Prof. Dr. Fikret Akınerdem

Prof. Dr. Fikret Akınerdem

CUMHURBAŞKANLIĞI HÜKÜMET İSTEMİNDE TARIM POLİTİKALARI NE OLMALI-1

Geçen yazımda ele aldığım “Patates Meselesi ve Türkiye’de Tarımcı olmak” başlıklı köşe yazımla ilgili sözlü ve yazılı çok güzel tepkiler aldım. Buradan hareketle yeni dönem Başkanlık Sisteminde tarım politikaları ile ilgili bazı dostlar oldukça fazla soru yönelttiler bendeniz de önceden beri ele aldığım bazı konuları okuyucularımın ve siyasetçilerin görüşüne açmak istedim.

Öncelikle tüm tarımcılar olarak şunu bilmemiz gerekir ki, mevcut politikalar ve uygulamalarla tarım sektörünün ayağa kaldırılması mümkün değildir. Her ne kadar iyi niyetle politikalar üretilse; ciddi kararlar, destekler, atılımlar sağlama gayreti olsa da “tarım sektörünün bu yapısıyla başarılı olmamız mümkün değildir”. Daha da net açıklayayım, dünyanın tarımda en başarılı tarım bakanını ülkeme getirsek bile, yapısal bozukluğumuza bağlı olarak, o bakan ve ekibinin de başarılı olması olası değildir.

Yeni hükümet döneminde görülen odur ki, tarım ve orman bir arada politikalara konu olacak. Aslında bunun çok bir sakıncası yok ama tarım hangi diğer yan sektörlerle ele alınırsa alınsın “bizim esas meselemiz su ve sulama politikalarının tarım sektörü içerisinde uygulama bulmasıdır”.

O halde yeni dönem tarım politikalarında bazı köklü, ciddi, uygulanabilir ve gerçekçi politikalar ile üretici kültürüne yakın değişiklere meydan verilmeli ve bunlar da yasalara dayandırmalıdır. Sektörde çok zaman ve paralar yol olmakta, en önemlisi de toprak ve su kaybetmekteyiz.

Geçende ifade ettim, dünyanın çok yerinde olduğu gibi ülkemde de tarımcı olmak çok zor. Tarımcı demek yoksulluk, garibanlık, sahipsizlik, fakirlik, geri kalmışlık; adeta yetimlik ve öksüzlük demektir. Tüm bunlara rağmen toprağını vatan, suyunu imkân gören köylümüz ayakta kalmak için diremekte ise de, gerçek şudur ki giderek insan, toprak, su ile birlikte AK Parti olarak politik itibar kaybetmekteyiz. 

Ne yapılabilir’e, dünyadan iki uygulama ile örnek verebiliriz. Son zamanlarda “tarım ve medeniyet” konusuna el attım ve 10-12 bin yıl geçmişi olan tarımdan zamanımıza kadar değişik uygulamalara rastladım. Bunlardan biri “İnka medeniyetinde uygulanan ayllu sistemi”dir. Bu sistem de en az 300 ortaktan oluşan çiftçiler tüm araziye ortaktır ve üretim gelirleri eşit olarak bölüşülmektedir. 500 yıl evvelinden uygulanan sistemin temeli kutsal saydığı araziyi, ortak işletmeye açmaya dayanmaktadır.

Diğer bir uygulama ise günümüzden. 2 ay evvel Özbekistan’a gitmiştim. Burada öğrendiğim Sovyet Rusya döneminden kalan “Kolhoz” sisteminin devlet nezdinde devam ettirildiğidir. Yani arazi halen kolektif modelle işletilmektedir. Eski Sovyet Rusya ya bağlı bazı ülkeler arazileri özelleştirseler de çiftçi buraları işleyememekte ve sahibi olduğu araziyi toprak toplayıcılara devretmekte ve araziler tekrar modeli kolhozdan alan uygulama ile birkaç elde büyüyerek işletmelere dönüştürülmektedir.

Doğrusu da budur. Bundan 13 yıl önce, Nahcivan’da (Azerbaycan) da aynısına şahit olmuştum. Tarım Bakanına arazilerin büyütülerek birkaç elde toplanması ekonomik üretim açısından doğrudur demiştim ve o zamanın Tarım Bakanı buna itiraz etse de sonraki görüşmelerimde beni desteklemişti. İsrail’deki “Kibutz”lar da aynı mantıkla yürütülmüyor mu? Tevrat’ta toprağın sahibinin “Rabb” olduğu ifade ediliyor ve Yahudi şeriatına göre arazi parçalanmıyor, ortak işletiliyor.

Ülkemde tarım politikalarında durumun ne olduğunu rakamlarla tüm sektör paydaşları biliyor ancak hiçbir kurum çözüm için gerçek politikalar üretmeye yanaşmıyor veya risk almak istemiyor ya da bana ne gibi ifadelerle “neme lazımcı” oluyor. Hâlbuki tarım bir millet ve devletin temel ortak paydasıdır ve politikalar bu anlayışa göre uygulama bulmalıdır.

Konu oldukça uzun ve detayına ele alınmalıdır düşüncesiyle şimdilik birinci bölüm de ortak işletme mantığını ele almaya çalıştım. Gelecek yazımda konu detaylı olarak ele alınacaktır.

Allah’a emanet ve hayra muhatap olunuz, efendim.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
3 Yorum