Prof. Dr. Fikret Akınerdem

Prof. Dr. Fikret Akınerdem

TARIM VE ORMAN BAKANLIĞI ÜRÜN MASALARI BÜLTENİNE BAKIŞ-1

Yazlık ürünlerde yeni bir üretim sezonuna sıkıntılı bir dönemde, Kovit-19 un gölgesinde giriyoruz. Sokağa çıkma yasakları, karantina tedbirleri de çiftçiyi etkilemiş durumda ancak Bakanlığın işi ciddiye alması ile üreticilere özel izinle ekim-dikim yapılmasına yardımcı olundu. İnşallah herhangi bir zayiat ve sıkıntı olmadan öncelikle ekim-dikim ardından üretim dönemini başarı ile tamamlamış oluruz.

Bitkisel üretimde dünyada ve Ülkemde neler oluyor ona bakalım. Bakanlık buğday, patates, mısır, ayçiçeği, patates, soğan, mercimek, nohut, kuru fasulye Nisan Ayı raporunu yayınladı. Bu raporlar üreticiler, sektör ve diğer paydaşların faydalanması amacına yönelik olarak yayınlanmaktadır.   

Dünya buğday istatistiklerine göre, üretiminde sıkıntı yok hatta artış var. 2020/21 sezonu için ilk küresel arz ve talebe göre, toplam küresel buğday üretiminin yaklaşık %6,5 artarak 768 milyon tona, toplam buğday tüketiminin ise %9,2 artarak 760 milyon tona çıkacağı tahmin edilmektedir. Durum böyle olsa da üretim tüketimden % 2.7 ile daha fazla oluyor. Burada bir puanın karşılığı 7.68 milyon ton, 2.7 puanın karşılığı 20.736 milyon ton, bu değer neredeyse Türkiye tüketimi kadar demek oluyor. Her ne kadar sezona 283 milyon ton stokla girilse de bazı beklentileri de yabana atılmamalıdır.

COVID-19’un yayılması ile hububat üretim ve tüketim dengesi üzerinde uluslararası belirsizliklere sebep olmakta, özellikle buğdaya olan talepte yakın dönemde artışlar görülmektedir. Küresel ticaretin ve ekonomik şartların zayıflaması ile uzun vadede talep artışının devam edeceği öngörülmekte. Tüm ülkeler, bu sene olmasa da gelecek seneleri düşünmesi ile de son haftalarda hububat ticaretinde hızlanmalar görülmekte.

Pandemi, dünyada 2020/2021 ticaret sezonu ürünü için ulaşım ve işgücü kısıtlamaları sebebiyle çiftlik girdilerinin teminini engelleyebilir ve buna bağlı olarak üreticilerin bahar aylarında yapması gereken çiftçilik faaliyetlerini yapmasını kısıtlayabilir, görülmesi üretime darbe demek olabilir. Uluslararası Hububat Konseyi de Pandeminin ilerleme durumu ve süresi netleşene kadar arz ve talep tahminlerinin değişebileceğini belirterek, üretim artışına vurguda bulunuyor.

Türkiye için durum nedir ona da bir bakalım.  2019 yılı buğday ekilişi 6.85 milyon hektar, toplam üretim 19 milyon tondur. Bunun 5,75 milyon hektarında 15,85 milyon ton ekmeklik buğday, 1.1 milyon hektarında da 3,15 milyon ton makarnalık buğdaydır. 2018/2019 pazarlama yılı toplam buğday tüketimi 18,8 milyon ton ve yeterlilik durumu %100,5 olmuş durumda.

2019/2020 üretim sezonu için yapılan ilk değerlendirmelere göre özellikle makarnalık buğdayda olmak üzere toplam ekiliş alanlarının %5 civarında arttığı, bu alan artışının daha çok sulu alanlarda olması sebebiyle üretimin bir önceki yılın %5-10 üzerinde olacağı tahmin edilmektedir.

Yurt içi buğday fiyatları TL bazında geçmiş aylarla paralellik gösterse de dövizde yaşanan artışla birlikte dolar bazında bir miktar düşüş yaşanmış, yerli ekmeklik buğday 14 Nisan 2020 TMO Günlük Bültenine göre 1.655 TL/ton (244 $/ton, kur: 6,78 TL) civarında işlem görmüş. En çok ithalat yaptığımız ülke olan Rusya’da ekmeklik buğday fiyatları geçen ay 194 $/ton iken 14 Nisan tarihinde 214 $/tona yükselmiştir. Yurt içinde Rus ekmeklik buğday fiyatının 30 $/ton fazla olması dâhilde de buğday fiyatlarını etkileyecek görülmelidir. Bu durumda bu sene ekmeklik buğday fiyatını tonunun 1500 TL den yukarı olacağı düşünülmelidir. Bu durumda un ihracatçısı da buğdayı pahalıya alacaktır.

Öte yandan hazine arazilerinin kısmen de olsa üretime açılması doğru bir uygulamadır. Ancak buğday için sezon geçtir. Yağlı tohumlar için de sulu yerlerde ancak ayçiçeği, kuru alanlarda da aspir bitkisi şanslı görülmekte olsa da bu seneye bir deneme uygulaması olarak bakılmalıdır.    

Görülüyor ki ana politikalar gıda kaynakları üzerine kurulu durumda. Bu doğrudur ve bu sene için yapmamız gereken imkânlarımızı zorlayarak üretim artışı odaklı politikalara imza atmamız ve esas olarak da geleceğe yönelik doğru politikalar üretmenin zorunluluğudur. Tüketiciye düşen de üretime “israfsız, hatta daha az ve sağlıklı tüketim” ile destek verilmesidir.

Tarımın herkesin meselesi olduğunun iyi anlaşılması dileklerimle; kalın sağlıcakla.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum