TÜRKLER VE KÜRTLER

Mutlulukların, acıların merkezidir; Ortadoğu. Bu coğrafya belli dönemlerde ve özellikle Asrı Saadette huzurlu günler geçirmesine rağmen kan, gözyaşı acılar hiç eksik olmamış ve olmaya devam etmektedir.

İlahi dinler burada hayat bulmuş ve birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Müslümanlar, Hıristiyanlar ve Yahudiler için kutsal bir bölge olmasının yanında zengin petrol ve doğalgaz yataklarıyla dünyanın ilgi odağı konumundadır.

Bölge üzerinde büyük oyunlar oynanmış ve oynanmaya devam etmektedir. Bu oyunların sonucunda çıkan savaş ve çatışmalar milyonlarca insanın ölümüne, yaralanmasına neden olmuştur.

Coğrafyamız tarihinde olmadığı kadar kalleş, kardeşin kardeşe kırdırıldığı bir savaşla karşı karşıyadır. Bugün, İslam Dünyası parçalanmış bir haldedir. Bu parçalanmanın neticesi yaşadığı buhranın en önemli nedenlerinin başında; ırkçı, kavmiyetçi ve Ehli Sünnet dışı mezhepçi anlayışlar yatmaktadır.

Müslüman topluluklar için kavmiyetçilik, Müslümanlıktan uzaklaşmanın en önemli göstergesidir.

Her Müslüman kavmini sever ve hiçbir Müslüman da kavminden dolayı bir başka Müslüman’ı aşağılayamaz, küçük göremez. Hiç tereddütsüz, benim için Müslüman olmayan bir milyon tane Türk’ten, Müslüman olan bir tane Türk, Kürt, Ugandalı, Alman, Rus vs. daha üstündür. Müslümanlar arasında en üstün; takvası en üstün olandır.

Bugün ülkemiz içi ve dışında büyük acılar yaşanıyor, kanlar akıyorsa bu durumun en önemli sorumluları TÜRKLER ve KÜRTLER’dir.

Bu durum içimi acıtsa da söyleyeceğim; çünkü, bırakınız coğrafyamızı tüm dünya Müslümanlarının huzuru için TÜRKLER ve KÜRTLER’in birlikte hareket etme mecburiyeti vardır. Sadece ülkemizde yaşayan Türkler ve Kürtleri değil, komşu ülkelerde yaşayan Türkler ve Kürtleri de kastediyorum.

Maalesef gerek ülkemiz içinde ve gerekse ülkemiz dışında emperyalist güçler bütün planlarını KÜRTLER üzerinden yürütmektedir. Elbette ki, Kürt kardeşlerimin ekseriyetini bunun dışında tutuyorum; ancak, gerçekleri de görmeliyiz.

-İslam düşmanı emperyalist güçler KÜRTLERE binlerce tır silahı kime kullanılmak üzere veriyor?

Belli dönemlerde devletimizin yanlış politikaları olsa bile bu hiçbir şekilde ihaneti haklı kılmaz. Bu güzel ülke hepimizin hatta Iraklıların, Suriyelilerin, Lübnanlıların…

Her ne olursa olsun ihanetin bedelini bu ülke insanı affetmediği gibi Yüce Rabb’im cezasını ziyadesiyle verir. Tüm vatandaşlarımızın aklıselim içerisinde hareket etmesi gerekliliğin ötesinde zorunluluktur.

Özellikle Müslüman Kürt kardeşlerime en içten İslami duygularımla sesleniyorum:

Son yıllarda ortaya çıkan “Kürtlerin Onurunu Kurtarma, Bağımsızlık” gibi söylemlerin gizeminin etkisinde kalıp kendinizi, “Kavmiyetçilik Girdabına” kaptırmayınız!

Allah (cc) korusun,  “kavmiyetçilik” insanı birçok felakete sürüklediği gibi, en büyük felaket olan, imansızlığa götürebilir.

Çocuklarımızın birtakım İslam dışı örgütlerin etkisinde kalarak hem dünyalarını hem ahretlerini mahvetmelerine müsaade etmeyelim; çocuklarımıza sahip çıkalım. Gerekirse canımızı verelim ama bunlara çocuklarımızı vermeyelim. İnsanın canının gitmesi, imansız gitmesinden çok çok daha iyidir.

Ülkemizin, devletimizin kıymetini bilelim. Bu ülke, ne Türkün ne Kürdün ne de diğer etnik grupların; bu ülke, hepimizindir. Çevremizde yaşanan felaketlerin güçlü devlet olamamaktan kaynaklandığını, devletsizliğin ne büyük felaketler getirdiğini görüyor ve acılarını hepimiz yaşıyoruz.

Birliğimizi, dirliğimizi bozmak isteyen bir takım fitnelere karşı uyanık olalım; duygularımıza kapılıp ABD, İsrail, Almanya vs. gibi İslam düşmanlarının değirmenine su taşımayalım, oyununa gelmeyelim; bu savaş HAK ile BATILIN savaşıdır.

Bir Müslüman İsrail bayrağını alıp sallayabiliyorsa BATILIN yanındadır; sallamıyor, sallayanları alkışlıyorsa yine BATILIN yanındadır!

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.