Abdurrahman Hakan Pakiş

Abdurrahman Hakan Pakiş

Gidenlerin izinde kalanların yürüyüşü

Bismillah.

Elhamdülillah, vessalâtü vesselâmü alâ Resûlillah.

Hayatın en kaçınılmaz gerçeği, onun durmaksızın devam etme arzusudur. Bir kalp durduğunda, bir evde feryatlar yükseldiğinde ya da bir devir kapandığında, dışarıdaki sokakta hayatın ritmi zerre kadar değişmez. Güneş yine doğar, trafik yine akar ve insanlar yine kendi telaşlarının peşinden koşar. Bu durum, hüzün içerisinde boğulan bir ruh için ilk bakışta “acımasız” görünebilir; ancak hayatın işleyişi tam da bu süreklilik üzerine kuruludur.

Arap şiirinin öncülerinden olan Mütenebbî (v. 354/965), insanın bu sancısını ve hayatın bu döngüsünü şu sözlerle özetler:

“Kimimiz kimimizi toprağa verirken,

Sonrakiler öncekilerin başları üzerinde yürüyüp gider.”

Bu tespit, sadece fiziksel bir “toprağa verme” olayını anlatmaz; aynı zamanda sosyolojik ve tarihi bir gerçeğin altını çizer. Bizler bugün bastığımız her toprak parçasında, aslında bizden önce yaşamış, hayaller kurmuş ve bu dünyadan göçüp gitmiş milyarlarca insanın izleri üzerinde yürüyoruz. Tarih dediğimiz devasa kütüphane, bir neslin diğerinin üzerine eklenmesiyle oluşur.

Aslında toplumların gelişimi de tam olarak budur: Bir önceki kuşağın biriktirdiği tecrübe, acı ve bilgi; bir sonraki kuşak için üzerine basıp yükseleceği bir zemin olur. “Öncekilerin başları üzerinde yürümek” ifadesi, bu anlamda bir saygısızlık değil, kaçınılmaz bir miras devridir. Her yeni fikir eski bir fikrin omuzlarında yükselir, her yeni şehir eski bir medeniyetin kalıntıları üzerine inşa edilir.

Hayat, Kimsenin Hüznü İçin Mola Vermez

İnsan, sevdiği birini kaybettiğinde dünyanın da onunla birlikte durmasını ister. Ancak hayat, gidenin boşluğunu hızla kapatma eğilimindedir. Ki tabiat boşluk kabul etmez…

Bizler sevdiklerimizi toprağın bağrına emanet edip dönerken, aslında bir yandan da yaşamın o gürültülü akışına geri davet ediliriz. Bu mısra, bize bu gerçeği en samimi ve en yalın haliyle hatırlatır: Hayat, kimsenin hüznü için mola vermez…

Bu durum, bireysel olarak bize ağır gelse de kolektif bir teselli barındırır. Eğer hayat gidenlerin ardından dursaydı, bugün ne bir sanat eseri, ne bir bilimsel buluş, ne de bir gelecek umudu kalırdı. Kalanlar, gidenlerin hatırasını kalplerine gömer ama ayakları onları hep “ileriye” taşır. Bu, var olmanın en temel yasasıdır.

Zamanı Durduran Tek Durak

Peki, sonrakiler öncekilerin izleri üzerinde yürüyüp giderken gidenlerden geriye ne kalır? İşte burada “hatıra” kavramı devreye girer. Akışkan ve bazen sert görünen dünya düzeninde, insanı ölümsüz kılan tek şey bıraktığı izdir. Bizden sonrakiler üzerimizden yürüyüp geçerken, adımlarını bizim bıraktığımız değerlere, öğrettiğimiz bilgilere ve paylaştığımız sevgiye göre atarlar.

Bir önceki neslin yaşadığı kayıplar ve kazandığı farkındalıklar, bir sonrakinin yolunu aydınlatan birer meşaleye dönüşür. Bu yüzden, kaybettiklerimize değer vermek, aslında kendi geleceğimize ve insanlığın ortak mirasına değer vermektir.

Emaneti Devralmak

Mütenebbi’nin bu hikmetli sözü, bize hem bir tevazu dersi verir hem de omuzlarımıza bir sorumluluk yükler. Üzerinde yürüdüğümüz bu yolun, bizden öncekilerin emekleriyle, acılarıyla ve hayatlarıyla döşendiğini bilmek; kibri yok eder. Aynı zamanda, bir gün bizim de başkaları için bir “zemin” olacağımız gerçeği, yaşadığımız her anı daha anlamlı ve kaliteli kılmamız gerektiğini hatırlatır.

Hayat, bir bayrak yarışıdır. Önemli olan, bizden öncekilerin başları üzerinde yürürken onların hatırasına nezaketle basmak ve bizden sonrakilere daha sağlam, daha aydınlık bir baş bırakabilmektir. Gidişler ve gelişler bitmez, ama bu akışın içinde bıraktığımız samimi bir iz, zamanın tozlu yollarında her zaman parlamaya devam eder.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
Abdurrahman Hakan Pakiş Arşivi

Eşiği geçerken fark etmek

13 Nisan 2026 Pazartesi 14:02

Bir mürşidâne duruş

30 Mart 2026 Pazartesi 10:44

Gurbetin ortasında yakınlığı bulmak

02 Mart 2026 Pazartesi 15:27

Amaç ile aracın dengesi

24 Şubat 2026 Salı 13:06

Her anı ibadet bilmek

17 Şubat 2026 Salı 19:15

Kâmil mümin olmak

10 Şubat 2026 Salı 17:11

Paha biçilmez iki nimet: Zaman ve sıhhat

02 Şubat 2026 Pazartesi 10:50