Ali Korhan Bülbül

Ali Korhan Bülbül

Diplomalı cehalet: Bilgi çağında bilgisizlik neden artıyor?

Bir çağ düşünün. Bilgiye ulaşmak sadece bir tuş kadar yakın. Artık kütüphaneler cebimizde, ansiklopediler ise yanı başımızda. Ancak her ne kadar bilgiye erişim bu kadar kolaylaşsa da, hakikat örselenen bir değer olarak karşımıza çıkıyor. Bununla birlikte üniversite sayısı sürekli artıyor; yüksek lisans-doktora enflasyonu yaşanıyor. Akıllara burada şu soru geliyor: Bilgiye erişim bu kadar kolay bir hâl almışken, düşünme kalitesi neden yükselmiyor? İşte can yakıcı soru burada kendini gösteriyor.

Diploma artık bilginin simgesi olmaktan çıktı. Daha çok sistemle uyumlu kalmanın bir belgesi hâline dönüştü. Eğitim artık hakikatin izini sürme olayından çok, bir statü üretim merkezine dönüştü. Bu durum sınavdan sınava koşan, test uzmanı olan bir nesil yetiştirdi. Aynı nesil düşünce üretiminde ise sınıfta kaldı. Bilgiye değil, puana yatırım yaptık. Sonuç olarak diploma çoğaldı ama entelektüel düşünme azaldı.

Bugün bir genç dört yıl üniversite okuyor. Ancak konu bir metni eleştirel analize tabi tutmak olunca başarısız oluyor. Çünkü sistem ona üniversite öğrencisine “doğru cevabı bulmayı” öğretiyor; “doğru soru sormanın” ne demek olduğunu değil. Bakıldığında bilgi çağında olduğumuz vurgusu yapılıyor. Ancak durum hiç de öyle görünmemektedir. Daha çok bir “enformasyon kabusu” yaşadığımız bir gerçek.

Sosyal medyanın bitmek bilmeyen algoritmaları, yüzeysel üretilen içerikler, sonu gelmeyen hız bağımlılığı… Derinlik zaman ve sabır gerektiren bir süreç. Ancak hepimiz bu hız sarhoşu olmuş durumdayız. Her şeyi biliyor gibi davranıyoruz. Ancak gerçekte hiçbir şey bilmiyoruz. Bu durumda şöyle acı bir gerçek bizleri karşılıyor: Cehalet artık bir bilgisizlik hâli değil, zihinlerin düşünmeye cesaret edememesidir.

Bu argümandan hareketle ezbere dayalı eğitim anlayışıyla yetişen birey sorgulamayı bir risk olarak görür. Çünkü sorgulamak konfor alanını bozar. Oysa düşünme riskinde biraz risk biraz rahatsızlık barındırır. Bir fikri taşımak, onu eleştiri süzgecinden geçirmek, çürütmek ve yeniden kurmak gerekir. Biz ise hemen sonuç alan, hızlı başarı isteyen ve anında onay bekleme noktasında duruyoruz.

Diplomalı cehalet denilen olgu tam olarak burada ortaya çıkar. Akademik manada bir unvan var ancak epistemolojik derinliği yok. Mesleki uzmanlaşma mevcut ancak entelektüel merak zayıf. Konuşma var ama tartışma yok. Paylaşım var ancak üretim yok. Bu tabloyu tek başına gençlerin sırtına yüklemek yanlış. Sistem performans isteyen, CV isteyen ve puanla nitelik ölçen bir yanlışlığın içinde. Oysa karakter, vicdan ve hikmet gibi değerler olmadıktan sonra diploma işlevsiz kalır. Burada bilginin amacı uyum sağlama becerisine dönüşüyor.

Oysa eğitimin temel amacı insan zihnini geliştirmek ve genişletmektir. Eğitim bu amacından saparsa birey savrulur. Bugün bile toplumda görülen kutuplaşma, yüzeysel tartışma ve kolay manipülasyonlar bu eksikliğin bir sonucudur.

Peki çözüm ne olmalıdır?

Çözüm için karmaşık ifadelere gerek yok. Çözüm çok bina yapmak değil; daha fazla soru sorulmasına imkân tanımak. Daha fazla test çözmek değil; daha çok metni tartışmaktır. Daha fazla diploma dağıtmak değil; düşünce üretecek bireyler yetiştirmeye gayret göstermektir.

Ve son söz: Cehalet bazen bilgisizlikten değil, öğrenmeyi bırakmaktan doğar.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
Ali Korhan Bülbül Arşivi

Nasıl bir eğitim felsefesi arıyoruz?

21 Şubat 2026 Cumartesi 00:00

Eğitimde dijital okuryazarlık

17 Temmuz 2025 Perşembe 00:01