Prof. Dr. Fikret Akınerdem

Prof. Dr. Fikret Akınerdem

Spor Adamı, Sağlıklı Eder Mi Can’ı

- Merhaba beyefendi,

- Merhaba efendi,

- Kolay gelsin ne yapıyorsunuz sabahın bu saatinde, hava da serin.

- Gördüğünüz gibi, kendi halimde sabah sporunu yapıyorum.

Gülüşüyoruz. Böyle başladı sohbetimiz. Hafta sonu OSYM görevim için bir imtihanı yapmak üzere, evimden, görevli olduğum NEÜ Ahmet Keleşoğlu Eğitim Fakültesine kadar yürüyerek gittim. Mesafe 4 km kadar diye düşünmüştüm, bir de gelişi, eder 8 km. Bu mesafe benim için çok da mesele değildi, zira Pandeminin ilk dönemlerinde bir pazar günü 23.5 km yürümüştüm.      

Mesele sağlık ve spor. Sokakta yürürken dahi insanımızı çok gözlerim. Son yıllarda insanımızın kadın-erkek, alabildiğine kilo aldığını fark ediyorum. İnanılmaz ve zor bir durum var.

Bir seferinde evimden yürüyerek 2 km lik bir mesafede karşılaştığım insanlarla ilgili bir istatistik tuttum. Elde edilen sonuçlar üzücü idi. Konya halkının Türkiye’nin en kilolu insanları olduğunu, bu manada % 70 inin kilolu, çoğunun da obez olduğunu tüm istatistikler söylüyor. Basit bir usulle ben de bir sayım yapayım dedim ve yaptım. Sonuçlar şöyle.

30 dakikalık yürüyüşte 7 yaş üzeri genç-yaşlı 103 insanla karşılaştım. Bunun 63 ü erkek, 40 ı kadındı.

Bu 63 erkeğin 48 inin kilolu, bunun da 19 unun da bayağı göbekli (obez derecesinde) olduğunu;

40 kadından 32 sinin kilolu, bunlar arasında 16 sının da aşırı kilolu olduğunu, bunun yanında 8 inin yürüme problemi olduğunu fark ettim. Yürüme problemi belli ki aşırı kilolardan kaynaklanıyor. Çoğu anne olan bu kadınlara elbette saygımız vardır ancak mesele daha sağlıklı anne ve eş olmalarıdır.

Bu basit bir sokak istatistiğidir. Gerçek durum kilo lehine daha da artacaktır. Aslında çoğu insan gerek yaştan, gerekse de aşırı kilolarından dolayı dışarı çıkamamakta. Genelde hayatının çoğunu evlerinde oturarak geçiren yaşlı ve kilolu çok insan olduğu bilirim.

İşin kötü yanı kadın-erkek genç denecek yaşta insanımızın da çoğunun kilo probleminin olmasıdır.   

Meselemiz kimseyi tenkit veya teyit etmek değil; tersine sağlıklı yaşamaya teşvik etmektir.

Gelelim parkta ki beyefendiye. 72 yaşında, derler ya “çıta gibi”, güzel ve düzgün konuşmasından belli ki eğitimli bu zat, Evliya Çelebi Parkında ki yeşil alan üzerinde, yanında getirdiği malzeme ile spor yapıyor. Yukarıda ki girişten sonra konuşmamızın özeti şöyle idi.

Mümkün olduğunca erkek kalkıp, havanın durumuna göre her sabah müsait olan yerlerde sporunu yapıyormuş. 40 yıldır hemen aynı tarzda sporla hayatını sürdürüyor. Bunun yanında sağlıklı gıda yanında, sakin bir hayat ve olumlu düşüncelere de sahibim diyor.

Kimsenin özel hayatı ve tercihleri birbirine benzemez ancak bazı genel değerler vardır ki herkesi ilgilendirir, o değerler herkese aittir. Sağlıklı düşünmek ve sağlıklı yaşamak en azından çekirdek bir aileyi ve komşuları da ilgilendirir. Böyle durumlarda dostunuz ve sevenleriniz çok olur. Havayı, toprağı ve suyu yani çevreyi kirletmez, güzel yaşam ve duygularla örnek alınan insan olursunuz.

İşin sonu sağlıklı ve bunun da sporla yaşamaya ihtiyacı olduğudur. Spor illa ki tam tekmil spor merkezlerinde yapılmıyor. Konuştuğum parktaki bu beyefendi gibi uygun olan her yerde spor yapma yeteneğinin kazanılması ve bunun sağlıklı hayatın bir parçası olarak alınmasıdır. En azından 2-3 km lik mesafeleri yürüyerek gitmek de spor sayılır.  

Atalarımız boşuna “nerede hareket, orada bereket” dememiş.

Sağlıkla, huzurla ve israfsız yaşama merhaba; kalın sağlıcakla.  

 

 

    

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
4 Yorum