Muzaffer Kırmacı

Muzaffer Kırmacı

DEVLETİ SUÇLAMA HASTALIĞI

Farkında mısınız bilmem.

Kafamız her kızdığında devlete saydırıyoruz.

Yaşadığımız tüm olumsuzlukların tek suçlusu illa ki devlet.

Siz her hangi bir nedenle bir şahsı suçlamış olsanız, o şahsın mutlaka kendini savunacağı bir bahanesi vardır.

İncir çekirdeğini doldurmayacak bir konudan dolayı katliam yapan seri katil bile “yaptım ama neden yaptım” diyecektir.

Devlet tüm suçlamaları olgunlukla karşılıyor.

Ne yapsın, kime cevap yetiştirsin?

Bir koyup beş almak hayali ile kısa yoldan zengin olmayı düşünen (sözüm ona) açıkgözler sütten çıkmış ak kaşık, ama devlet suçlu.

Sen devlete sordun mu bu Çiftlik Bank’ın ne olduğunu?

Devlet sana bu konuda güvence mi vermişti de, görevini yerine getirmedi diyerek ahmaklığının ceremesini devlete yüklüyorsun?

Bizim gazetenin kadrolu “muhalifi” bu konuda da devleti suçlu görüyor.

“Devletin olmadığı yerlerde olur böyle şeyler. Daha doğrusu devletin kurumsal yapısının olmadığı yerlerde olur böyle şeyler. Tamahkâr olanlarda suç yok bence, insan fıtratı az emekle çok kazanmaya tamah eder” diye de fetvasını veriyor.

Bu anlayış, hastalıklı bir ruh halidir.

Bu hastalıktan kurtulmamız gerek.

Devlet bizim kutsalımızdır.

Eğer illa da birilerini suçlayacaksanız, hükümet edenleri suçlayabilirsiniz.

Hükümetler geçici, devlet ise ilanihaye bakidir inşallah.

Hiç düşündünüz mü?

Devlet kimdir?

Devlet; Emniyet’teki polis, Okuldaki öğretmen, Tapu’daki Haritacı, belediyedeki Mimar’dır.

Devlet sensin.

Devlet benim.

Devlet biziz.

Bir yanlış varsa, devleti suçlamaktan vaz geçin. Polisi suçlayın. Öğretmeni suçlayın. Mimarı suçlayın.

Sen iyi olursan devlet de iyi olur.

Hacivat hovardalık yapacak, ceremesini de Karagöz çekecek öyle mi?

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
4 Yorum