1. YAZARLAR

  2. Prof. Dr. Fikret Akınerdem

  3. TARIMI ve POLİTİKALARINI YAZMAK HERKESİN İŞİ OLMAMALI
Prof. Dr. Fikret Akınerdem

Prof. Dr. Fikret Akınerdem

Yazarın Tüm Yazıları >

TARIMI ve POLİTİKALARINI YAZMAK HERKESİN İŞİ OLMAMALI

A+A-

Nereden başlamalı bilmem ki. Şamar oğlanı gibi önüne gelen tarımla ilgili konuşuyor veya yazılar kaleme alıyor ve çoğunlukla da sektöre vuruyor. Bir tarım uzmanı olarak bir yazı kaleme alırken bile kılı kırk yarıyorum. Tarım dışı olan yazar veya konuşmacılar; toprak, su, ekoloji, bitki, ürün, verim ve de ekonomi nedir bilmiyor, ancak habire tarımın aleyhinde yazılar kaleme alıyorlar.

Geçenlerde muhalif bir gazetenin anlı-namlı bir yazarı, soya bitkisini ele almış; iktidara vuracağım diye akıl almaz vurgulamalar yapıyor. Bıraksanız ülkenin her yerinde soya yetiştirecek ve tüm yem açığını kapatacak görülüyor. Bir başkası pamuktan bahsediyor, Orta Anadolu’da bile pamuk yetiştirmeye kalkıyor. Tezini de, “neden Anadolu’da pamuk yetiştirmiyoruz da dışarıdan pamuk alıyoruz” diye bağlıyor. Sanki eskiden Anadolu’da pamuk yetiştiriliyormuş da sonradan yasaklanmış gibi gösteriyor.   

Muhalefet, gelişmiş toplumların en demokratik hakkı olarak görülmelidir. Muhalefet siyasette, sanatta, teknik de yapılır ama insanlığın temel ihtiyacı olan ve gıdanın esas kaynağı olan tarım gibi evrensel bir değeri içeren bir sektörde yapılmaz ancak yönlendirme yapılır. Her zaman ifade ettiğim gibi “tarıma muhalefet yapmak, üretime, özgürlüğe ve devlete muhalefet yapmaktır”.  Bu tür yanlış tavırlar üretimi etkiler, üreticiyi soğutur. Dünyanın en zor işini yapan üreticilerin işinden soğutulması kolay, geri kazanılması zordur.

Önünüze gelen en enfes etleri, sebzeleri, meyve ve protein kaynaklarının ne zahmetlerle üretildiğini; onları midenize indirirken, hücrelerinizin en ücra köşelerini beslerken, geğirerek uzanırken, yağlı göbeklerinizi kaşırken emeği ve emekçinin hakkını verip vermediğini hiç düşündünüz mü?

Efendiler kendinize gelin. Tarımı, sektörü, sektörün temsilcilerini, üretici ve dağıtıcıları rahat bırakın. Tarımın tarladan başlayıp gıdaya işleninceye kadar geçen sürede sağlam ve bağımlı kuralları vardır. Bu kurallar dünyanın her tarafında aynıdır, ancak dış faktörler farklılıklar gösterir. Bu ülkede yani ülkemde tarım yapmak zor iştir. Yağışın yeterli, toprağın çok kaliteli olmadığı, sulama kaynaklarının yeterli olmadığı; işletme yapısının bozuk, arazilerin parçalı olduğu bir ülkede tarımsal üretim ancak bu kadar başarılı yapılır.  Bu nedenle de o yazar ve yorumcu müsveddeleri kendilerine çeki düzen vermeli, her ortamda sektöre ve üreticiye saygılı, yorumlar insaflı ve seviyeli olmalıdır.

Bu perşembe pazarı baştan aşağı gezdim. Daha 1 ay önce patates-soğan kargaşasını “ülke tarımını bitmiş” gösterenler nerede. Geçici ve elde olmayan kısıtlamaları tüm tarıma ve siyaset kurumuna yansıtılmasını yazanlara ne oldu. Pazarın her taraf dolu ve de oldukça ucuz. 1 TL’ye salatalık, 2 TL’ye domates ve patlıcan, 2 TL’ye soğan ve patates satılıyor, gördünüz mü kötü ruhlular?

Pazarcılarla konuşuyorum. Satıştan ve kârlarından memnunlar. Üretim tarladan satışa kadar geçen sürede normal seyrinde işliyor. Alıcı da son derece memnun, “tek söylenen bolluk ve ucuzluk var”.  Bu tür yazıları kaleme alanlar biraz insaf etmeli ve muhalefet yaparken de tezleri sağlam verilere dayalı olmalı, muhalefeti iktidarların gözünü açacak, onlara yön verecek şekilde yapılmalıdır.

Bir tarımcılar çok şanssızız. İnsanlığı doyuran, onun da ötesinde refah içinde gıda tüketimi yapmasını sağlayan sektörü temsil ettiğimiz halde, yapılan bu hizmetlerin karşılığında pek teşekkür alamıyoruz. Aksine tüketicilerin tüketim refahında geçici de olsa bir sorun yaşanırsa, şartları ve imkânları düşünmeden siyasetçisinden-bürokratına, üretişinden-tüketicisine, basın ve medya dünyasında tüm kesimlerin hedefi haline gelir.  

İşin enteresan tarafı, tarımın değişik kesimlerce hedef haline gelmesinde, etkili olan daha çok tarımla ilgisi olmayan kaynak veya kişilerce ortaya atılan yalancı haberlerdir. Bazı şahıslar ve medya, geçerliliği olmayan bu haberleri “temcit pilavı” gibi devamlı çiğnerler. Kurulu düzenciler tarafından bir defa yanlış söylendi ya, artık doğru ve geçerli olan onların dediği olur.    

Sonuçta tarımcılara düşen üretmek, insana düşen saygı ve şükür ile israfsız tüketmek, siyasetçiler ve basına düşen de doğruları anlatmak olmalıdır.

Kadir gecenizi ve Ramazan Bayramınızı şimdiden tebrik eder, saygılarımı sunarım.  

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

13 Yorum