ZAM, EKMEĞİN SEMTİNE DAHİ UĞRAMAMALIYDI!

 

2020 yılının ilk günü simit 2 lira oldu. Ekmeğin gramajı 250 gramdan, 200 grama düşürüldü. Ekstra tarafından gelecek ekmek zammı da eli kulağında!

Bugüne kadar hemen her dönemde görmediğimiz zam kalmadı. Lakin, bizi yaralayan, bir türlü kabullenemediğimiz, neden bir çare bulunamadığını sorguladığımız tek zam, ekmek zammı oldu!

Ekmek bizim için nimet! Tartışmasız temel gıdamız!

Tazesi, fırından yeni çıkmışı oldu mu, yanına katık dahi aramadığımız! Birçok dostuma göre mayamız!

Sofrada ekmek göremedik mi, gözü doyana da, karnı doyana da rastlamadım! 

Bir tas çorbayla bir ekmek yiyeni, Anadolu’nun her vilayetinde görenlerdenim!

İster bulgur pilavı, ister pirinç pilavı, isterse makarna olsun, yanında ekmek yemeyen, eli ekmeğe uzanmayan kaç kişi var?

200 gram ekmek kime yetecek? Evde çoluk-çocuğu çok olan ne yapacak?

İnanın, ete-süte, elektriğe, doğalgaza, suya, marketlerdeki bütün ürünlere yapılan zam, ekmeğe yapılan zam kadar bizi üzmedi, kahretmedi! Ekmeğe zam yapılmasını kaldıramıyoruz!

Hadi anladık iğneden ipliğe zam yaptınız, fakir-fukaranın ekmeğinden ne istediniz diyor vatandaş!

Sevgili büyüklerimiz, siyasilerimiz, söz sahibi olanlarımız, ekmek zammı içimize dokunuyor, zammın ekmeğe de gelmesi ne insanımız katlanamıyor!

Allah aşkına, bu konu yıllardan beri bilindiği halde, ekmeği, zam dışında bırakmak kimsenin aklına gelmiyor mu?

 

70 YIL ÖNCE KONYA’DA EKMEK 820 GRAMDI!

Ekmeğe zam yerine, ekmek fiyatlarını düşürmeyi neden düşünmüyorsunuz sevgili büyüklerimiz?

Zaten, Türk Milleti olarak, zamlardan iyice bunalmışken, yılın ilk gününde ekmeğin gramajının düşmesi ve ardından zam yapılacağının şehrimizde tur atması, soğuk havanın üzerine, ikinci bir soğuk dalgası ekledi.

Bizlerin temennisi bu değildi ki…

Bundan 70 yıl önce, 1950’li yılların başında Konya’da bir ekmek kaç gramdı biliyor musunuz?

820 gram ve 20 kuruş! 

Fırıncılar bir ekmeği dörde bölerlerdi, 

Beş kuruşa çeyrek ekmek alanlar, ekmeğin arasına beş-on kuruşlukta katık koydular mı, karınlarını doyururlardı. İsteyen çeyrek ekmek, isteyen yarım ekmek alırdı.

Paramızdan altı sıfır filan da atılmamıştı. Ne enflasyon vardı, nede enflasyon canavarı.

Yine o yıllarda devalüasyon da yoktu, böyle sağanağa dönüşen zam yağmurları da.

Dünün çeyrek ekmeği gramaj olarak, neredeyse bugünün bir ekmeğinden fazlaydı.

 

EKMEK ALAMAYANA PASTA MI VERECEKSİNİZ?

Ekmek pahalandı diye, gramajı düştü diye, yeni zamlar kapıda diye, ekmek alamadık, bulamadık, bundan sonra karar verdik pasta yiyeceğiz diyebilir miyiz?

Fransa Kraliçesi Marie Antoinette, kendisinden ekmek isteyenlere “ Ekmek bulamazsanız pasta yiyin” demiş ya…

Bizlerde ekmek zamlarına Fransız kalıp, sineye çekmeye, tepki vermemeye devam ediyoruz.

Büyüklerimiz, madem ekmek alamıyorsunuz pasta filan verelim diyeceklerse de bilelim değil mi?

Benim ve sizlerin bildiği, Türk Milleti ekmeği sofrasında görmezse sofradan aç kalkar mı? Kalkar!

Ne erişte, ne makarna, ne bulgur pilavı, ne haşlanmış patates ekmeğin yerini tutar mı? Tutmaz!

Bu kadar çok ekmeğe düşkün bir milletin ekmeği makul fiyatlarda olmalı mı?

İnanın olmalı, hatta ciddi bir şekilde bu konu yeniden gözden geçirilmeli!

