Gülşen Çopur

Gülşen Çopur

Öyle bir çöplüğe düştük ki

“Son 30 yıldır dünyayı plastik bir folyoya sarıp duruyoruz. Bu cümle fantastik bir romandan çıkmış değil, bunu gerçekten yapıyoruz.”

Yaşanan iklimsel felaketler hepimizi az çok sağduyulu olmaya itti gibi. Tabi keşke daha erken bilinçlenseydik diyoruz ama olsun yine de köprüden önceki son çıkışa yöneldik çok şükür…

Bunu neye dayanarak söylüyorum. Büyükşehir Belediyesi ve KOSKİ’den yapılan, suyun kritik seviyenin altına düştüğü ve dikkatli kullanılması gerektiği ile ilgili açıklamanın ardından, gördüğüm kadarıyla insanlar içme suyunun bitmesi konusunda epey kaygılanıp suyu tasarruflu kullanmaya yöneldi.

Aylardır, ‘Tarımda kuraklık’la ilgili dönen haberler bu kadar ciddiye alınmamıştı açıkçası… Konu içme suyu olunca daha ciddiye alındı. Enteresan…

**********

İklim değişikliğini doğrudan veya dolaylı etkileyen her konuya karşı ekstra duyarlı olmamız gerektiğini tabiat bize geri dönüşleri ile kafamıza vura vura öğretiyor.

Bu duyarlılıkların bir ayağı olan sıfır atık konusundan bahsetmek istiyorum biraz.

Aslında işleyişi yeni oturan ve çok geç kalınmış bir konu sıfır atık… Ama köprüden önceki son çıkış dedik ya burada da aynı konu işte… Bir şekilde bozduğumuz düzeni yeniden toparlama telaşı! Fena da gitmiyoruz. Özellikle Konya’da bu konuda ciddi mesafe kat edildi.

Konunun yetkililerinden öğrendiğim kadarıyla Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Sıfır Atık Projesi’nde hangi ilin ne durumda olduğunu liste halindeki verilerle açıklamıyormuş. Aslında bunun açıklanması konu hakkında biraz daha gayret gösterilmesini sağlayabilir kanaatindeyim. Yani bakanlık sıfır atık konusunda önde gelen illeri açıklasa her ilin belediyesi de çevre ve şehircilik il müdürlüğü de tabiri caizse biraz daha gaza basar.

Sıfır Atık Sistemi’nin değerlendirildiği 81 il ile yapılan online toplantılarda Karatay ve Selçuklu belediyelerinin diğer illerin belediyelerine örnek gösterildiği duyumunu da aldım. Büyükşehir, Meram Selçuklu ve Karatay belediyelerinin özellikle son dönemde sıfır atık ile ilgili önemli çalışmaları var. Merkez de sıfır atık kutularının sayısı gözle görünür şekilde arttı. Kalan birkaç küçük belediyeye de bu çalışmalar götürüldüğü zaman eminim ki Konya her ne kadar açıklanmasa da Sıfır Atık’ta birinci sırada yerini alacaktır.

**********

Aslında düşününce pandemi döneminde hijyen ile doğru orantılı olarak atık miktarımızda maalesef arttı. Tek kullanımlık plastik ve karton ürünlerin daha çok tercih edilmesi sebebiyle artan bu miktar, internet üzerinden yaptığımız alışverişlerin ambalajında kullanılan plastiklerle perçinlendi.

Konuyu bu tarafından hiç düşünmemiştik oysaki değil mi? İşte bu saatten sonra hem virüslere karşı hijyeni elden bırakmayalım hem doğayı koruyalım derken bir ipin üstünde gidip geleceğiz. Çünkü vaktinde yapılmayan ödevler üst üste birikti. Artık seçme şansımız kalmadı, hepsinden sorumluyuz!

Demem o ki gelecek adına biraz daha pragmatik düşünmek lazım…

Bırakın Türkiye geneli verilerini falan…

“Benim tek bir insan olarak günlük çöpüm ne kadar?” Önce bunu hesaplamamız, herkese akıl hocalığı yapmadan önce kendimizi bir sorgu odasına almamız lazım. Hem karnım doysun hem pastam dursun, hem dünya yaşanılır olsun hem ben çöpümü öylece çöp poşetine tıkıştırıp sallayıp geçeyim… Bu tarz bir düşünce maalesef kendimizce bir dilemma olur!

Bu konuyu tartıştığım bir arkadaşım, “Ne yapalım cebimizde oyalı mendil mi taşıyalım” diyerek sıfır atığı anlama konusunda hala direnenler olduğunu bana üzücü bir şekilde gösterse de biz yine de inatçı olmalıyız. Çünkü göz göre göre çocukların hakkından çalıyoruz.

Öyle ha deyince yıllardır yaptığımız alışkanlıkları değiştiremeyiz tabi ki… Ama üstüne sabır ve inatla gidersek bu bizim yeni alışkanlığımız olabilir.

**********

Son olarak yazının en başında ki cümleyi alıntıladığım belgesele gelmek istiyorum. Bahsettiğim TRT Belgesel’de yayınlanan Sıfır Atık Belgeseli... Hiç sıkmayan keyifli ve çarpıcı bölümleri var. Belgesel bir ara, “Çöpten yemek toplamayı tavsiye ediyor” diye epey eleştirilmişti. Ama ben izlerken amacının idrakinde olunca öyle bir şey hissetmedim. Takdir size kalmış artık.

TV’den takip etmeyi çok sevmediğim için ben bölümleri trtizle.com’dan ya da Youtube’dan izliyorum. Alışkanlıklarınızı değiştirmede faydalı olabilir. Minik bir tavsiye olsun.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum