Mehmet Bülent Paköz

Mehmet Bülent Paköz

İnsaf

Siyaset yapmıyorum; sadece insan ilişkilerini konu alıyorum. Lütfen konuyu başka yerlere çekmeyelim.

Günümüzde insan ilişkileri o kadar bozuldu ki tam anlamıyla şirazesinden kaydı. Artık kuralı, düzeni ve adaleti; gücü elinde bulunduran ya da yetki sahibi olan insanlar belirliyor. İki ayağı üzerinde yürüyen bizler, bir yere sırtımızı dayamadan hareket etmekte güçlük çekiyoruz. Bedensel bir engelimiz yok lakin zihinlerimize adeta "paralimpik" düşünceler hâkim. Oyun içinde oyunlar dönüyor; üstelik oynanan bu oyunlar hem kuralsız hem de hukuken ve vicdanen tamamen geçersiz. En küçük topluluklardan en nüfuzlu gruplara kadar herkes, düzeni kendi tarafına göre yontma yarışına girdi.

Hz. İbrahim (as.) ateşe atılırken karıncaya sormuşlar: "Senin taşıdığın bir damla sudan ne çıkar?" diye. Karınca, "Maksat tarafım belli olsun," demiş. Şimdiki menfaat ilişkileriyle karıncanın haksızlığa karşı duruşu birbirine karıştırılmamalı. Bugün durum bambaşka. Artık aklıselim olmaya da gerek duyulmuyor. Adeta beyinler nizamiyenin dışında bırakılmalı; yalnızca komut alan ve bu komutlara harfiyen uyan yeni bir zihniyet yapısı benimsenmeli isteniyor.

Büyüklerimiz bize her zaman "Hak, değirmende olur," derlerdi. Bugün bir esnaf dükkânı açıyorsunuz; eğer sırtınızı bir gruba yaslamışsanız, o grubun insanlarının sadece sizden alışveriş yaptığını görüyorsunuz. Kısa sürede güce yaslanan bu kişiler hem yaslandıkları yerle bağlarını kuvvetlendiriyor hem de hızla zenginleşiyor. Bir anlamda fanatizm körükleniyor. Diğer tarafta ise sadece kendi iki ayağı üzerinde durarak hayatını idame ettirmeye çalışan, liyakatli bir esnaf var. Onun açtığı dükkâna kim gelecek? Bu esnaf haksız rekabete ne kadar dayanacak? İnandığı değerler üzerinde ne kadar sabit kalabilecek? İşte bu tamamen İNSAFA KALMIŞ.

Bu durumu görmek için holdinglerin dünyasına kadar çıkmaya gerek yok. En yukarıdan en aşağıya kadar tüm sistem, ne yazık ki bu çarpık ikili ilişkiler mantığıyla dönüyor. 8-10 kişilik küçük bir grupta bile olsanız, özgür düşünce beynin dışına itiliyor. Emeğe saygı, bilgiye hürmet, kelimenin tam anlamıyla yaşanması gereken arkadaşlık ve dostluk kavramları; artık sadece bir duvar saati sarkacı gibi dilde gidip gelen, içi boşalmış birer söylemden ibaret. "Canım, gülüm, cicim" kelimeleri havada uçuşuyor; ancak canın cananı, gülün aşığının ruhu çoktan çekilmiş, geriye sadece sahte bir "cicim" kalmış.

Bütün bu yozlaşmanın dışında düşünmek ve yaşamak zorundayız. Hz. Ali’nin (r.a.) buyurduğu gibi: "Öyle bir zaman gelecek ki huzurun onda dokuzu insanlardan uzaklaşmakla (uzletle) mümkün olacaktır."

Kardeşlik hukukunun tükendiği bir toplumda ne mekânın ne insanın ne de maneviyatın ruhu kalır. Geriye sadece resmi bir dil, maddi eylemler ve mekanik bir gürültü kalır. Duygu üretimi tamamen iflas etmiştir.

Önünüzde iki yol var: Ya bu genel akıntıya uyup sadece işinize bakacaksınız ya da iki ayağının üzerinde durarak hâlâ İNSAF edenlerin çıkmasını bekleyeceksiniz.

Ancak en doğru yöneliş, Hak dostunun sözlerine kulak vermektir. Ne buyuruyor Yüce Yaradan: "Sizin için Allah’tan başka ne bir dost ne de bir yardımcı vardır." (Bakara, 107)

Gerisi tamamen sizin İNSAFINIZA KALMIŞ.

“Hoşça kalın”

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
Mehmet Bülent Paköz Arşivi

Teravihte çocuk sesi

05 Mart 2026 Perşembe 13:56

Mobbing

26 Aralık 2025 Cuma 00:03

Eksilmenin hüznü

10 Ekim 2025 Cuma 00:01

Değişmeyende – Değişen

26 Eylül 2025 Cuma 00:01

Fidanın Hikmeti ve İnsanlığımız

05 Eylül 2025 Cuma 00:27

Ferdi Tayfur – “Arabesk”

22 Ağustos 2025 Cuma 00:01