Ahlat’tan Daha İyi Kırılma Noktası Olmaz!

Tanıtım, diyoruz, kültür diyoruz, turizm diyoruz, açılmak diyoruz, değişim diyoruz. Aslında neler diyoruz da, dediklerimizin ardını arkasını bırakıp, unutup gidiyoruz.

Konya Selçuklunun Payitahtı mı?

Selçuklunun en çok eserinin var olduğu bir şehir mi?

Adı Selçuklu olan Belediyemiz, Büyükşehrimiz….Çift başlı Selçuklu Kartalı bayrağını, Ahlata götürür diker de, Belediyesinin önüne Ay yıldızlı Bayrağımızla birlikte niçin asmaz?

Zaten Konya’da Selçuklu için bir kırılma noktası olacağını düşünenlerdenim.

Hatta şöyle de diyebiliriz.

Ahlattan önce, Ahlattan sonra…

Başımıza çift başlı Selçuklu Kartalı düşsün inşallah demiştik ya…

Düştü amma, garip bir düşme yaşadık.

Bu düşüş az mı oldu, yoksa bayağı sert bir düşüş mü yaşandı ki, soluğu Ahlat’ta aldık!

1122 kilometre kadar bir mesafe…

Rahmetli Barış Manço, Hey Koca Topçu adlı Topçu duasını okurken ne diyordu.

Mesafe!

Hak getire…

Haydi Allah rast getire!

Bizde ki mesafe anlayışını gördükten sonra, anlaşılıyor ki, bizi kısa mesafeler kesmiyor, kesmeyecek! 

Biz, başımıza çift başlı Selçuklu Kartalı düşsün inşallah temennisinde bulunurken, Önümüzde sağımızda, solumuzda Selçukluya ait ne var, ne yok onları görebilelim temennisinde bulunmuştuk.

Bu temenninin ta…Ahlat’a kadar uzanacağını nereden bilebilirdik ki…

Her neyse…

Ahlat’a gidip geldikten sonra yapacağımız daha güzel işler neden olmasın?

 

SELÇUKLU ESERLERİNİ TÜRK VE SELÇUKLU BAYRAKLARIYLA DONATMAK!

Anadolu’da kahve sıcakken içilir diye bir deyim vardır. Ahlattan dönüp geldikten sonra, çadırımızı, otağımızı katlayıp, kim bilir ne zaman lazım olur diyerek bir yere atarsak, Selçukluyu ve Ahlat’ı rafa kaldırmış oluruz.

Yaşayan, canlı, al benili, adından bahsettiren, gündem oluşturan bir Selçuklu Başkenti olmayı ne kadar istiyoruz diye bir soru soralım. 

Bu türden soruların cevapları ahiret sorusu değil.

Zor hiç değil!

Ancak, Selçukluyu sevmek lazım, tarihe meraklı olmak lazım. Nasıl bir şehirde yaşadığımızın farkına varmak lazım.

Konya, yapması gerekenleri yapmadığı içindir ki, bu şehrin olmazsa olmazları yıllar sonra gündeme geliyor.

Ahlattan sonra, Selçuklu eseri olan kümbetler, camiler, hanlar, hamamlar, kervansaraylara Türk Bayrağının yanında çift başlı Selçuklu Kartalı Bayraklarının asılması şart oldu.

Ancak ne hikmettir bilinmez şehrin bu şekilde donatılmasına karşı olan, karşı duran, onun yerine koyacak bir şeyi olmayan yaklaşımlar var.

Bu handikap, Mevlana Anma törenlerinde bu şehrin başına az gelmedi.

Şehri bayram yeri gibi süsleme teşebbüsleri yarım kaldı. Konya’ya girdiğimizde Mevlana kokusunu alamıyoruz  diyen insanların sözlerine cevap veren olmadı. Alternatif Şeb-i Aruslara çanak tutan bu engellemeler en büyük zararı Konya’ya verdiler.

Bu teklifimizde ona benzer bir teklif. Selçuklu eserlerini Türk ve Selçuklu Bayraklarıyla donatacağız

Artık bu işe Büyükşehrimiz mi bakar, Merkez İlçelerimizle birlikte hep beraber mi bakarlar, bilemiyoruz.

 

SELÇUKLU ESERLERİNİN ÖNÜNÜ AÇAMADIK!

Selçuklu Otağının şehrin değişik bölgelerine kurulması. Sadece Selçuklu Otağını gezmeye görmeye gelecek bir hayran kitlesi oluşturacaktır.

Ülke çapında da yankısı olacağını düşünüyorum.

