Gülşen Çopur

Gülşen Çopur

Sınavlar yine bildiğiniz gibi…

Pandeminin gölgesinde yapılan sınavlar, çocukların ikiye hatta üçe katlayan stresleri, her çocuğun evde eşit şartlarda eğitim alamaması bu sene en çok gündemimizde olan konulardı.

Çocuklar öyle ya da böyle sınavları atlattı. Önceki gün açıklanan üniversite sınavı sonuçları ile de Konya’dan iki birinci çıktığını görüp mutlu olduk.

Mutlu olduk olmasına da genel tablo hiç iç açıcı değil…

Eskiden Konya’da genelde Meram Fen’den, Meram Anadolu’dan çıkardı birinciler. Ama artık devlet liselerinden bu güzel haberleri alamıyoruz... Üzülüyoruz…

Zaten bildiğiniz üzere sınavlar ülkesiyiz. LGS sonucu açıklandı dibe vurmaları gördük. YKS sonucu açıklandı kendilerini odalarına kilitleyen gençleri duyduk. KPSS sonrası da farklı bir şey olmayacağı kesin…

Ne kadar adaletli olduğu bile belli olmayan şu sınavlar ile ömrümüzü törpülüyoruz.

Çoktan seçmeli bir hayat yaşıyoruz.

Üstelik önce liseye adım atmak için ardından üniversite diploması almak için çabalayıp sınavlara giriyoruz. Çok çok çok iyi bölümler ve okullarda okuyanlar hariç hepimiz mezun olup eve valizlerimizle dönerken eğitim sisteminin bize yaptığı şakayı ne yazık ki görüveriyoruz.

Bunu yaşamamamız için artık özellikle eğitim fakülteleri ve bölümlere insan yığmaktan vazgeçmek lazım belki de…

Aslında burada bir parantez açıp şunu söylemek istiyorum. ‘Bir çocuk illa belli başlı yerlerde okursa başarılı olur’ algısını en baştan bertaraf etmemiz gerekiyor. Özellikle ‘elalem’ denilen kesimin kafalarında oluşturdukları doktor, avukat, mühendis algısıyla çocuğun kazandığı okula burun kıvırması yetsin artık! Doğruyu onların belirlemesinden bir an önce kurtulmamız lazım…

Ama biliyoruz ki bu YKS sonrası da muhtemelen aynı şey olacak. Çoğu genç sırf meraklı akrabalarına, ‘yerleştim’ demek için puanları nereye yetiyorsa orayı yazıp geçecek. Aslında hayatını yazdığını bilmeden…

Diğer taraftan bazı çocuklar pandemi sürecinde, uzaktan eğitimi çok çok uzaktan gördü. Pandemi herkese eşit davranmadı maalesef ki…

Zaten zor ve sancılı olan YKS ve LGS iyice pandemi ile birlikte içinden çıkılmaz travmalara dönüştü. Travma diyorum emin olun abartmıyorum.

Neden mi? Pandeminin ortasında yapılan bir sınavda çocuklara fen lisesi düzeyinde sorular sorup, sonra da neden matematikte Türkiye ortalaması 40 soruda 5.5 diyoruz?

Okula giderken bile matematiği anlamakta zorluk yaşayan çocuklara evde uzaktan eğitim verdik. Bu eğitimi de yarısı aldıysa yarısı alamadı. Sonra tuttuk fen lisesi kıvamında matematik soruları sorduk. Niçin? Nasıl bir eleme sistemi bu?

2.5 milyon gençten bahsediyoruz. Onlara haber kanalları ve açık oturumlarda genç değil aday diyoruz dikkatinizi çekerim. Hepsi kalplerinden geçenlerin olmasına aday!

Peki, olur mu? Bu sistem hepsini mutlu eder mi?

Etmez!

Çünkü gençlerimizin büyük bir çoğunluğu yarışa ekonomik uçurumdan dolayı geride başlıyor zaten… Sorular en iyiye ulaşana göre hazırlandığı için de o uçurumdan hayaller patır patır dökülüyor.

Şu durumda kim memnun oluyor.

Kim istediğini alıyor tartışılır!

Tek isteğim en güzel çağlarında iş bulamayacakları bir bölüm için kitaplarının üstünde uyuyan gençliği artık birinci derdimiz yapmak…

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum