Hiç dikkat ettiniz mi?
Gün içinde kaç kez “yasak” kelimesiyle karşılaşıyoruz?
Kaç kez bir levha bize buyurgan bir ses tonuyla sesleniyor?
“Araç park edilmez.”
“Girilmez.”
“Çöp dökmek yasaktır.”
“Kesinlikle park etmeyin.”
Şehir, adeta emir kipleriyle konuşuyor.
Oysa dil yalnızca bilgi vermez; duygu da üretir. Her cümle, muhatabının ruhuna ya bir kapı açar ya da bir duvar örer. Sert levhalar, buyurgan ifadeler ve tehditkâr tonlar… bunlar düzen sağlamak için yazılmış olabilir; fakat insan ruhu tehditle değil, değer gördüğünde yumuşar.
Bir an için düşünelim:
“Araç park edilmez” yerine
“Lütfen bu alanı açık bırakınız” yazsaydı ne kaybederdik?
Belki hiçbir şey.
Ama bir şey kazanırdık: insana hitap eden bir dil.
Sorun yalnızca levhalar değil. Günlük hayatımızın içinde de benzer bir sertlik var. Çoğu zaman fark etmeden korku merkezli bir iletişim dili kullanıyoruz. Yasaklayarak, uyararak, hatta gözdağı vererek düzen kurmaya çalışıyoruz.
Oysa nezaket de bir disiplindir.
Şefkatli bir üslup da sınır koyabilir.
Yumuşak bir ifade de düzen sağlayabilir.
Kelimelerimiz, hayata bakışımızın aynasıdır. Eğer sürekli yasak diliyle konuşuyorsak, belki de güvenmek yerine kontrol etmeyi seçiyoruzdur.
Bir kuruma girdiğimizde “danış-ma” tabelasını görürüz. Bu kelime aslında rehberliği, yol göstermeyi ifade eder. Ne kadar güzel bir çağrışımdır: danışmak, birlikte akletmektir.
Benzer kelimelerden örnek verecek olursak
HATIRLAT-MA
SORUŞTUR-MA
KESİNLEŞ-ME
KONUŞ-MA
ODAKLAN-MA
TOPARLAN-MA
ÜRET-ME
ÇIKAR-MA
BÖL-ME
ÇARP-MA
Hem olumlu yönü olan hem de yapmamız gereken bir ifadeyi çağrıştırıyor.
Peki ya biz, hayatı birlikte aklederek mi düzenliyoruz; yoksa buyurarak mı?
Dil, bir medeniyet göstergesidir.
Söz, karakterimizin dışa vurumudur.
Korku temelli bir dil, güvensiz bir zemin üretir.
Nezaket temelli bir dil ise aidiyet duygusu oluşturur.
Unutmamalıyız:
her söz dimağımızda, zihnimizde, kalbimizde ve karşımızdakinin gönlünde mutlaka bir iz bırakır.
Öyleyse neden daha güzelini seçmeyelim?
Neden sözü incitmeden söylemeyelim?
Belki de asıl medeniyet, yasakların çokluğunda değil;
sözün zarafetindedir.
Ve belki de en güçlü düzen,
nezaketle kurulan düzendir.
Hep birlikte ilahi öğüdü hatırlayalım:
“sözün en güzelini söyleyelim”
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.