FAKİR-ZENGİN EDEBİYATI!

Züğürtler, zenginlerin malları üzerine konuşur dururlar. Bu konuşma, onların çenesini yormaktan başka bir işe yaramaz. Bir insanın zenginliği üzerine başkalarının yorum yapması gereksizdir. Bu konuşmaların o kişiye yararı olmaz, boşuna vakit kaybetmiş olur.

 

Başkalarının varlığı üstüne yapılan gereksiz konuşmalar, konuşanı yormaktan öteye geçmez. Örneğin, Hasan Bey, çok varsıl (zengin) bir kişidir. Birkaç kişi oturmuş, durmadan Hasan Bey'in varsıllığı üstüne konuşuyorlar.

 

Hasan Bey'in şu kadar hanı hamamı, evi, dükkânı, dairesi varmış... Hasan Bey, akşam yemeklerini bilmem hangi lokantada yiyormuş... Ayda birkaç kez Avrupa'ya, Amerika'ya gidip geliyormuş... Özel terzisi, berberi, ayakkabıcısı varmış... Konuşma uzadıkça uzuyor.

 

Sonunda bıkıyorlar, yoruluyorlar. Yani zenginin malı, züğürdün çenesini yormaktan başka da bir işe yaramıyormuş. Böylesi konuşmaların boşluğunu, gereksizliğini bu atasözü ne kadar güzel yorumlar değil mi?                             

 

Merak etmeyin! Zenginin ayıbı, fukaranın hastalığı ortaya çıkmaz. Varlıklı kişilerin her türlü imkâna sahip olmaları kusurlarını saklamaya yeterlidir. Yoksul kişilerin olanakları sınırlı olduğundan hastalıklarının bile ne olduğu anlaşılmaz.

 

Bırakın şu zengin fakir edebiyatını da gerçek hayata dönün! Zira fakirseniz sabah uyandığınızda gözlerinizi parasızlıktan her gün çektiğiniz sıkıntıların içine açmaya mecbursunuz. Yok zenginseniz, sizde günün stresine hazır olacaksınız demektir.

 

Size çok kısa bir hikâye anlatayım. Aynı mahallede bir fakir bir de zengin adam yaşarmış. Fakir çok huzurlu ve her sabah gün ışığına şarkılarla başlar, zengin ise bu adamın mutluluğunu çok kıskanır, bunca malı-mülküne rağmen huzurlu değilmiş.

 

Bir gün fakir adamı yanına çağırır ve ona bir ihtiyacı olup olmadığını sormuş. Adam: “valla elimdeki malları sadece bayram günleri satamıyorum, onun dışında bir sıkıntım yok!” Demiş. Zengin adam çıkarıp bir kese altın vermiş. “Bunu al bana dua et! Bayram günleri de sıkıntı çekme!” Diye...

 

Fakir adam sevinerek evine gitmiş. Ama o gece, zengin adamın verdiği bir kese altınını bir hırsız gelir de çalar düşüncesiyle gözünü bir türlü uyku tutmamış… Ertesi gün yine aynı şey olmuş. Derken ertesi gün yine aynı şey…

 

Bakmış olacak gibi değil böyle giderse uykusuzluktan bitap düşüp, hasta olacak… Hemen bir kese altını alıp zengin adamın evinde almış soluğu… “Demiş: “Al yahu şu altınını! Bu keseyi hırsızlardan koruyacağım diye huzurum kaçtı, mutluluğum gitti!”

 

Zengin adam gülümsemiş: “İşte böyle dostum! Şimdi anladın mı benim neden huzursuz ve mutsuz olduğumu?”

 

Selam ve muhabbetle…

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.