik halimize fotoğraflarla ne diyordu;

yeni-1-001.jpg

yeni-2-001.jpg

“Bayram günü canınızı sıkmak istemezdim. Ama bir hatırlatma yapmak zorundayım. “Çöp kovaları çöpleri içine atmak içindir” Bir yandan sevap kazanmaya çalışırken bir yandan da kul hakkına girmemek lazım”… 

………….

Yaaaa bunu sade bir vatandaş dese ya da biz yazsak bizi linç etmeye kalkarsınız değil mi?

İşte pisliğimiz ve sevap kazanma noktasında ki durumumuz maalesef bu baylar bayanlar.

Allah sizi inandırsın çöpümü atmak için çöp bidonlarının yanına yaklaşamadım. Çünkü çöp bidonlarının 2 metreye kadar çevresi et ve kemik yani kurbanlıkların geride kalanları ile dolu idi. Haaa fotoğraflarını da çektim. Yazacaktım.

Ama Sayın Kavuş bu konuda beni kurtarmış oldu.

 

BAYRAM, SEVGİ VE

BECKENBAUER HİKAYESİ

 

Taaa çocukluk yıllarımdan arkadaşım kayısı çekirdeği, bilya, gazoz kapağı oynayarak büyüdüğümüz, bilyalı arabalara bindiğimiz arkadaşım Rahim, dün sabah biraz sonra sizlerle aşağıda paylaşacağım yaşanmış bir olayı göndermiş. Okudum, okudum ve bir daha okuyup ağladım.

Gelin birlikte okuyalım;

“Beckenbauer diye bir adam.

Alman futbolunun yetmişli yıllardaki yakışıklı, başarılara doymayan, kazanmadık kupa bırakmamış futbolun profesörü bir adam. Erken evlenmiş, üç çocuğu olmuştur.

Oğlu Stefan'da başarılı bir futbolcudur, goller atmaktadır ancak babası kupalar kaldırmaktan stada gelip oğlunun maçını izleyememekte, onu alkışlayamamaktadır.

Herkesin babası statda olur ama Stefanın babası yoktur.

Futbolu bırakınca Beckenbauer Alman futbolunun başına geçer ve yüksek başarılarına devam eder. Dünya şampiyonlukları vs. hepsini kazanırlar. 

Kırklı yaşlarını geçince Beckenbauer, o başarılı adam artık futboldan ayrılıp evine dönmeye karar verir.

Stefan, babasının kokusunu ilk defa babası kırk iki yaşına geldiğinde hissedebilir. Artık çok mutludur Stefan.

Ailesiyle mutlu yaşamayı hayal eden Beckenbauer kısa bir zaman sonra oğlu Stefan'ın kanser olduğu haberiyle sarsılır.

Amerika'dan Avrupa'ya bütün dostlarının sahiplenmesiyle oğlunu muayene ettirmediği doktor kalmaz. En son Fransa'da bir hastane merdivenlerini çıkarken Stefan merdivenlerde biraz bitkin, merdivenlere yığılır.

Kendisini tutup kaldırmak isteyen babası Stefan'ın ağzından dökülen şu sözlerle sarsılır. Stefan, babasına

“Baba, biliyor musun, senin kaldırdığın o kupaları biz hiç sevmedik. Sen maçları kazanıp kupa kaldıracağın zaman annem televizyonun açık olduğunu fark ederse televizyonu kapatırdı. Biz senin kupalarını hiç sevmedik baba" der.

Dünya futbolunun yıldızı, bir sözü iki edilmeyen koskoca Beckenbauer Fransa'da bir hastane merdiveninde oğlunun sözlerine hüngür, hüngür ağlamaktadır.. 

Aradan geçen üç ay zarfında oğlu Stafan'ı kaybeder Beckenbauer.

Bugünlerde kimselerle görüşmek istemez bu futbolun devi. Kendisiyle konuşma fırsatı bulanlara şunu söyler “Kazandığım bütün kupalarımı alın, bana, Stefan'a sarılabileceğim iki dakika verin”

………..

Ne dersiniz?

Sevdiklerinize sarılmayı ertelediniz mi?

Sevginin varlığı zaten bayram mı?...

GÜNÜN OKKALI SÖZÜ

Mutlu olduğum için değil güçlü olduğum için gülebiliyorum.

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Anneler yanlarında bulunan üç dört çocukları ile caddelerde yaya geçitlerinin olmadığı bölümlerde karşıdan karşıya geçmek için hızla gelen araçlara rağmen kaldırımdan inip yomlun üzerinde beklemedikleri ve çocuklarını tehlikeye atmadıkları zaman daha iyi ADAM oluruz.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
16 Yorum
Uğur Özteke Arşivi
SON YAZILAR