1. YAZARLAR

  2. Barbaros Ulu

  3. “Çöp Sepeti gibi Karıştırıp Durma!”
Barbaros Ulu

Barbaros Ulu

Yazarın Tüm Yazıları >

“Çöp Sepeti gibi Karıştırıp Durma!”

A+A-

Orta üçüncü sınıf olsa gerek, Recai Gümüş isimli bir hocamız sosyal bilgiler dersimize gelmişti. Yerine pek oturmaz, yazı tahtasının önünde dersini anlatır dururdu. 45 kişilik sınıf onu pürdikkat dinlerken bazen sesini yükseltirdi. Ses tonunun yükselmesi demek birine kızıyor demekti. Kızmasıyla birlikte herkes bana mı diyor diye sağına-soluna, önüne ve arkasına bakardı. “Bir şey yok, herkes önüne dönsün” derdi. Kime kızdığını da bilemezdik. Çünkü kimsenin onuru zedelenmesin derdindeydi. Derdi kiminle idi. Biz hiç öğrenemedik. Çünkü uyarırken kafasını yukarı doğru kaldırır ve gözlerini yumar, öyle kızardı.

Be adam! Kime, niçin kızardı? Söyleyiver” dediğinizi duyar gibiyim. Baştan söyleyeyim, söyleyeceğim pek hoşunuza gitmeyecek. Ayrıca fazla merak iyi değildir. Mademki istediniz o zaman söyleyeyim: “Çöp sepeti gibi karıştırıp durma oğlum, bırakıver artık!” derdi. Buradaki çöp sepeti, her sınıfta çöpün atıldığı çöp sepeti değildi. Ne zaman böyle demişse “Biri yine burnunu karıştırıyor” anlardık. Kulakları çınlasın! Sosyal Bilgiler dersinde dersin yanında hayatı öğretiyormuş bize.

Okuldan sonra bir daha görüşmedim ama aynı hassasiyetini emeklilikten sonra da devam ettirdiğini düşünüyorum. Ama ne kadar başarılı olduğu meçhul! Çünkü toplumda arabanın vitesiyle oynar ya da çöp toplayıcıların çöpün içini deşelediği gibi burnuyla o kadar oynayan var ki! Ne zaman böyle birini iş üzerinde görmüşsem Recai Gümüş hocamı hayırla yâd ederim.

Derslerde de zaman zaman aynı icraatı deruhte eden bazı öğrenciler dikkatimi çeker. Tıpkı hocamızın yaptığı gibi “Yavrum, bırakıver artık şu burnunla oynamayı” derim öğrenciye bakmadan. Ama nerede o eski öğrenciler? Hocamızın uyardığı öğrenci, işini yarım bırakır; kendisinin kastedildiğini belli etmezdi. O da herkes gibi sağına-soluna bakardı. Şimdiki bu işi yapanlar ise öz güveni yüksek kişiler; eli suç mahallinde, elinde suç aletiyle yakalandığı halde “Ben burnumla oynamıyorum... Ben burnumu karıştırmıyorum” cevabını veriyor hemen. Bazen de “Yavrum! Lavaboya gitmek ister misin? Haydi git gel” derim. “Benim lavabo ihtiyacım yok” cevabını alırım. Sanki lavabo ihtiyacı sadece çiş yapmaktan ibaret!

Çöp sepeti misali burnuyla o kadar oynayanı görüyorum ki say say bitmez. Çoğu boş durmaktan sıkılmış, kendisine iş arayan cinsten. Gördüğüm zaman hemen gözümü indirir, yönümü değiştiririm. Hatta bazen aklıma şu adamın iki elini zincire vursak o zaman ne yapacak diyorum. Bu tiplerin bazısı ne yaptığını bilmiyor, bu durum kendisinde tik haline gelmiş; kimi bu işi meslek edinmiş, yerin altından maden çıkarır gibi didiniyor. Kimi de bir arkeolog inceliğiyle yapıyor bu işi. Az sonra da hiçbir şey olmamış gibi elini uzatıyor sana.

Toplumda benim dikkatimi çeken bu durumdan nasıl kurtuluruz bilmiyorum. Allah uzun ömür versin, bir ömür boyunca burnuyla oynayanlarla mücadele eden Recai Hocam başarılı olamamış ki ben başa çıkayım. Maalesef söylenmiyor da bu durum. Bu konuda toplumsal bir seferberlik başlatılsa fena olmaz: Televizyonlar bu konuyu işlese, camilerde hutbe ve vaaz konusu olarak ele alınsa, belediyeler o bildik afişlerinde bu konuya el atsa, okullarda yılın ilk dersinde öğrencilerle tanışmayı bir tarafa bırakıp bu konu işlense en azından toplumsal bir duyarlılık oluşmuş olur. Baktık adam hala icraatına devam ediyor, Allah'ın bildiğini kulundan niye saklayayım diyor. O zaman bu işe kalkışan kimselerin karşısına aynayla dikilip “Buyurun! Aynaya bakarak işinizi daha kolay yapabilirsiniz” desek belki aynada ne yaptığını görmek suretiyle biraz tiksinti duyar.

 

Bu konuda acizliğimi itiraf ediyorum. Sizin varsa bir öneriniz lütfen kendinizle öbür dünyaya gitmesin. Biliyorum bana kızdınız, ele alacak başka konu bulamadın mı, bırak şu b.ktan işi dediniz. Ama ne edersiniz ki herkesin gördüğü, ama bir şey yapamadığı bu konuyu bu kadar akıllı içerisinde bir deli ele almalıydı.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT