Abdurrahman Hakan Pakiş
Yegâne Yaşam Koçu Hz. Muhammed
Bismillah.
Elhamdülillah, vessalâtü vesselâmü alâ Resûlillah.
İnsan, hızla akıp giden hayatın içinde yolunu bulabilmek için sürekli yeni rehberler, yöntemler ve isimler arıyor. NLP (Nörolinguistik Programlama), kişisel gelişim seminerleri, yaşam koçluğu seansları... Hepsi aslında tek bir amaca hizmet ediyor: Daha huzurlu, daha başarılı ve daha anlamlı bir hayat sürmek. Ancak biz Müslümanlar için bu arayışın cevabı bin dört yüz yıl öncesinden günümüze sönmeyen bir kandil gibi ulaşmıştır. Hayatın her alanında, her anında ve her sorununda başvurulacak yegâne rehber, gerçek yaşam koçu Hz. Muhammed Mustafa’dır [sallallahu aleyhi vesellem]…
İnsanlığın En Büyük Modeli
Yaşam koçluğu dediğimiz kavram, temelde bir kişinin potansiyelini en üst düzeye çıkarması için ona rehberlik etmektir. Kur’an-ı Kerim, Efendimiz’in [sallallahu aleyhi vesellem] bu konudaki konumunu “Üsve-i Hasene” yani “En Güzel Örnek” olarak tanımlar. Allah Teâlâ şöyle buyurur:
لَقَدْ كَانَ لَكُمْ ف۪ي رَسُولِ اللّٰهِ اُسْوَةٌ حَسَنَةٌ لِمَنْ كَانَ يَرْجُوا اللّٰهَ وَالْيَوْمَ الْاٰخِرَ وَذَكَرَ اللّٰهَ كَث۪يرًا.
“Kasem olsun ki, sizin için, Allah’ (ın manevi huzurun) a ve âhiret gününe kavuşmaya inanan ve Allah’ı çok zikredenler için Allah’ın resûlünde (örnek alınıp uyulmayı gerektiren) çok güzel hasletler vardır.” (Ahzâb, 33/21).
Modern koçluk sistemleri genellikle geçici motivasyonlar ve dünyevi başarılar üzerine kuruludur. Oysa Nebevî metot, insanı hem dünya hem de ahiret saadetine taşımayı hedefler. O, sadece bir öğretmen değil, bizzat yaşayan bir disiplindir. O’nun sünnetine sarılmak, sadece uygulamaları yerine getirmek değil, bir hayat tarzı inşa etmektir.
İletişimin Zirvesi
Bugün yaşam koçlarının en çok üzerinde durduğu konu “etkili iletişim” ve “dil kalıpları”dır. Ancak Efendimiz’in [sallallahu aleyhi vesellem] iletişim diline baktığımızda, nezaketin ve samimiyetin zirvesini görürüz. O, karşısındaki kişiyle konuşurken bedeniyle ona döner, onu can kulağıyla dinler ve asla sözünü kesmezdi. Hadis-i şerifte buyurulduğu üzere:
“Müslüman, diğer Müslümanların, dilinden ve elinden salim olduğu (zarar görmediği) kimsedir.” (Tirmizî, Îmân, 12).
Bu düstur, bir insanın toplum içindeki sosyal konumunu belirleyen en temel “yaşam koçluğu” ilkesidir. Güven vermeyen bir insanın hangi teknikle konuşursa konuşsun başarılı olması mümkün değildir. Efendimiz [sallallahu aleyhi vesellem], insanlara hitap ederken kırmadan, dökmeden, müjdeleyerek ve kolaylaştırarak yaklaşmayı emrederdi. Modern tekniklerin “pozitif dil” dediği şeyi, O “Allah’a ve âhiret gününe inanan, ya hayır söylesin ya da sussun” (Buhârî, Edeb 31) diyerek en kısa ve öz şekilde hayatımıza yerleştirmiştir.
