Muzaffer Kırmacı

Muzaffer Kırmacı

SARI ÖKÜZÜN HİKAYESİ

            Ormanda yaşayan öküzler, aslanların saldırılarını her seferinde elbirliği ile def etmesini bilmişler. Aslanlara av olmamışlar.

             Aslanlar bir araya gelip durum değerlendirmesi yapmışlar.

            Öküzlerin dayanışmasına engel olamadıkları için avlanamadıklarından terki diyar etmeye karar vermişler. Zira burada dururlarsa açlıktan öleceklerini anlamışlar.

            İçlerinde en cılızlarından birisi olan topal aslan itiraz etmiş. “Hayır. Hiçbir yara gitmiyoruz” demiş.

            Topal aslan cılızmış cılız olmasına ama, içlerde en kurnazlarından biriymiş.

            “Bana bırakın siz bu işi” demiş. “Ben halledeceğim.”

            Topal aslan beyaz bayrağı çekip varmış öküzlerin yanına.

            “Öküz efendiler” demiş. “Bizi yanlış anlamayın. Bizim size bir kastımız yok. Ama içinizdeki o sarı öküz var ya. O bizi renkleriyle tahrik ediyor. İştahımızı kabartıyor. Verin onu bize, siz de biz de huzur içinde yaşayalım.”

            Barış teklifi hoşlarına gitmiş öküzlerin. Bilge öküzün tüm itirazlarına rağmen, sürünün selameti için sarı öküzü gözden çıkarmışlar.

            Bir müddet aslanların saldırıları olmadan huzur içinde yaşamışlar.

            Sonra bir gün yine çıkagelmiş topal aslan elinde beyaz bayrakla.

            “Bakın” demiş. “Ne kadar güzel huzur içinde yaşıyoruz. Ama arkadaşlarım sizin boz öküzden rahatsızlık duyuyor” demeye kalmamış, barış için öküzler boz öküzü de vermişler.

            Öküzler belli aralıklarla barışın tesisi için birer-birer öküzleri vermişler ama bir de bakmışlar ki, aslanlara karşı koyacak gücü de kaybetmişler.

            “Biz nasıl bu hale geldik” diye öküzler ah-vah ederlerken bilge öküz söz almış:

            “Biz” demiş. “Sarı öküzü verdiğimiz gün kaybettik her şeyi…”

            Bu kıssadan kim hangi dersi çıkarırsa çıkarsın.

            “Bana değmeyen yılan bin yıl yaşasın” mı dersiniz.

            “Düşmanımın düşmanı dostumdur” da mı karar kılarsınız.

            Ya da Mehmet Akif’in dediği gibi “Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem”  mi demek daha doğru olur.

            Eğer anlık düşünürsek, kişisel menfaatlerimizi ulusal menfaatimizin önüne koyarsak, sarı öküzleri feda etmekte bir beis yok. Sonra bir de bakarız ki efendiyken köle oluvermişiz.

            Kendi rahatı için davasını ve arkadaşlarını feda edenlerin kulakları çınlasın.

            Kırk gün tavuk yaşamaktansa, bir gün horoz gibi yaşayıp ölmek daha evladır.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.