Mustafa Balkan (Tarih Yazıları)

Mustafa Balkan (Tarih Yazıları)

Nefis putuna tapanlara bak!

TARİHE YOLCULUK (154)

Bütün kötülüklerin anası olan nefis putuna tapalı, “fare ambarımızı çoktan delmiş de, bundan kimsenin haberi olmamış! Günahların her tarafı istila ettiği günümüzde, sevabı ön plana çıkaranlara bir bak hele!..

Hazret-i Mevlânâ, bir beyitinde “Su, geminin içine girerse onu batırır. Altında bulunursa, onu yüzdürür.” diyor. Yâni insan nefis ve şeytana hâkim olsa derecesi artar, sâhil-i selâmete ulaşır. Fakat, o iki düşmana mahkum olursa, ilerleyemez, batar.

“Şeytan, insanları aldatmak için Cenab-ı Haktan bir takım tuzaklar ister. Kendisine altın, gümüş, at, yiyecek-içecek, elbise, şarap ve çalgı gibi şeyler verilir. Bunlardan o derece hoşlanmaz. Fakat kadın da verilince, şeytan sevincinden ellerini çırpıp oynamaya başlar.”

İşte bu sahneyi biz, geçen sene Tiyatro Yönetmeni Tolga Özenç Özençel’in, Hz. Mevlâna’nın yedi vaazının derlendiği Mecâlis-i Seb’a adlı eserinden uyarlanarak sahneye başarıyla aktardığı Barsısa adlı iki perdelik oyunda yaşamıştık. Oyunun sonunda sahnedeki şeytanı alkışlayacağım aklımın ucundan bile geçmemişti. Cenab-ı Mevlâ, kadını “süslü, püslü” yarattığı ve insanlara o şekilde gösterdiği için insanın en çetin imtihanları kadınlar, oğullar, altın, gümüş, atlar, sağmal hayvanlar ve ekinlerle oluyor.

O şeytan yok mu o şeytan! Bizim geçeceğimiz sokak, cadde ve yolların üzerine gayet rahat bir şekilde kurularak “O, kuşu aldatıp tutmak için ıslık çalan avcıya” benzemek suretiyle “kuş gibi ötmesi” yok mu…

24232403_10212396178831981_3202906082566126018_n.jpg

Bütün kötülüklerin anası…

Nasıl içki (alkol) bütün kötülüklerin anası ise, nefis de öyledir. Mevlâna, bunu bize şöyle bir temsille anlatır: “Biri annesini öldürür. ‘Niye anneni öldürdün?’ derler. ‘Zina yapıyordu’ cevabını verir. ‘Anneni öldüreceğine adamı öldürseydin’ dediklerinde şöyle der: ‘Her gün bir adam mı öldürmeliydim?’

Mevlânâ diyor ki, “Ey insan! O kötü tabiatlı ana senin nefsindir ki, onun fesadı her tarafa yayılmıştır...” diyor. Meram’dan şehir merkezine kadar o cadde üzerindeki parklardan tutun, Kültür Park, Alaaddin Tepesi ve Nene Hatun Parkı’na varıncaya kadar “o kötü tabiatlı ana”nın fesadının nerelere kadar yayıldığını görebilirsiniz. Bir put olarak karşımıza çıkan ve muhatabına değişik hilekârlıklarda bulunan bu koca nefis, sanki “Mecnun’un devesi gibidir. Mecnun, devesini Leyla tarafına sürer. Fakat, gaflet ederse, deve onu kendi yavrusu tarafına geri döndürür.” Yâni akıl dahi nefsi Mevla’ya yöneltirken, eğer gafil davransa, nefis hemen süflî şeylere onu sevk eder.

 

Leyla ile Mecnun’un aşkı…

Doğrusu, sevgili Yönetmenimiz Tolga Bey’in Leylâ’sı “…ile Mecnun”unu merak etmiyor değilim. Leyla ile Mecnun dendiği zaman elbette ilk akla gelen “aşk” oluyor. Tek perdelik bu oyunda Hallacı Mansur’u Alpay Ulusoy, Yunus Emre’yi Korel Cazayirli ve Mevlânâ Celâleddin Rûmî’yi ise Ahmet Yenilmez canlandırıyorlar. Hallacı Mansur, Koca Yunus ve Mevlânâ, aşk, nefs ve şeytanla ilgili bakalım ne hikmetli sözler söyleyecekler. 8-16 Aralık 2017 tarihleri arsında saat 20.00’da başlayacak olan Dilek Sabancı Devlet Konservatuvarı Sahnesi’nde perdeden, izleyenlerin gözleri ile kalplerine bakalım hangi aşk fısıltıları girecek!..

İnci mi kıymetli, yoksa arpa danesi mi?

İnsan, nefsi ve cibilliyeti itibariyle peşin lezzetlere mübteladır. “Onlar, dünya hayatını ahirete tercîh ederler” (İbrahim/3) ayetinin ifade ettiği gibi, “varsa da yoksa da dünya” der. Bu, “kırılmaya mahkûm cam şişelerini, bakî elmaslara tercîh etmek” gibi bir divaneliktir. Mevlâna, insanın bu gafletini şöyle belirtir: “Çocuk gibi her an elindeki inciyi satıp, yerine ceviz almaktasın.”

Şu temsil de, aynı mânâyı takviye eder: “Horozun biri çöplükte eşinirken bir inci bulmuş. ‘Keşke buna bedel bir arpa tanesi bulsaydım’ demiş.”

“Fare, ambarımızı delmiş…”

İnsanoğlu, bir yandan sevap kazanırken, diğer yandan da günahlara dalar. Mevlânâ şöyle der: “Fare, ambarımızı delmiş. Onun hîlesinden ambarımız harab olmuştur. Ey can! Evvela, farenin def’i çaresine bak, sonra buğday toplamaya çalış.”

Yani, günahlardan uzak kalmak, sevabı işlemekten önce gelir. Özellikle, günahların her tarafı istila ettiği günümüzde, bu daha da önem kazanmaktadır.

 

YARIN: Hz. Mevlânâ ve Mesnevî-i Şerif’deki Mirac olayı…

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.