Beş Vakit Denge
Yaşam koçlarının en çok mesai harcadığı konulardan biri de zaman yönetimidir. Oysa İslamiyet, namaz ibadetiyle hayatı zaten beş ana bölüme ayırarak muazzam bir disiplin getirir. Resûlullah Efendimiz [sallallahu aleyhi vesellem], sabahın bereketinden faydalanmayı öğütlerken aslında biyolojik ritmimize en uygun yaşam modelini sunmuştur:
“Allah’ım! Ümmetimden sabahın erken vakitlerinde işe koyulanlara bereket ver.” (Dârimî, Siyer, 1, nr. 2465).
Güne erken başlayan, vaktini namazla tanzim eden ve her anını “hesap verebilirlik” bilinciyle yaşayan bir insanın, zaman yönetimi konusunda başka bir seminere ihtiyacı yoktur. Onun [sallallahu aleyhi vesellem] hayatında boş geçen bir an bile yoktur; ya ibadet, ya tebliğ, ya aile reisi olarak sorumluluk ya da bir devlet adamı olarak adalet sağlamakla meşguldür.
Duygusal Zekâ ve Öfke Kontrolü
Günümüzde “duygusal zekâ” (EQ) kavramı, başarı için IQ’dan daha önemli görülüyor. Duyguları yönetmek, özellikle de öfkeyi kontrol altına almak modern insanın en büyük sınavlarından biridir. Fahr-i Kâinat Efendimiz [sallallahu aleyhi vesellem] bu konuda en büyük dersi şu hadisiyle verir:
“Gerçek pehlivan, öfkelendiğinde nefsine hâkim olan kimsedir.” (Müslim, Birr, 106, nr. 6641).
NLP’nin sunduğu karmaşık tekniklerin aksine, Sünnet-i Seniyye bize pratik çözümler sunar: Ayaktaysan otur, oturuyorsan uzan, abdest al ve sükût et (bkz. Süyuti, el-Camiʿu’s-sağir, nr. 695-696; Ebu Davud, Edeb, 4). Bu, insanın kendi psikolojisini yönetmesi için verilen en etkili reçetedir. O [sallallahu aleyhi vesellem], hayatı boyunca kendisine en ağır hakaretleri edenlere bile şefkatle yaklaşmış, beddua yerine hidayet dilemiştir. İşte gerçek güç ve gerçek koçluk budur.
Aile ve Sosyal Hayatta Denge
Birçok yaşam koçu, kariyer başarısına odaklanırken aile hayatının nasıl ihmal edildiğini gözden kaçırır. Efendimiz [sallallahu aleyhi vesellem] ise dengeyi şöyle kurar:
“Sizin en hayırlınız, ailesine karşı en hayırlı olanınızdır. Ben de aileme karşı en hayırlı olanınızım.” (Tirmizî, Menâkıb 63, nr. 3895).
O [sallallahu aleyhi vesellem], evinde eşlerine yardım eden, çocuklarla oyun oynayan, torunlarını sırtında taşıyan bir babadır. Aynı zamanda orduları komuta eden bir komutan, bir hâkim ve bir devlet başkanıdır. Hayatın hiçbir alanını diğerine feda etmemiştir. Bugün “iş-yaşam dengesi” dediğimiz şey, onun hayatında en doğal haliyle mevcuttur.
Tevekkül
Günümüz insanı stres ve kaygı kıskacındadır. Gelecek kaygısı, geçim derdi ve başarısızlık korkusu insanları bitap düşürüyor. İşte tam bu noktada Sünnet’in sunduğu “Tevekkül” kavramı devreye girer. Tevekkül, tembellik değil; elinden gelen tüm çabayı sarf etmesiyle beraber sonucu Allah’a [azze ve celle] bırakmanın verdiği sonsuz huzurdur. Kur’an-ı Kerim’de buyurulduğu üzere:
فَاِذَا عَزَمْتَ فَتَوَكَّلْ عَلَى اللّٰهِۜ اِنَّ اللّٰهَ يُحِبُّ الْمُتَوَكِّل۪ينَ.
