Dervişin hayal kırıklığı

Bir şeyleri kaleme almak istediğin de bazen aklına hiçbir şey gelmez. Bazen de bir yerlerde okuduğun birkaç satır seni öyle bir yerlere götürür ki kendin bile hayret edersin. Bu kez de aynı duyguyu yaşadım.

Yılların verdiği alışkanlıktan olsa gerek bilgisayarın başına geçtiğimde illaki bir şeyleri yazmak istiyorum da bazen konu bulmakta biraz zorlanıyorum.

Futbol ile aram çok iyi değil, (Sadece Yüksel abim Fenerbahçeli diye bende herkese Fenerliyim) diyorum hepsi o… Bu nedenle spor konusunda bir şeyler yazamam. Ekonomik konular desen zaten belli yazmaya gerek yok! Siyaset desen… İşte öyle! Yazmak istesen de bazen yazamazsın. Bunun içindir ki benim yazılarım genelde duygusal ağırlıklı oluyor.

Tüm bunları aklımdan geçirirken sosyal medyada bir tablo dikkatimi çekti, ‘Bir dervişe sormuşlar, ‘Ne anladın dünyadan?’ Derviş, ‘Ölülerin sevgiyle anıldığı, yaşayanların sevgisizlikten öldüğü bir dünyaya şahit oldum’

Bu satırları okuyunca, ‘Ali Sait al sana konu’ dedim. Zaten tüm yazıların duygusal ağırlıklı bu da böyle olsun dedim. Sonra günümüze baktım, ya bu derviş hakkaten doğru söylemiş!

Gerçekten de öyle değil mi?

Bir mezarın başına tonlarca çiçek bırakıyoruz... Ama aynı çiçeği annemize, babamıza, eşimize, komşumuza vermeyi akıl edemiyoruz.

Ölenin ardından sayfalar dolusu güzel sözler yazıyoruz. Fakat hayattayken bir ‘Allah senden razı olsun.’ demeye cimrilik ediyoruz.

Eskiden Anadolu'da insanlar kapısını kilitlemezdi. Çünkü güven vardı. Mahallede bir ocakta duman tütmüyorsa komşular merak ederdi. Yaşlıların kapısı çalınmadan bayram geçmezdi. El öpülür, gönül alınırdı. Bir tabak yemek, iki güzel söz kadar kıymetliydi.

Şimdi apartmanlarda yıllardır aynı duvarı paylaşıyoruz. Ama komşumuzun adını bilmiyoruz.

Eskiden büyükler sofranın başköşesiydi. Şimdi huzurevlerinin sessiz odalarında evlat yolu bekliyorlar.

Eskiden düğünler akrabalığı kuvvetlendirirdi. Şimdi miras davaları kardeşleri birbirine düşman ediyor.

Bir zamanlar ‘Kul hakkı’ denildiğinde herkes irkilirdi. Şimdi insanların emeği, alın teri, hakkı rahatlıkla yeniyor. Hak eden, çoğu zaman hak ettiği değeri göremiyor.

En acısı da şu... İnsanlar öldükten sonra kıymete biniyor.

Hayattayken bir telefon çok görülüyor. Bir ziyaret erteleniyor. Sonra mezar taşına uzun uzun cümleler yazılıyor.

Bugün en büyük yoksulluk belki de sevgi yoksulluğudur. Kalabalıklar içinde yalnız kalan insanlar var, bir hâl hatır sorulmasına muhtaç nice gönüller var.

Teknoloji gelişti... Evler büyüdü... Arabalar lüksleşti... Ama gönüller küçüldü. Ne yazık ki yaşayanların bahçesi kururken, ölülerin mezarına çiçek yetiştiriyoruz.

Oysa Anadolu bize başka bir şey öğretti. Bu toprakların mayasında vefa vardı. Hürmet vardı. İkram vardı. Gönül almak vardı.

Belki de yeniden başlamamızın zamanı geldi de geçiyor bile.

Sevdiğimizi vakti varken söylemek... Anneye, babaya, eşe, dosta ‘İyi ki varsın’ diyebilmek... Bir yaşlının kapısını çalmak... Bir komşunun halini hatırını sormak... Bir yetimin başını okşamak...

Çünkü öldükten sonra yapılan en güzel konuşmaların, hayattayken söylenmeyen iki güzel sözün yerini doldurmadığını artık anlamalıyız.

İnsan mezarına bırakılan çiçeklerle değil, yaşarken gördüğü vefayla mutlu olur.

Belki de dervişin söylediği gibi... Asıl mesele, ölülerin mezarını değil yaşayanların gönlünü çiçeklendirebilmektir. Yaşayanların gönlüne de bir demet sevgi bırakmayı unutmayalım.

Mezardakiler çiçek değil sadece Fatiha bekler… Hayattakiler ise sadece bir selamı, bir tebessümü, bir nasılsın sözünü…

Derviş gibi hayal kırıklığı yaşamaktansa hiç yaşamayalım daha iyi…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
Ali Sait Öge Arşivi

Aile, ‘Getir’ tuşuyla kurulmuyor

01 Temmuz 2026 Çarşamba 08:50

Tek kişilik ordu...

18 Haziran 2026 Perşembe 09:46

Ahırlı'nın kapısından geçen tarih

07 Haziran 2026 Pazar 12:33

Gelenekleri kurban etmeyelim

19 Mayıs 2026 Salı 13:01

Cenaze evine gitmenin adabı...

13 Nisan 2026 Pazartesi 19:43