Ali Sait Öge
Aile, ‘Getir’ tuşuyla kurulmuyor
Geçtiğimiz cuma camilerimizde okunan hutbenin konusu aileydi. Sevgi, saygı, sadakat, merhamet, anne babaya hürmet ve çocukların güzel ahlakla yetiştirilmesi… Aslında bunlar hepimizin bildiği değerler. Fakat hızlı akan hayatın içinde zaman zaman yeniden hatırlamaya ihtiyaç duyduğumuz hakikatler.
Konya, asırlardır aile bağlarının güçlü olduğu şehirlerden biri olarak bilinir. Bugün de bu değerleri yaşatmaya çalışan nice ailelerimiz var. Ancak hayat değişiyor, teknoloji değişiyor, alışkanlıklarımız değişiyor.
Evlilik anlayışı da bu değişimden payını alıyor.
Eskiden ‘Kız istemeye ne zaman gidiyoruz?’ diye konuşulurdu. Şimdi bazen ilk soru, ‘Profiline baktın mı?’ oluyor.
İnternetten tanışmak elbette yanlış değildir. Nice güzel yuvalar bu şekilde kurulmuştur. Fakat ekranlar insanı tanıtabilir, karakteri ise ancak zaman gösterir. Çünkü evlilik, bir fotoğrafı beğenmek kadar kolay başlayabilir ama bir ömrü paylaşabilmek kadarda emek ister.
Bugün gençler teknoloji konusunda gerçekten çok başarılı. Dünyanın öbür ucundaki gelişmeyi birkaç saniyede öğrenebiliyorlar. Ama bazen kendi mutfağındaki çayın kaç dakikada demlendiğini bilmiyorlar.
Aslında mesele yemek değildir. Mesele, ‘Bu akşam ne yiyelim?’ sorusuna verilen cevaptır.
Her defasında ‘Getir'den söyleyelim.’ demek yerine, arada bir ‘Bugün ben yaparım.’ diyebilmek...
İşte aile olmanın sıcaklığı tam da burada başlıyor.
Belki menemenin tuzu biraz fazla olacak... Belki pilav lapa olacak... Belki çorbanın kıvamı tutmayacak... Ama o sofrada bir cümle her şeyin önüne geçecektir, ‘Bunu ben yaptım.’
İşte o cümle, sadece bir yemeği değil, emeği, paylaşmayı ve sevgiyi de sofraya getirir.
Çünkü aile, kusursuz yemeklerin değil, birlikte verilen emeğin adıdır.
Elbette hayat sadece mutfaktan ibaret değildir. Bir evliliği ayakta tutan, paylaşabilmek, sorumluluk alabilmek, gerektiğinde özür dileyebilmek ve en önemlisi teşekkür edebilmektir.
Anne babaya saygı göstermek, büyüklerin duasını almak, çocuklara güzel örnek olmak da bu yuvanın sağlam temelleridir.
Aile büyüklerinin de gençlerin kurduğu yuvaya güven duyması, gerektiğinde rehberlik etmesi ama onların kendi düzenlerini kurmalarına da alan açması aynı derecede önemlidir.
Bugün açıklanan istatistikler, boşanmaların arttığını gösteriyor. Bunun elbette ekonomik, sosyal ve kültürel birçok sebebi var. Ancak hangi gerekçe olursa olsun, sağlam aileler zor zamanlarda birbirine yük olan değil, birbirinin yükünü hafifleten insanların omuzlarında yükselir.
Belki de yeniden şu soruyu sormanın zamanı gelmiştir, ‘Bu işi kim yapacak?’ yerine, ‘Bu işi birlikte nasıl yaparız?’
Evlilikte mutluluk, görev paylaşımında değil, gönül paylaşımının samimiyetinde saklıdır.
Yuvada huzur, hazır gelen yemekte değil, birlikte kurulan sofralarda, birlikte edilen dualarda ve paylaşılan emekte saklıdır.
Belki de güçlü ailelerin sırrı, kusursuz insanlar olmak değil, ‘Sen yoruldun, bugün ben yaparım.’ diyebilmektir.
Kapıyı çalan kurye değil de evin içinden yükselen ‘Çay hazır!’ sesi çoğaldıkça, sofralar bereketlenir, gönüller yakınlaşır.
Hutbenin hatırlattığı gibi, Aile, emekle büyür, sevgiyle ayakta kalır, merhametle geleceğe taşınır.
Sağlıklı, huzurlu ve mutlu bir aile yaşamı duasıyla saygıyla kalın.
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.