DSÖ, yağlı göbekler ve aç bebekler

Prof. Dr. Fikret Akınerdem

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), (İngilizce: World Health Organization, WHO) Birleşmiş Milletlere bağlı olan ve toplum sağlığıyla ilgili uluslararası çalışmalar yapan teşkilatın adıdır. Bu teşkilat sağlık alanında uluslararası değer taşıyan çalışmalarda yönetici ve koordinatör makam sıfatıyla hareket eder. BM, ihtisas kuruluşları, sağlık idareleri, meslek ve uygun görülen diğer örgütlerle, hükümetlere, istek üzerine sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi için yardım yapar. BM’in isteği üzerine, manda altındaki ülkelerin halkı olan topluluklara sağlık hizmetleri götürür ve acil yardımlar yapar, gereğinde diğer kuruluşları ile de iş birliği yaparak, beslenme, mesken, eğlence, ekonomik ve çalışma şartlarının ve çevre sağlığı ile ilgili diğer bütün unsurların iyileştirilmesini kolaylaştırır. Görüldüğü gibi DSÖ hayli önemli göreve sahip.

Bunun yanında ana ve çocuk sağlığı ve refahı lehindeki hareketleri geliştirir, ana ve çocuğun tam bir değişme halinde bulunan bir çevre ile uyumlu halde yaşamaya olan kabiliyetlerini artırır. Ruh sağlığı alanında özellikle insanlar arasında uyumlu ilişkilerin kurulmasını için her türlü faaliyetleri kolaylaştırır,

Bu haliyle DSÖ, üstlendiği görevin ağırlığına rağmen son yılların (özellikle de Pandemi sürecinde) en çok tartışılan kurumlarından biri durumuna geldi. Aslında Covit-19 Pandemisi öncesi konu içinde mesleklerin dışında çok bilinen bir kurum da olmayan DSÖ, Pandemi sürecinde kendinden bahsettirdi. Değişik seviyede Kurumu kimileri övdü, kimileri de yerdi, adeta yerin dibine batırdı. Tartışılan bu DSÖ, obezite ile ilgili bir rapor yayınladı. Dünyada 6 milyondan fazla insanın ölümüne neden olan koronavirüs artık yavaş yavaş etkisini yitirirken, DSÖ tarafından yeni bir salgın olarak obezite ve etkileri ele alındı.

Rapora göre DSÖ, obezitenin 53 ülkenin dâhil olduğu Avrupa bölgesinde salgın boyutuna, daha da ötesinde tedirgin edici seviyeye ulaştı. Obez veya fazla kilolu olan yetişkin sayısı göz önüne alındığında listenin ilk sırasındaki ülkenin Türkiye olduğu görüldü. Buna göre Türkiye'de yetişkinlerin % 66.8'i fazla kilolu, obez oranı ise % 32.1. Buyur buradan yakın. Bazılarına göre açlar ülkesi ne durumda.

Türkiye'nin ardından, yetişkinlerde fazla kiloluların oranının en yüksek olduğu ülkeler sırasıyla Malta, İsrail ve İngiltere. Fazla kilo sorununun en az görüldüğü ülkeler ise % 45 ile Tacikistan, % 48 ile Özbekistan ve Kırgızistan oldu. Demek ki akrabalarımız bizden daha da aç durumda.

Raporda, obezitenin bölgede son 50 yılda % 138 arttığı ve Avrupa'da yılda 1.2 milyon ölüme yol açtığı bildirildi. Avrupa'nın Amerika'dan sonra obezitenin en yaygın olduğu bölge olduğu belirtilen raporda, Avrupa'daki yetişkinlerin yüzde 59.0'u ve okul çağındaki çocukların üçte birinin fazla kilolu veya obez. Obezite yılda en az 200 kanser vakası dışında, kalp ve tip2 diyabet gibi hastalıklara yol açıyor.

Obezitenin yaygınlaşmasında Covid-19 Pandemisinin de önemli rolü oldu, bunun yol açtığı hareketsiz hayat ve sağlıksız beslenme alışkanlıkları kilo artışını hızlandırdı. Avrupa'da giderek dijitalleşen hayat tarzının da sorunu daha da ciddi hale getirdi. DSÖ ye göre; dünyada 1.9 milyar fazla kilolu ve 650 milyon, 5 yaş altındaki 41 milyon çocuk ise fazla kilolu veya obez var.

DSÖ Avrupa Direktörüne göre, obezite Avrupa'da artık salgın boyutuna ulaştığı ve durum giderek daha vahim hale geldi. DSÖ'nün önerdiği tedbirler arasında vergilerin şekerli içeceklerde artırılması, sağlıklı gıdalarda azaltılması, çocuklara sağlıksız gıda satışının sınırlanması yer alıyor. Toplam 188 ülkede yapılan araştırmaya göre, kilolu veya obez kişi sayısı son 30 yılda 857 milyondan 2.1 milyara yükseldi. Obezite gelişmiş ülkelerde en yüksek oranlara ulaştı, dünyada obezin yarısından fazlası ABD, Çin, Hindistan, Rusya, Brezilya, Meksika, Mısır, Almanya, Pakistan ve Endonezya’da yaşıyor.

Burası tamam da BM ye bağlı olarak çalışan DSÖ nün önemli görevlerinden olan biri de ana ve çocuk sağlığı ve refahı lehindeki hareketleri geliştirir, idi. Esas bu görevi sorgulanmalıdır. Zira yılda 35 milyon insan açlıktan, bunun çoğu kadın; 5 yaş altı 16 milyon da çocuk öldü, ölüyor. Aşırı beslenme ile obezite ve de israf bir yana, dünya gıda rezervi tüm açlıkları önleyecek değerde, ancak kimse bunun üzerinde durmuyor, DSÖ veya BM sorgulanmıyor. İhmal değil sonuçlar konuşuluyor. BM ve DSÖ nerede?

Spor yapana, sağlıklı beslenene ve israf etmeyene, haksızlığa karşı gelene selam olsun.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.