Birçok ürüne, ürün kalemine zam yapılabilir, gerekçeler bulunabilir, ancak ekmeğe yapılan zammın gerekçesi bu millete ağır geliyor, kabul edemiyor, yok mu bizi düşünen diye kalkıyor ayağa, yada efkarından küsüyor yakasına!

Bir oturuşta, tek başına rahatlıkla 4-5 tane etli ekmek yiyen bir toplum. Fırından yeni çıkmış sıcak ekmeğin içine tereyağını süren, yada helva koyup yemeğe başlayan insanımız sizce kaç ekmek yiyebilir?

Evde 5-6 çocuk varsa, eşiniz ve sizle birlikte annenizde yanınızdaysa, o eve günde on ekmek yeter mi?

Hele ki 200 gram olanından. Tanesi şu an için 110 kuruştan günlük, 11 lira, aylık 330 lira, on ekmek her zaman yeter mi?  Yetmez diyorsanız 400 lirayı gözden çıkaracak demektir bu aile.

Bu aile asgari ücretli bir babanın ailesiyse, Allah yardımcısı olsun!

Onun için ekmek zammı yapılırken düşünülmeli, zam yapılmamalı,  mümkün olursa da fiyatı 75 kuruşa kadar çekilmeli! Aradaki farkta, fırıncı kardeşlerimizin lehine olarak sübvanse edilmeli!

 

EKMEK ZAMMI KADAR MİLLETİN AĞIRINA GİDEN BİR BAŞKA ZAM YOK!

Bir ekmeği bıçakla boydan boya yarıp içine, yağını suyunu süzüp kuru fasulye dolduran, tavuk ve balık yerken kaç dilim ekmek yediğini saymaya gerek duymayan insanımız bu zamlara elbette isyan edecek...Elbette gönül koyacak!

Dünyada en fazla ekmek tüketen ülkelerden birisi olduğumuz doğru..

Bazı yıllarda birinci olduğumuzda..

Ekmek zammı kadar bu milletin ağırına giden bir başka zam yok!

Ekmek fiyatını artırmak bir yerde milleti cezalandırmakla eşdeğerdir diyor insanlar.

Ekmeğe zam yapmasınlar…Ekmeğimize göz dikmesinler!

Başka kalemlere zam yapsınlar amma ekmeğe dokunmasınlar, yaptıkları zamları da geri alsınlar diye serzenişi var vatandaşın. Vatandaş haklı olmasına haklı tabi...

Madem ekmek pahalı, o zaman makarna yiyin diyenler var! Sanki makarna çok ucuz da! Son zamlardan sonra makarna yiyebilir miyiz?

İhtimal dahilinde olabilir.

Arkadaşlar soruyor, “ Sabah kahvaltısında da, makarna yenir mi?”

Ton balıklı makarna reklamları bugünlerde revaçta…

Fırında, sütlü, kıymalı, peynirli, salçalı yapılabilir yapılmasına da, makarna da, zamlara ayak uydurdu, Kıyma fiyatlarının maşallahı var!

Peynirin, zamlardan sonra burnu havada! Salça bile yüzde yüzün üzerinde arttı.

Makarnada seçenek olmakla olmamak arasında bir yerlerde…

Ekmek yemedim mi,  makarna yesem bile aç kalkıyorum sofradan diyenlere ne demeli bilmem!

 

BİLGE KAĞAN DİYOR Kİ, “AÇ MİLLETİMİ DOYURDUM, YOKSUL MİLLETİMİ ZENGİN ETTİM...”

Son ekmek gramajlarının ayarlanmasından sonra, insanımız şöyle diyor? Soframızdaki ekmek sayısını azaltmadan, bir tanede olsa artırabiliyor musunuz?

Bu ve benzeri sorular hem cevapsız kalıyor, hem de soruların muhatapları laf değiştiriyorlar!

Şayet insanımızın ekmeğine zam yapmazsanız, ucuzlatırsanız, fazladan içine sine sine bir ekmek daha alabilme imkanına kavuşturursanız,

İnanın, en sevilen idareci de sizsiniz, en çok dua edilen devlet adamı da!

Tarih boyunca, millete yapılan en büyük hizmet, milletin karnını doyurmak ve onu aç bırakmamak olarak anlatılagelmiştir!

Ekmeksiz kalan, ekmeği azalan, ekmekle sınanan, ekmeğinin derdine düşen insanları teşbihte hata olmasın, altından, gümüşten yol ve kaldırımlardan yürütseniz ne olacak?

Milattan sonra 735 yıllarında Bilge Kağan bakın nasıl seslenmiş Türk Milletine, “ Aç milletimi doyurdum, yoksul milletimi zengin ettim...”

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
5 Yorum