“Kararını verdiğin zaman artık Allah’a tevekkül et. Şüphesiz ki Allah, kendisine tevekkül edenleri sever.” (Âl-i İmrân, 3/159).
Bu bilinçte olan bir insan için “depresyon” veya “tükenmişlik sendromu” kalıcı bir durak olamaz. Çünkü o, her zorlukla beraber bir kolaylığın olduğuna iman etmiştir. Efendimiz [sallallahu aleyhi vesellem], en zor anlarında, Taif’te taşlandığında veya Hicret’te Sevr mağarasında sıkıştığında dahi yanındaki dostuna,
لَا تَحْزَنْ اِنَّ اللّٰهَ مَعَنَا.
“Üzülme, zira Allah (’ın yardımı) bizimle beraberdir” (Tevbe, 9/40) diyerek en büyük motivasyonu ve güveni aşılamıştır.
Pusulayı Kaybetmek!
Bugün dünyanın karmaşası içinde ruhsal bir yorgunluk yaşıyorsak, bunun temel sebebi rehberimizle olan bağımızın zayıflamış olmasıdır. Şunu unutmamalıyız ki Sünnet-i Seniyye’yi hayatımızdan çıkarmak, bizi biz yapan ruhu ve istikameti kaybetmektir. Bizi yıpratan, içten içe yok eden ve manevi bir boşluğa sürükleyen asıl neden, O’nun [sallallahu aleyhi vesellem] gösterdiği yoldan ayrılıp beşeri sistemlerin geçici heveslerine kapılmamızdır.
Sünnet bir kaleydi, biz o kaleden dışarı çıktığımızda rüzgârın önündeki yaprak gibi savrulmaya başladık. Oysa Efendimiz [sallallahu aleyhi vesellem] bizi şöyle uyarmıştı:
“Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu şaşırmazsınız: Allah’ın Kitabı ve Resulünün Sünneti.” (Muvatta, Kader 3). Bu bağı kopardığımızda sadece huzurumuzu değil, kimliğimizi de kaybediyoruz. Dolayısıyla yeniden ayağa kalkmanın yolu, başka yerlerde çare aramak değil, kaybettiğimiz o nebevi ölçülere, yani asıl yuvamıza geri dönmektir.
En Doğru Yol O’nun Yoludur!!!
NLP, yaşam koçluğu veya kişisel gelişim teknikleri, eğer insanı özüne döndürüyorsa birer araç olabilir. Ancak bu araçları birer amaç haline getirmek ve asıl rehberi unutmak, okyanusu bırakıp bir damla suyla susuzluk gidermeye çalışmaktır.
Hz. Peygamber [sallallahu aleyhi vesellem] sıradan bir şahsiyet değil; yeme içme adabından ticari ahlaka, komşuluk ilişkilerinden kişisel temizliğe kadar hayatın kılcal damarlarına dokunan bir rehberdir. O’nun sünneti, modası geçmeyen, her çağa hitap eden ve insanın fıtratıyla tam uyumlu olan tek sistemdir.
Eğer hayatımızda bir “koç”, bir “rehber” arıyorsak, onun hayatına bakmamız kafidir. Onun yolundan gitmek, sadece bir tercih değil, huzura giden tek kapıdır. Çünkü onun öğrettiği her şey, bizi yaratanın bizden beklediği yaşam biçimidir. Gerçek başarı, O’nun izini sürmek; gerçek mutluluk ise O’nun ahlakıyla ahlaklanmaktır.
Ona çıkmayan her yol çıkmaz sokaktır…
En büyük yaşam koçu, Âlemlere Rahmet olarak gönderilen Efendimiz’dir!
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.