1. YAZARLAR

  2. Prof. Dr. Fikret Akınerdem

  3. İSTANBUL’DA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞI YAPMAK
Prof. Dr. Fikret Akınerdem

Prof. Dr. Fikret Akınerdem

Yazarın Tüm Yazıları >

İSTANBUL’DA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞI YAPMAK

A+A-

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimiyle ilgili olarak uzun zamandır beklenen Binali Yıldırım- Ekrem İmamoğlu buluşmasını canlı olarak baştan sona izledim. Ne konuşulacaktan ziyade Ekrem İmamoğlu canlı olarak rakibi ile nasıl yüzleşecek, bir siyaset uzmanı olan Binali Başkanla ne konuşacak ve ona karşı nasıl bir performans gösterecek diye bende de aynı merak vardı.

Her şeyden evvel sunu söyleyebilirim ki “dağ fare doğurdu”, heyecan yoktu. Konuşulanların içeriği beklediğim gibi oldu, meydanlarda konuşulanların bir kopyası durumunda idi. Ancak ilk defa karşı karşıya gelen rakiplerin kişilikleri ve siyasi tavrı beni heyecanlandıran konulardan biri idi. Tartışmanın belirli kısımlarında futbol müsabakalarında rastlanan gol pozisyonları veya boks müsabakalarında atılan bir kroşe gibi bazı noktalarda heyecan vardı ama geneli heyecansız ve cansız idi. Heyecanın olmamasında Binali Başkan’ın genel tavrının, sakinliğinin ve yavaşlığının etkisi de vardı.

Tartışmaya İmamoğlu sorgulayıcı, Binali Başkan sorgulanan havasında girildi. Bu tavır biraz da İmamoğlu’nun kendini öyle göstermek istemesinden, yöneticinin İmamoğlu’nu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olarak sunmasından kaynaklanıyordu diyebilirim. Binali Başkan çok iyi hazırlanmış olmamasına rağmen tecrübesi ile durumu idare etti. Zannederim karşısındakini ciddiye almadı. Bana göre de İmamoğlu ağırlıklı bir aday da değil. Yani iyi hazırlanan ve İmamoğlu’nu iyi okuyan bir rakip biraz üzerine gitse İmamoğlu’nu çabuk pes ettirir, hatta zor durumlarda da bırakabilir görülüyor.

İki örnek vereyim. “İt” lik davası öyle basite alınacak bir dava değil. İt’lik davasına Binali Başkan “Devlet, nezaket, otorite, devlet adamlığı, terbiye” eksenli anlayışla biraz da sertleşerek gitse idi, Ekrem Bey çok zor durumda kalır, hatta dili dolaşır, söyleyecek bir şey de bulamazdı.

Yıldırım’ın birkaç defa İmamoğlu’na “yalan söyleme” çıkışlarından rahatsızlığı İmamoğlu’nun yüzüne o kadar yansıyordu ki, bunu mimiklerinden okumak zor değildi. İmamoğlu’nun bir yerde yalancı adam suçlanması ile “bu tür ithamlara cevap vermeyeceğim aile terbiyem buna müsaade etmez” diyerek geçiştirmesinin karşılığında, “itlik yapmıştır” sözü hatırlatılarak “mademki bu kadar terbiyelisin bir valiye bu çirkin benzetmeyi nasıl yaparsın” dense idi çok zor durumda kalırdı.

Diğer bir konu bazı vakıflara ve derneklere yapılan yardımlar meselesinde İmamoğlu’nun “temiz vakıflar” ithamıdır ve burada isim vererek bazı vakıf ve derneklerin zikredilmesidir. İmamoğlu’na isimleri zikredilen vakıf ve derneklerin temiz olup olmadığının sorulması gerekirdi. Size göre temiz vakıf ve dernekler “Çağdaş Yaşamı Destekleme veya Atatürkçü Düşünce Derneği” gibi dernekler midir denebilir, en azından hangilerinin temiz olduğu sorulabilirdi.  Şu durumda kimseyi itham edecek değiliz ama eskiden beri Sol’un yaptığı gibi sadece laikçi ve Kemalist kesimlerce sol birikimli vakıf ve derneklerin temiz olarak görülmesi büyük haksızlıktır.

Burada anlatılmak istenen olayları yeniden deşmek değil, ancak bırakın İstanbul gibi bir devi, küçük bir belde de olsa, buraları yönetecek idarecilere terbiye dersi verilmesi, böyle bir yakıştırmayı yapmanın devlet adamlığına hatta adamlığa yakışmayacağının hatırlatılmasıdır. Binali Başkan’ın her zamanki gibi sakinliği ve yumuşak tavrı konuyu önemsizleştirmeye sebep oldu diyebiliriz.

Binali Başkan’ı tanıyor, yaptığı hizmetleri biliyoruz. Kendini ispat etmiş ve ülke siyasetine damgasını vurmuş durumda. Merak edilen İmamoğlu’dur. Son çıkışları zaten İmamoğlu hakkında görüşleri çoğaltmış, hakkında merakları artırmıştır. Kim başkan seçilir bilemem ancak her kimden olursa olsun, devlet adamı vizyonunun geniş, yorumları ve icraatlarında kaynaştırıcı olması gerekir. İmamoğlu’nda bu derinliğe ve vizyona sahip görmedim. Bu anlayış ve İmamoğlu vizyonu ile bendeniz dahi İstanbul’u yönetebilirim. İyi şeyler de olmadı değil. Tartışmanın belli bir olgunluk içinde geçmesine rağmen, son aile resminin günün en yüksek çıktısı olduğunu söyleyebilirim.

Kalın sağlıcakla.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

13 Yorum