Batıda tarihi özelliği korunmuş şehirler, hangi ülkede olurlarsa olsunlar, turizmin gözdesi şehirler olarak dikkat çekiyorlar.

Tarihi kentler birliğinin üyesi olan Konya, tarihi kimliğini çok fazla öne çıkarmadı.

Selçuklu Başkenti olmayı yeterli gördü.

Selçuklu eserlerinin önünü açamadık. O eserlere ulaşım konusunda fazla bir gayretimiz olmadı.

Şehrimize gelen misafirleri Selçuklu eserlerini gezdirme konusunda bir programımız da sanırım yok. Zaten olsaydı, Hanları, kervansarayları listeler, oralara ulaşımı kolaylaştırırdık.

Üzülerek görmekteyiz ki, Başkanlarımızın henüz görmediği, gezmediği, burası nedir diye merak etmediği böyle eserlerimiz var.

Belediyelerimizin Kültür Daire Başkanlıklarının, Kültür Müdürlüklerinin sayın Başkanlara bu konuda yardımcı olmak için var olduklarını düşünüyorum.

 

“SULTANLAR ŞEHRİNE HOŞ GELDİNİZ”

Şu anda elimizde yok, yok!. Malzeme hazır. Helva pişmiş taşmış durumda.

Sevgili Başkanlar!

En ölü, en işlek olmayan parkınız neresi?

Mesela Ecdad Parkı mı?

Ecdad Parkına kurun Selçuklu Otağını… Sayın Başkanlar günün birkaç saatini o otağda vatandaşımızla birlikte geçirsin bakın neler oluyor ondan sonra…

Mesela, Bedesten’e kurun Selçuklu otağını Bedestene hava gelsin renk gelsin, şenlensin…

Mesela Alaeddin Tepesine kurun Selçuklu Otağını Sultan şehrinin Sultanlarının ruhu şad olsun.

Mesela Mevlana Meydanına kurun Selçuklu Otağını Hz. Mevlana memnun olarak size gülümsesin.

Bu saydıklarımız inanın zor değil.

Ne gereği var diyenleri, Ahlat’a gönderin. Belki kıssadan hisse bir şeyler olur ruhları açılır, kalpleri yumuşar!

Selçuklu, ister kültür olarak, ister tarih olarak, ister turizm olarak bundan böyle bizim yol haritalarımızın vazgeçilmezi, olmazsa olmaz kilometre taşlarından biri olmalı.

Belirli noktalara da Selçuklu Otağlarını da kurdunuz mu?

“Sultanlar Şehrine Hoş geldiniz” diye de, tanıtımlar yaptınız mı, yolun ve bahtın açık olsun Konya…

 

SELÇUKLU OTAĞININ KONYA’YA KURULMASINI BEKLİYORUZ!

Ahlattan önce, birkaç klişe laftan başka ne vardı…Sonra rahmetli Seyit Küçükbezirci Ağabey’in çabalarıyla Miryakefalon’un 840. Yıl dönümü ile tanıştı Konya.

Hatırlarsanız bir anda Selçukluya merak sardık. Selçuklu Sultanlarını anlattık.

Kent Meydanının adı, Kılıçaslan Meydanı oldu.

En son Konya’nın Başkent oluşunun 923. Yıldönümünü kutladık.

Ve Ahlat…

Bundan sonra ne konuşacaksak, ne hayal edeceksek, ne söyleyeceksek, sanırım Ahlattan sonra başlığı altında olacak.

Ahlat’ta kurulan Selçuklu Otağı Konya’nın kendini aştığını gösteriyor.

Otağ zengin bir kültürdür. Beylik alametidir, Sultanlık alametidir. Otağ mevzusuna sıradan bir çadır gibi bakamazsınız.

Konya atılım için kendine lazım olan araç ve gereçleri toparlayan ve toparlama yolunda olan bir şehir gibi.

Bundan sonra Konya’nın Fetih günü var sırada.

Malazgirt’te, Sultan Alparslan’la birlikte Bizanslılara karşı savaşan Kutalmışoğlu Süleymanşah, Anadolu’nun fethi için görevlendirildiğinde Anadolu’yu bir baştan bir başa dolaşmış, başta İznik ve Konya olmak üzere oldukça önemli şehirleri fethetmişti.

O ve onun soyundan gelenler otağlarını önce İznik’e kurdular, sonra Konya’ya…

Ahlat’ta kurulan otağın kurulma sırası artık Konya’da.  Bekliyoruz sevgili Başkanlarımız.

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.