Prof. Dr. Fikret Akınerdem
Tarım sektörüne verilen destekler yerini buluyor mu?
Tarım sektörüne verilen destekler yerini buluyor mu?
Strateji kelimesi, önceden belirlenmiş bir hedefe varmak için kullanılan usuller ve genel planlamadır. Stratejinin ne anlama geldiğini bilmeyenlerden tutun, üreticilerden başlayıp tarımın içinden gelen uzman, mühendis, akademisyenler dahi tarımda strateji olmadığına dair yorumlar yapar.
Şu iyi biline ki, tarımı sanayi, hizmet ve diğer sektörler gibi belirli bir strateji üzerine oturtulamaz, zira tarım üstü açık bir pazarda yapılır, yani tarımda hedefi çoğunlukla iklim şartları belirler. Devletler hedef koyar, bunun için desteklerini ve yasalara dayalı uygulamalarını ortaya koyar.
Önce desteklere gelelim, Tarıma 2027’de 235 milyar TL destek verilecek. Enflasyonu çıkarsak olursak bu haliyle yaklaşık 4 milyar Dolar demektir. Yıllara göre destekleme bütçesine bakılırsa 2026 yılında 167.6 milyar TL olan destek 2027 yılı bütçesinde yüzde 40.2 oranında artışla 235 milyar TL ye çıkarıldı. Bu artışta savaşların etkisiyle mazot, gübre fiyatlarına bağlı olarak girdileri artırmış, böylece de çiftçileri artan maliyete karşı korumak amacıyla tarımsal destekler artırılmıştır.
Bu arada 2026 destekleri de hasat bittikten sonra ortaya çıkacak maliyete göre güncelleme yapılarak ödenecek. 8 Eylül 2026 tarihli Resmi Gazete de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile 2026 üretim yılı için daha önce dekar başına 310 TL olarak açıklanan temel destek, 57 TL artışla dekar başına 367 TL ye yükseltildi. Yenilenen bu destek 2027 bütçesinden ödenecek. İşte desteklerin 2026 yılına göre % 40.2 oranında artmasının nedenlerinden birisi budur. Aynı kararda 2027 üretim yılı için temel desteği dekar başına 442 TL olarak belirlendi. Burada da gelişmelere göre rakamsal bir düzeltme yapılabilir.
TÜİK 2026 Yılı Bitkisel Üretim tahminine göre, bu yıl 143 milyon ton üretimle bitkisel üretim rekor seviyeye ulaştı. Burada destekleme sistemi değiştirilmese, çiftçiye ürün bazında destek verilse, fark ödemesi kilo başına yapılsa, destek bütçesi çok daha yüksek olacaktı dense de bunu zorluğu ortada. Bu önceden denendi ve başarısız oldu, zira ürün planlaması yapılamadı. Öte yandan ürünün kuru tarıma göre yüksek olması üretimin sulu alanda yapılmasından kaynaklanmakta ve sulamalı üretimin kuruya göre maliyetlinin yüksek olmaktadır. Kuru tarımda verim düşük olsa da ürünün havza içinde üretilmesinde üretim desteğinin daha yüksek olduğu bilinmelidir.
Tarımsal desteklerde en yüksek payı 2027 yılında tarımsal destekleme bütçesinin % 56.5 ile bitkisel üretime ödenecek. Bu oran 2026 da % 54.2 seviyesinde idi. 2026 yılında bitkisel üretim destekleri 90 milyar 889 milyon TL iken, 2027 yılı bütçesinde % 46 artışla 132 milyar 730 milyon TL ye yükseliyor.
Bu arada 2027 Yılı hayvancılık desteklerinin payı 2026 destek bütçesine göre sadece % 0.5 artışla % 21.8’den % 22.3’e çıktı. Buna göre, hayvancılık destekleri ödemesi 2025 yılında 27 milyar 950 milyon TL iken 2026 da % 31 artışla 36 milyar 615 milyon TL ye çıkarıldı. 2027 yılı bütçesinden ise 2026 yılına göre % 43.4 artışla 52 milyar 504 milyon TL oldu.
Hayvancılık desteklerinin toplam destekler içerisindeki payı 2024 de % 23.3 iken 2025 de yeni destek modelinde toplam payı % 17.6’ya geriledi. 2026 da % 21.8’e çıkarken 2027 yılında % 22.3 e yükseldi.
Tarım sigortası desteği olarak 30 milyar lira ödenecek. Ancak 2024 yılına göre TARSİM oranı, üretim dalı ve ürün türlerine göre değişmekte, 2024 de bitkisel üretim ve seralarda ancak % 30 seviyesine ulaşmış iken, kümes hayvanlarında % 75, Büyükbaş Hayvan Hayatı %56 seviyelerindedir.
Tüm bu dallarda genel bir değerlendirme yapacak olursak yıldan yıla destekler, gerek değer, gerekse de yüzde olarak artırılmaktadır. Destekler rakamsal olarak büyüdüğü gibi bakacak olursa tarımızın daha da büyümesi gerekir. Ancak tarıma verilen destekler ne yazık ki çoğunlukla tarım dışı sektörlere gitmekte, faizsiz krediler ve uzun vadeli ödemlerde olduğu gibi ihtiyaç olmadığı halde traktörünü, alet makinesini büyüterek yenilemektedir. Esas olarak bu tür yanlışların üzerine gidilmelidir.
Bunun yerine, kooperatifleşme, kaliteli üretimle pazara ürün verme, İMECE kültürünü esas alarak ortak üretme ile girdileri azaltmalı, daha ekonomik üretme yoluna gitmelidir.
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.