Muhammet Yavaş

Muhammet Yavaş

Toplumun Aynası Bir Çocuğun Elindeydi

Herkesi savunuruz.
Doğruyu haykırırız.
Adaletten, haktan, hukuktan bahsederiz.

Ama sıra kendimize gelince çoğu zaman susarız.

Geçtiğimiz günlerde çok sevdiğim, kıymetli bir gazeteci ağabeyimle çay içiyorduk. Sohbet koyuydu. Memleket meseleleri, adalet, toplum, insanlık… Konu dönüp dolaşıp pazarda yaşadığı bir olaya geldi.

Portakal alırken pazarcı para üstünü eksik vermiş. Kilo da az tartmış. Bilerek mi yaptı, dalgınlık mıydı bilinmez. Ama ortada bir eksiklik vardı. “Gözü çok açıktı” dedi ağabeyim. “Ya kasıtlıydı ya da umursamazlıktı.”

Bu ülkede en çok karşılaştığımız iki şey değil mi zaten?
Kasıt ya da umursamazlık.

Tam o sırada yanımıza 8–9 yaşlarında bir çocuk yaklaştı. Elinde peçeteler.
“Abi alır mısın?” dedi.

Elimi cebime attım. 30 lira vardı.
“Kaç para?” dedim.
“10 lira abi” dedi.

Gerçekten peçeteye ihtiyacımız vardı. Çay ocağında oturuyoruz, masaya çay dökülmüş, garson ortada yok. “Ver” dedim, 30 lirayı uzattım. Sohbet devam etti. Masayı sildim, sigaramı yaktım.

Başımı kaldırdığımda çocuk hâlâ yanımdaydı.

“Abi bu fazla değil mi?” dedi.
Ve 20 lirayı uzattı.

İşte mesele tam da buydu.

Gazeteci ağabeyim o an bana döndü ve şunu söyledi:
“Bak işte, pazardaki adamla mendil satan çocuğun farkı bu.”

Bir tarafta eksik tartan, para üstünü yutan bir yetişkin.
Diğer tarafta fazlayı iade eden, belki de o 20 liraya akşam ekmek alabilecek bir çocuk.

Herkes birbirinin hakkını yeme derdinde diyoruz ya…
Aslında herkes değil.

Toplumun aynası bazen en beklemediğiniz yerde karşınıza çıkar. Bir pazar tezgâhında, bir çay ocağında, bir çocuğun avucunda…

Biz gazeteciler, yazarlar, konuşanlar…
Doğruyu haykırırız. Yanlışı eleştiririz. Kamuoyuna yansıtırız.

Ama mesele sadece yazmak mı?
Yoksa yaşamak mı?

O gün şunu düşündüm:
Adalet büyük salonlarda, kürsülerde, manşetlerde başlamıyor.
Adalet bazen bir çocuğun “Abi bu fazla değil mi?” cümlesinde başlıyor.

Toplumun vicdanı tamamen ölmedi demek ki.
Henüz bitmemiş.

Belki kirlenmiş, yorulmuş, hırpalanmış ama tamamen tükenmemiş.

Bize düşen nedir?
Pazarcı gibi mi olmak?
Yoksa peçete satan çocuk gibi mi?

İnsan bazen en büyük dersi en küçükten alıyor.

O gün çayımız soğudu ama içimiz ısındı.
Ve ben şuna bir kez daha inandım:

Bu memleketi ayakta tutan büyük laflar değil, küçük ama temiz kalpler.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
Muhammet Yavaş Arşivi

Konya merkeze kar gelsin artık…

21 Ocak 2026 Çarşamba 12:06

Miraç’ın hatırlattıkları…

15 Ocak 2026 Perşembe 17:28

Asgarî ücretten memnun muyuz?

06 Ocak 2026 Salı 14:43