Mehmet Bülent Paköz

Mehmet Bülent Paköz

Gündelik hayatımızdaki “olumsuz” dil

Hiç dikkat ettiniz mi?

Gün içinde kaç kez “yasak” kelimesiyle karşılaşıyoruz?
Kaç kez bir levha bize buyurgan bir ses tonuyla sesleniyor?

“Araç park edilmez.”
“Girilmez.”
“Çöp dökmek yasaktır.”
“Kesinlikle park etmeyin.”

Şehir, adeta emir kipleriyle konuşuyor.

Oysa dil yalnızca bilgi vermez; duygu da üretir. Her cümle, muhatabının ruhuna ya bir kapı açar ya da bir duvar örer. Sert levhalar, buyurgan ifadeler ve tehditkâr tonlar… bunlar düzen sağlamak için yazılmış olabilir; fakat insan ruhu tehditle değil, değer gördüğünde yumuşar.

Bir an için düşünelim:
“Araç park edilmez” yerine
“Lütfen bu alanı açık bırakınız” yazsaydı ne kaybederdik?

Belki hiçbir şey.
Ama bir şey kazanırdık: insana hitap eden bir dil.


Sorun yalnızca levhalar değil. Günlük hayatımızın içinde de benzer bir sertlik var. Çoğu zaman fark etmeden korku merkezli bir iletişim dili kullanıyoruz. Yasaklayarak, uyararak, hatta gözdağı vererek düzen kurmaya çalışıyoruz.

Oysa nezaket de bir disiplindir.
Şefkatli bir üslup da sınır koyabilir.
Yumuşak bir ifade de düzen sağlayabilir.

Kelimelerimiz, hayata bakışımızın aynasıdır. Eğer sürekli yasak diliyle konuşuyorsak, belki de güvenmek yerine kontrol etmeyi seçiyoruzdur.

Bir kuruma girdiğimizde “danış-ma” tabelasını görürüz. Bu kelime aslında rehberliği, yol göstermeyi ifade eder. Ne kadar güzel bir çağrışımdır: danışmak, birlikte akletmektir.

Benzer kelimelerden örnek verecek olursak

HATIRLAT-MA
SORUŞTUR-MA
KESİNLEŞ-ME
KONUŞ-MA
ODAKLAN-MA
TOPARLAN-MA
ÜRET-ME
ÇIKAR-MA
BÖL-ME
ÇARP-MA

Hem olumlu yönü olan hem de yapmamız gereken bir ifadeyi çağrıştırıyor.

Peki ya biz, hayatı birlikte aklederek mi düzenliyoruz; yoksa buyurarak mı?

Dil, bir medeniyet göstergesidir.
Söz, karakterimizin dışa vurumudur.
Korku temelli bir dil, güvensiz bir zemin üretir.
Nezaket temelli bir dil ise aidiyet duygusu oluşturur.

Unutmamalıyız:
her söz dimağımızda, zihnimizde, kalbimizde ve karşımızdakinin gönlünde mutlaka bir iz bırakır.

Öyleyse neden daha güzelini seçmeyelim?
Neden sözü incitmeden söylemeyelim?

Belki de asıl medeniyet, yasakların çokluğunda değil;
sözün zarafetindedir.

Ve belki de en güçlü düzen,
nezaketle kurulan düzendir.

Hep birlikte ilahi öğüdü hatırlayalım:
“sözün en güzelini söyleyelim”

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
Mehmet Bülent Paköz Arşivi

Mobbing

26 Aralık 2025 Cuma 00:03

Eksilmenin hüznü

10 Ekim 2025 Cuma 00:01

Değişmeyende – Değişen

26 Eylül 2025 Cuma 00:01

Fidanın Hikmeti ve İnsanlığımız

05 Eylül 2025 Cuma 00:27

Ferdi Tayfur – “Arabesk”

22 Ağustos 2025 Cuma 00:01

Müzikte ilham

25 Temmuz 2025 Cuma 10:54

Yaz gelince

20 Haziran 2025 Cuma 00:01

Kuyunun dilinden – Hz. Yusuf şiiri

13 Haziran 2025 Cuma 00:02

Bayramda taksim

30 Mayıs 2025 Cuma 00:01