Muzaffer Kırmacı

Muzaffer Kırmacı

ORUÇ TUTMAK AÇ KALMAK MIDIR?

      Bugüne kadar böylesi bir ramazanı hiç yaşamadık.

      Duamız ve niyazımız odur ki, bir daha da yaşamayız inşallah.

      Öyle veya böyle. Mübarek ramazan bereketi ile beraber geldi.

      Zaten bu ay, rahmet, bereket ve bağış ayı değil mi?

      Ramazandan önceki soframızla, ramazandaki soframıza baktığımız da, bereketi fark ediyoruz.

      Bizim soframız bereketleniyorsa, fakir fukaranın sofrası da bereketlenmeli.

      Onlar da bu mübarek aydan nasiplerini almalı.

      O zaman Müslümanlara bir görev düşüyor.

      Hali vakti yerinde olan kardeşlerimiz zekat, fitre (varsa) fidye gibi yükümlülüklerini ramazanın son günlerini beklemeden, mümkünse hemen yerine getirmeliler.

      İhtiyaç sahibi kardeşlerimiz de ramazanın başında ihtiyaçlarını görsünler ki, bizler de gönül huzuru ile oruçlarımızı tutalım.

      Bizler şen şakrak ramazanı idrak ederken, ihtiyaç sahipleri bir tas çorbanın hesabını yapmasınlar.

      Akvaryumdaki balıkların, kafesteki kuşların yemlerini ihmal etmiyorsak, fakir fukara, garip gurebanın da hakkını ihmal etmemeliyiz.

      Bildiğiniz üzere, Allah’ın bizim aç kalmamıza ihtiyacı yoktur. Oruç tutmanın bir çok hikmetinin yanında en önemlisi aç insanın halinden anlamamızdır. Yani bir nevi empati yapmamız gerekiyor.

      Öte yandan. Evde küçük çocuklarımız varsa, onların gönüllerini ramazana ısındırmalıyız.

      Bunun için zaman zaman onları da sahura kaldırarak, manevi havayı yaşamalarına vesile olmalıyız.

      Yavrularımızı teşvik etmek için ödüllendirmeliyiz.

      Yarınlarımız olan çocuklarımızı, İslâm ahlakı ile terbiye etmeliyiz.

      Erkek egemen bir ülkede yaşıyoruz.

      Lafa geldi mi kadınlar baş tacı. Allah'ın emaneti. Ama icraata baktığımız zaman hiç de öyle değil.

      Ülkemizdeki kadın cinayetleri de gösteriyor ki, erkekler eşlerinin kıymetini bilmiyor.

      Hanımlar, ramazanda sair zamandan çok daha fazla yoruluyorlar.

      Çünkü normal rutin işlerine ilaveten, iftar ve sahur telaşıyla daha fazla efor sarf ediyorlar.

     İftarda herkes karnını doyurup bir kenara çekildiğinde hanımlar mutfağı derleyip toparlama derdindedir. Çünkü arkadan sahur hazırlıkları başlayacak.

      Erkekler ayaklarını uzatacaklar, tiryaki ise sigarasını yakacak. Eşinden de çayını kahvesini isteyecek. Arada bir de kızacak. “Nerede kaldı benim kahvem?"

      Ama evin hanımının böyle bir lüksü olamaz. Çünkü o kül kedisi gibi mutfağı toparlamakla meşgul.

       Beyler. Allah’ın emaneti olan eşlerinize biraz nefes aldırın.

      Ben, eşimin iftarda ne kadar yorulduğunu gördüğüm için, sahuru hep ben hazırladım.

      Beni zorlayan hiç bir şey yoktu.

      Sahuru hazırladıktan sonra, evin ahalisini uyandırmanın mutluluğunu tarif edemem.

      Madem ki eşlerimiz bize Allah'ın emaneti, o emanete gözümüz gibi bakmalıyız

      Ben böyle davrandığım için kılıbık da olmadım.

      Korkmayın siz de kılıbık olmazsınız.

      Herkes sahur hazırlamayabilir. Biraz yükünü hafifletirseniz de olur.

      Yap iyiliği at denize. Balık bilmez ise halik bilir.

      Mutlu, mesut, huzur dolu ramazanlar.

 

     

     

     

     

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum