Prof. Dr. Fikret Akınerdem

Prof. Dr. Fikret Akınerdem

Yazarın Tüm Yazıları >

KEMALİST ZORBALAR!

A+A-

Sevgili dostum Dr. Muhammed Güzel, enteresan bir adam. Tabipliğinin yanında iyi bir idareci, ilim sahibi, nüktedan; olayları yerinde fıkralarla bağlayan özellikleriyle sempatik birisi. Muhammed ibretlik bir yazı göndermiş. Hikaye değil gerçek. Böyle durumları iyi anlaşılması, hele de Türkiye gibi bir misyon devletinde yaşayanların” daha dikkatli olması ve de “geleceğini bun göre belirlemesi” gerekiyor.

Geçenlerde bir TV de düzgün Türkçesiyle tespitini anlatan bir Suriyeli çöp toplayarak geçindiğini anlatıyordu. Bir yerde sosyoloji kitaplarına başlık olabilecek bir tespitte bulundu. Bu kavram: “çöplükte birleştik” idi. Genç şöyle anlattı.

Biz Suriye’de ön yargılı yaşıyorduk. Birbirimize ayrım yapmaya başladık, ayrımcılık giderek arttı. Şii’ si iktidar olduğu için kimseyi beğenmiyor, Sünni’si çoğunluk olduğu için kimseyi beğenmiyordu. Hristiyanı zengin olduğu için, Kürdü başka, Arabı başka, Türkmeni başka beğenmiyordu. Kimse kimseyi beğenmiyordu. Herkes dedikodu yapıp, sosyal medyada küfrediyordu. Herkes herkesten uzaklaşıyordu. Herkes çok bilmişti; herkes en dindar, en ahlaklı, en namuslu benim diyordu.

Şimdi durum değişti. “Hepimiz Gaziantep çöplüğünde birleştik”. Konuşmasının devamını: “Çöp toplarken artık kimse kimseyle tartışmıyor, çöplüğe düşünce birleşmeyi öğrendik” diyordu.

İçim acıdı. Ne de olsa bir insan. 80 milyon vatandaşımızın çoğu, şimdilerde, Suriye de olduğu gibi birbiriyle çekişmiyor mu? Geçenlerde aklı başında görülen bir arkadaşım yeni yurt dışından geldiğini ifadeyle “Ülkem başka güzel” dedi. Ben de “öyle, ben de dünyanın en demokrat olduğu iddia edilen ülkesinden geldim, hiç de öyle değil, insanımızın birbirini yiyecek ciddi bir sorunu yok” dediğimde, birden hava değişti. Az evvel ülkesini farklı bulan ve maddi durumu da gayet iyi olan arkadaşım şöyle bir baktı, ağzını oynattı, biraz da ters bir bakış atarak, döndü gitti. Bu gibilere ne anlatalım. Dışarıda Ülkesini özlüyor, bu düşünceyi destekleyen bir şey söyleyince de (tercihimi bildiği için) burun kıvırıyor.

Biraz sonra bir diğeri devreye girdi. Birden “sonunda Atatürk’çü de oldunuz” dedi, yılışarak. Bu kişi aslında benimle çok samimi değil. Cumhurbaşkanımızın son çıkışını tenkitle ve baskıcı bir ifadeye itiraz ediyor. Kim Atatürkçü oldu dedim. “Reis’iniz” dedi. Devamında “Reis’in kendisine sorsana” dediğimde “nasıl soralım, tek adama” gibi laflar etmeye başladı. “Soramaz isen ne dediğini iyi anla, sıkıntı zaten sizin gibi düşünenlerde” dediğimde de güldü geçti. Böyle bir sürü örnek yazılabilir. 

Sevgili dostlar bu ön yargı ve zorlam tavırlardan vazgeçmemiz gerekir. Bir insanın Atatürkçü, milliyetçi veya sosyalist, dindar olduğuna karar verecek başka insanlar mı ki? Başkaları böyle dedi diye, bir diğeri öyle mi oluyor, ya da olmuyor. Bu tür kavramlar bir dinin kuralları gibi yazılı bir emirle mi oluyor, ya da bir grup mu tayin ediyor. Sahteciliği,  riyayı ve yargılamayı bırakın, ne iseniz o olun.

Seversiniz, sevmezsizin ancak hakaret edemez, yargılayamazsınız; tenkit edebilirsiniz. Tayyip düşmanlığı, düşmanlarını bir yere götürmez. Muhalefetin şu dağınık haline bir bakar mısınız?

İktidar olduğunuzda Atatürkçülük adına 12 Eylülleri, 28 Şubatları yeniden mi hortlatacaksınız. Ya da üniversitelerden kızlarımızı kovmayacak, orta öğretimde reformlar yapmayıp, ilericilik adı altında, sisteme Kemalist kafayla kitaplar yazdırmayacak, tarihi yalan ifadeler koydurtmayacak mısınız? Daha  ötesinde terörü, terör destekçileriyle çözüm adına işbirliği yapmayacak mısınız? Tarımı ayağa kaldırma için şehirlere yerleşmiş olan köylüleri yeniden köylere mi göndermeyecek; köprüleri, alt geçitleri, bölünmüş yolları kullanmayacak mısınız?

İktidar olmadan dayatmaya devam ediyorsunuz. Önceden de olduğu gibi işiniz hep iftira ve tezviratsa, vay halimize. Sizden olmayanlara bırakın çöplükleri, bu dünyada yaşama hakkı bile vermezsiniz.

Kalın sağlıcakla..

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

3 Yorum