Muhammet Yavaş
Umre yolculuğu bir gerçeği hatırlattı: Ölüm çok yakın...
İnsan bazı yolculuklara sadece gitmez; o yolculuk insanın içine de yapılır. Umre de tam olarak böyle bir yolculuk. Günler önce niyet edip yola çıktığımızda aklımızda birçok şey vardı ama Kâbe’yi ilk gördüğümüz an bütün düşünceler yerini tarifsiz bir huzura bıraktı.
Dünyanın dört bir yanından gelen milyonlarca insanın aynı yerde, aynı niyetle, aynı duayla buluştuğu o anı tarif etmek gerçekten zor. Farklı diller, farklı renkler, farklı kültürler… Ama herkesin kalbinde aynı duygu: Allah’a yakın olma arzusu. Tavaf sırasında insan kendini adeta zamanın dışında hissediyor. Kâbe’nin etrafında dönerken bir yandan dua ediyor, bir yandan da hayatını düşünüyorsun. Dünya telaşlarının aslında ne kadar küçük olduğunu orada daha iyi anlıyorsun. Safa ile Merve arasında yapılan sa’y ise sabrın ve teslimiyetin sembolü gibi. Her adımda insan kendi iç muhasebesini yapıyor. Biz bu mübarek topraklarda sadece 4 gün kalabildik. Kısa bir süreydi ama etkisi çok derin oldu. Açıkçası o günlerin lezzeti hâlâ gönlümüzde kaldı. İnsan ayrılırken içinde bir burukluk oluyor. “Keşke biraz daha kalsaydık” diyorsun. Hatta içten içe bir eksiklik hissi de oluşuyor; Medine’ye gidemedik, keşke gitseydik diyorsun. Orası da ayrı bir huzur diyarı… Şimdi dönüp bakınca en çok edilen dualar aklıma geliyor. İnsan orada sadece kendisi için değil; ailesi, sevdikleri, memleketi için de dua ediyor. Ve en çok da şu cümle dökülüyor dudaklardan: “Allah’ım bir daha nasip et.” Ama insanın içinde bir taraf da “Acaba bir daha gelir miyim?” diye düşünmeden edemiyor.

Mekke’de geçirdiğimiz günlerde en çok dikkat çeken şeylerden biri de insanların birbirine olan saygısı ve kardeşliği oldu. Tanımadığınız birinin size su uzatması, bir başkasının yer açması, omuz omuza edilen dualar… Bunların hepsi insana İslam’ın aslında ne kadar büyük bir kardeşlik olduğunu yeniden hatırlatıyor. Ancak işin bir de farklı bir yönü var. Özellikle Ramazan ayında Umre yapmak isteyenlere şunu açıkça söylemek gerekir: Yoğunluk gerçekten çok fazla. Kalabalık bazen ibadetin huzurunu zorlayacak seviyeye çıkabiliyor. Bunun yanında fiyatlar da ciddi anlamda yükseliyor. İmkânı olanlar için Ramazan sonrası dönem, hem daha sakin hem de daha ekonomik olabilir. Suudi Arabistan ile ilgili gözlemlerime gelince… Hizmet sektöründen kamuya kadar birçok alanda farklı ülkelerden gelen insanların yoğunluğu dikkat çekiyor. Bangladeş, Endonezya, Hindistan ve Mısır başta olmak üzere çok sayıda yabancı çalışan hayatın her alanında yer edinmiş durumda. Bu durum zaman zaman insanın kafasında soru işaretleri oluşturabiliyor. Açıkçası her yerde aynı güven duygusunu hissettiğimi söyleyemem. Bu da işin görünen ama çok konuşulmayan taraflarından biri.

Yine de tüm bunların ötesinde Umre, insanın ruhuna dokunan çok özel bir ibadet. Sadece yapılan ritüellerden ibaret değil; aynı zamanda bir arınma, bir hatırlayış ve bir başlangıç. İnsan orada kendine söz veriyor: Daha iyi bir insan olmak, daha çok iyilik yapmak, kalp kırmamak, kul hakkına dikkat etmek… Şimdi memlekete döndük. Günlük hayatın telaşı yine başladı. Ama Kâbe’nin gölgesinde edilen dualar, yapılan tavaflar ve yaşanan o manevi atmosfer insanın kalbinde iz bırakıyor. Belki de Umre’nin en büyük hediyesi tam da bu: Döndükten sonra da kalbimizde o mübarek topraklardan bir parça taşıyabilmek.
Rabbim niyet eden herkese o kutsal yolculuğu nasip etsin. Gidenlerin ibadetlerini kabul etsin. Ve inşallah bizlere de bir kez daha gitmeyi nasip eder…
ÖLÜM ÇOK YAKIN...
Hayat sandığımızdan daha kısa, zaman ise düşündüğümüzden daha hızlı akıyor. Bir varız, bir yokuz… İşte bu yüzden sevdiklerimize sarılmayı ertelememeliyiz.
Ölüm var… insan bunu uzak sanıyor ama aslında hep yanı başımızda. Günlük telaşların içinde bazen en kıymetli şeyi unutuyoruz: birbirimizi.
Kırıldığımız, kızdığımız insanlar var ya… belki de en çok sarılmamız gerekenler onlar. Çünkü hayat beklemiyor, zaman kimseye mühlet vermiyor.
O yüzden çok büyütmemek lazım bazı şeyleri. Bir sarılmak, bir “iyi ki varsın” demek bazen her şeyden daha değerli.
Sevdiklerinizi ihmal etmeyin… sonra içte kalan keşkelere dönüşmesin.
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.