İnsan yalnızca tanıdığı ya da bildiği şeyleri sevmez; bazen tamamen nedensizce sever. Karşımıza çıkan bir çocuk için "Bu çocuğa kalbim nasıl da ısındı!" deriz ya da bir yabancıyla karşılaştığımızda sanki onu önceden tanıyormuşuz gibi bir hisse kapılırız. Bazen küçücük bir etkileşim, arkasında hiçbir mantıklı sebep barındırmadan bize sevginin o saf duygusunu yaşatabilir.
Ancak, ilk başta "nedensiz" diye adlandırdığımız bu his üzerine derinlemesine düşünmeye başladığımızda, hiçbir şeyin bize sebepsiz yere sevdirilmediğini fark ederiz. Hatta aniden bağlandığımız o şeyin üzerinde biraz durunca, bu sevginin ardındaki gizli nedenleri birer birer sıralamaya başlarız.
Tıpkı benim, üzerine bir şiir yazacak kadar etkilendiğim koyu yeşil bir yosunu sevmem gibi... İnsan durup dururken bir yosunu neden sever ki, değil mi?
Bir gün yolda yürürken, taşların arasındaki boşlukları doldurmuş olan o yeşilin tonlarıyla göz göze geldim. O an içimde bir ışık yandı ve o canlı yeşillik ruhuma tarifsiz bir huzur verdi. Çok az bir yer kaplıyordu belki ama doğa, kendi haline bırakıldığında boş kalan her yeri nasıl da muazzam bir yeşil örtüyle kapatacağını çok iyi biliyordu.
Yemyeşil yosunların bana fısıldadığı bu sırrı öğrenince, hayatımda karşıma çıkan ve beni kendine çeken her şeyin nedenini yeniden düşündüm. Yosunlar bana, yaşamımda hiçbir boşluğa yer bırakmamam gerektiğini öğütlüyordu. Doğa, karşılaştığı her boşluğu çok daha güzel bir şeyle doldurabiliyorken; biz insan da hayatımızdaki boşlukları neyle taçlandıracağımız konusunda bilinçli olmalıyız. Kendi içimizdeki bir boşluğu, başka bir anlamsız boşluğun doldurmasına asla izin vermemeliyiz.
NEDENSİZ
Yosunları seviyorum nedensiz.
Toprağın üstünde koyu yeşil…
Aramızdaki iletişim sessiz mi, sessiz,
Bakakalıyorum, öylece sebepsiz,
Gülümsüyorum aniden, istemsiz,
Ben topraktan bir cüzüm, o toprakta kök salmış,
Yosunları seviyorum, işte öyle nedensiz.
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.