Mehmet Bülent Paköz
Kendimiz bir yana, neden başkaları için de dua etmeliyiz?
İnsanın en büyük savaşı, sürekli "ben" diyen nefsiyle olan savaşıdır. İşte bu savaşta kibri kıran ve bizi bencil isteklerimizden arındıran en zarif ibadet; kendimiz bir yana, başkaları için de el açabilmektir...
“Bana dua edin ki duanızı kabul edeyim.” (Mü’min Sûresi, 60)
“Kullarım sana beni sorduklarında, (bilsinler ki) ben onlara çok yakınım. Bana dua edenlerin dualarını kabul ederim.” (Bakara Sûresi, 186)
Dua, Allah ile aramızdaki yakınlığın pekişmesidir. Yüce Yaradan, “Duanızı kabul edeyim” buyurarak, isteklerin arz edileceği tek mercinin Kendisi olduğunu ilan etmiştir.
“Rabbinize yalvara yakara ve sessizce dua edin. Çünkü O, haddi aşanları sevmez.” (A ‘râf Sûresi, 55)
Dünyalık bir şeyi elde etmek için sarf ettiğimiz çabayı hiç düşündük mü? Bir esnafın ya da bir memurun emeğinin karşılığını alabilmek için ne kadar çok ter döktüğünü aklımıza getirelim. Oysa Allah’a yönelmek için maddi bir ücret ödememize gerek yoktur; O’na samimi bir taleple ve sessizce yönelmemiz kâfidir.
“Darda kalanların, kendisine yalvardıkları zaman duasını kabul eden ve onları sıkıntıdan kurtaran kim?” (Neml Sûresi, 62)
Allah, kulunu hiçbir âdemoğlunun insafına bırakmak istemez. Çünkü O, “Sizin için Allah’tan başka ne yakın bir dost ne de içten bir yardımcı vardır” ayet-i kerimesiyle, hiçbir eksiği bulunmayan yegâne yaratıcı olduğunu bildirmektedir.
“Duanız olmasa Rabbim size ne diye değer versin?” (Furkân Sûresi, 77)
Dolayısıyla dua; hatırlamak ve hatırlanmaktır. Bu anlamda dua, hakiki dostluğun en büyük nişanesidir. Nitekim dua, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) tarafından “ibadetin özü” olarak nitelendirilmiştir (Tirmizî, Daavât 1).
Peygamber Aleyhisselâm, yüksek sesle Allah Teâlâ’yı zikreden ashabını şöyle uyarmıştır: “Siz ne sağıra sesleniyorsunuz ne de yanınızda bulunmayan birine. Sizi çok iyi duyan ve daima yanınızda olan birine dua ediyorsunuz. O sizinle beraberdir.” Ayrıca Allah Resûlü, kalplerin tasarrufunun yalnızca Allah'ta olduğunu şu sözlerle beyan eder: “Bütün insanların kalpleri, tıpkı tek bir kalpmiş gibi Rahman’ın iki parmağı arasındadır. Onu dilediği yöne çevirir.”
Bu doğrultuda dua; sadece Allah’a muhtaç olduğunu bilmek ve O’nun dışındaki hiçbir varlığın mutlak güç sahibi olmadığını tasdik etmektir. Muhtaçlık sadece O’nadır; çünkü Allah’ın kulları takva dışında birbirine eşittir. Kulun kula el açması, Allah korusun, başka bir varlığa aracı kılmak anlamına gelir. Allah hepimizi bu duruma düşmekten muhafaza eylesin. Âmin.
Duanın Birlik ve Beraberlik Boyutu
Dua, "bir" olma bilincini daima diri tutar. Müslüman Müslümanın kardeşidir (sav). Bu itibarla bir Müslüman, din kardeşi için de ancak kendisi için istediği güzellikleri talep eder. İşte bu duruş, kardeşlik bağından doğan birliğin en güzel temsilidir.
Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Bir Müslümanın, din kardeşinin gıyabında yaptığı dua kabul olunur. Onun başucunda görevli bir melek vardır ki, o kişi kardeşine hayır dua ettikçe melek: 'Âmîn, bir misli de senin için olsun!' der.” (Müslim, Zikir 86).
Bu hadis-i şerif, birine beddua ettiğimizde de meleklerin aynı şeyi bizim için dileyeceğini anlamamıza vesile olmalıdır. Zira duadan maksat kardeşlikse, bir insanın kardeşine beddua etmesi düşünülemez. Buradaki müjde şudur: Din kardeşimizin şifası için dua ettiğimizde aslında kendi hastalıklarımıza, onun dardan kurtulması için dua ettiğimizde ise kendi sıkıntılarımızın feraha ermesine zemin hazırlamış oluruz. Hatta kendi üzerimizde bu durumu hissederiz. Bu yönüyle dua, yaratılmış her insanı duyabilmemizi ve anlayabilmemizi sağlar. Dua; imece usulüyle komşunun komşusuna verdiği desteğin manevi şeklidir.
Gıyapta dua etmenin bir diğer önemli hikmeti ise nefsi terbiye etmesidir. İnsan doğası gereği hep kendisi için talep etmeye; iyiliğin, güzelliğin, maddi ve manevi zenginliklerin sadece kendisine ait olmasını istemeye yatkındır. Ancak tüm bunları bir başkası için dilemeye kalktığında nefsi ona engel olmak isteyebilir. Bu yüzden kişinin başkaları için yaptığı dua, nefsine ağır gelse de kibrini küllendirir, benlik duygusunu ortadan kaldırır ve "biz" olmamıza vesile olur.
Büyüklerimiz “Dünya dua üstüne kurulmuştur” derdi. Umudu, sabrı ve insanların birbirine olan gönül bağını ifade eden ne güzel bir cümle.
Selam ve dua ile... Rabbim cümlemizi sevdiği kullarından eylesin, Peygamberimize hakiki ümmet kılsın. Birbirimize dua edelim ki yepyeni güzel dünyalar kuralım. Âmin.
Görüşmek duasıyla...
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.