1. YAZARLAR

  2. Barbaros Ulu

  3. Sakarya'yı Yeniden Yüzüstü Yere Düşürenlere...
Barbaros Ulu

Barbaros Ulu

Yazarın Tüm Yazıları >

Sakarya'yı Yeniden Yüzüstü Yere Düşürenlere...

A+A-

Türkiye giyim-kuşam ve fiziki görüntüden çok çekti. 2000'lere giden Türkiye'nin, 90'lı yılları bu kısır çekişmeyle geçti. Başörtülülerin yarasa, sıkma baş olarak görüldüğü ve kamusal alanın kendilerine zehir edildiği yıllardır o yıllar. Çok hayırla yâd edilmeyen bu yılların kudretli aktörleri şimdilerde pek ortalarda görünmüyor. Çünkü kimsenin yüzüne bakacak yüzleri yoktur. Üstelik prim yapmıyor.
2020'lere doğru yol aldığımız bugünlerde biz, bu milletin değerleriyle uğraşan, kılık kıyafetiyle insanımızı ayrıştıran zihniyet yok oldu, gerilerde kaldı derken bir bakmışsın etiketi prof olan bir psikolog, Sakarya'da içindeki kurtları döküveriyor, geçmişi yeniden hortlatıveriyor. Gündemi takip etmeyenler için Sayın Üstün Dökmen'in sözlerini buraya alayım. Sayın Dökmen konuşmasının satır arasında "Nasıl bir pilot sarhoş olmamalı, bir Hristiyan psikolog haç takmamalı ise; Rehberlik Öğretmeni de başörtülü olmaz! Meslek icra edilirken inşallah, maşallah, hayırlısıyla gibi cümleler sarf edilmemelidir!" deyiveriyor. Daha doğrusu bilinçaltında tuttuklarını kusuveriyor, başörtüsüne ve bir zihniyete düşmanlığını gösteriveriyor. Hem de bu konuşmayı, kendisini konuşma yapmak üzere davet eden başörtülü bir MEM müdürüne rağmen yapıveriyor. Bu konuşmanın üzerine başörtülü müdürümüz de "Çok haklısın hocam. Benden bir plaketi hak ettiniz. Bakmayın siz benim başörtü taktığıma. Ben de benden milli eğitim müdürü olmaz dedimse de başörtüm beni buraya taşıdı. Helal olsun size" dercesine kendisine bir plaket takdim ediyor.
Psikologların "Yaşamın sırrı çocukluk yıllarında gizli. Önemli olan çocukluğuna inmek gerek" dedikleri gibi bir psikolog olan Üstün Dökmen de içinde sakladığını böylece ortaya çıkarıveriyor. Bence program başarıya ulaşmış. Çünkü Üstün Dökmen'in çocukluğu ve zihniyeti, programda ayan beyan ortaya çıkmıştır. Yani tedavisi var mı bilmiyorum ama konuşmacının bir klinik psikologa gitmesinde fayda vardır. Kendisi de bir klinik psikolog olan Sayın Dökmen, bugüne kadar kaç kişinin yarasına merhem oldu, bilmiyorum. Ama umarım kendisini tedavi edecek bir psikologumuz vardır. Yoksa yazık olur, prof olmuş ama ... olamamış profumuza.

Bir söz de taktığı başörtünün sorumluluğunu taşıyamayan MEM müdürümüze söyleyelim. Be müdürüm! Kendi üzerinden tüm başörtülere hakaret ettirmek için mi organize ettin bu programı? Başka birini bulamadın mı? Böyle konuşma yapması için Sayın Dökmen bu cesareti kimden aldı, yoksa sizden mi aldı? Haydi bilmiyordun, zihniyetine düşman birini konuşmacı olarak şehrine davet ettin. Sayın Dökmen de fırsat bu fırsat deyip içindeki zehri boşalttı. Ya Rabbi, şükür dercesine plaket vermeni nereye koyacağız? Bir şehrin eğitim liderliğine soyunan olarak böyle nahoş bir durumda, aynı anda karar alabilen biri olabilmeliydin ve mikrofonu eline alarak “Sayın Dökmen’in bu konuşması talihsiz bir konuşma olmuştur, etiketine yakışmamıştır” diyebilmen gerekirdi… Ama gördüğüm kadarıyla bu liderliği yapamadınız.

Bence oturduğunuz koltuk size birkaç numara birden büyük. Ananızdan müdür olarak doğmadınız. Bu iş bana göre değil, taktığım örtünün altında eziliyorum. “Bu iş, buraya kadar" deyip çekilin köşenize veya gidin öğretmenliğini yapın. Çünkü biz, dışlanmış ve horlanmış bir zihniyete “Yüzüstü çok süründün, ayağa kalk, Sakarya!” diyerek ayağa kaldırmaya çalışırken siz, Sakarya’yı yeniden yüzüstü yere düşürdünüz. Bundan dolayı birileri istifanı ver demeden o başörtünün hatırına verin istifanızı. Bir daha da dostunu, düşmanını bil, olmaz mı?

Not: Skandal seminerle ilgili bu yazıyı kaleme aldıktan sonra Sakarya Milli Eğitim Müdürü Fazilet Durmuş, "Kendisinin de 28 Şubat başörtüsü mağduru olduğunu, o süreçte 6 yıl örtüsü sebebi ile mesleğini yapamadığını, rehber öğretmenlere yönelik seminer boyunca programda olmadığını, programın bitiminde salona geldiğini, Dökmen’in programda sarf ettiği sözleri duymadığını ve orada herhangi bir arkadaşının bu konuda kendisine bilgi vermediğini ve bundan dolayı herhangi bir tepki göstermediğini ve toplantıyı bitirmediğini, böyle şeylere prim verecek biri olmadığını" açıklamış. Açıklamasına göre burada Sayın Müdirenin bir suçu ve kastı yok. Ama bu konularda uyanık olmasında fayda var. Zihniyeti belli, köhnemiş bir ideolojiyi savunan birinin rehber öğretmenlere verebileceği bir şeyi olamayacağını hesaba katmalıydı.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

7 Yorum