1. YAZARLAR

  2. Ahmet Çapanoğlu

  3. GÜCE TAPIP EL AÇMAYIN
Ahmet Çapanoğlu

Ahmet Çapanoğlu

Yazarın Tüm Yazıları >

GÜCE TAPIP EL AÇMAYIN

A+A-

Eğer mutlu olmak istiyorsanız, öncelikle gönlünüzün sevgi dolu olması gerekir. Sonrasında birçok neden sayabiliriz. Ama en önemli nokta, insanın şükretmesini bilmesidir.

İnsan dünya nimetlerine gözlerini kapatmazsa, ne hikmetlerden nasiplenir, ne de basiretli olup görebilir. Mutluluğunuz, dünya nimetlerinden, kendinize yetenin haricinde elinizden geldiğince kaçmakla meydana çıkar. Eğer dünya nimetlerine fazla dalarsanız, daldığınız ölçüde beklentileriniz oluşacaktır. Bu büyük beklentileri de elde edemeyince mutsuz olacak, el açacak ve köleleşeceksiniz.

Eğer insan kendisini kanaat etmeye alıştırırsa, elinde olanların niteliğini ve niceliğini bilir, fazladan eline geçenlerin Allah’ın bir lütfu olduğunu anlar ve hayatı yoluna girer. Allah’tan size gelen ne varsa bunlar küçük bile olsa onları değersiz olarak görmeyin. Değersiz görmeyin ki, onlar sizin şükür ve sabrınızın ölçüsünü göstersin.

Unutmayın, ihtiyacından fazlasını isteyen insan, elinde bulunanların da kıymetini bilemez ve onlardan gereği gibi yararlanamaz. Yani elinde bulunanla yetinmek, insanın kanaatkâr olduğunun göstergesidir. Kendisini başkasına yönlendirmez, dilendirmez ve dalkavukluk derecesinde gözden düşürmez. Cimrileşip korumacı olmaz.

Elinizden geldiğince hata yapmaktan, hataları görmekten kaçının. Hata yapmaktan kaçındığınız kadar hataları da affetmeyi bilin. Biri özür dilerse onu geri çevirmeyin, onunla mücadeleye girmeyin, karşılık vermeyin. Çünkü nefsiniz sizi ona karşı koymaya yönlendirecek, bu da senin intikam duygusuyla davranmana neden olacak ve rahatsız olacaksın. Aksine özür dileyene özrünü kabul edip güler yüzle davranırsanız, onun da sizin de birbirinize karşı düşmanlığınız yok olacaktır.

Eğer insan sırlarını başkasına emanet etmezse, sırrım ifşa olacak endişesine kapılmaz. Bu güvendiği biri olsa bile zamanın ne getireceğini bilemezsiniz ve siz siz olun, güven duyduğunuz insanın değişebileceğini göz ardı etmeyin.

Diğer bir önemli konu ise, arkadaşlarınızı sevgi ve erdem konusunda duyarlı insanlardan seçin. Seçin ama ilk başta mesafeyi koruyun, zamanla verebileceğiniz sevginizin tamamını başta vermeyin.

Sakın tutkularınıza esir olmayın. Unutmayın ki, tutkularının esaretine göz yuman insan, bu dünyada ayıplanarak mutsuz olur, ahirette de pişmanlığı ortaya çıkar ki geri dönüşü zaten yoktur.

Aklınızı kullanın ve kendinizi gereğinden fazla abartmayın, ölçüyü de kaçırmayın. Olması gereken yerde olun ki, size gelecek musibetlerden kendinizi koruyun. Ben oldum sevdasında olup kendinizi dağın zirvesinde görürseniz donarsınız. Hak etmediğiniz yükseklerin rüzgârı sert eser ve sizi alaşağı yuvarlar.

İnsanları yargılamayı bırakın. Kendiniz olun ve kendinizi yargılayın. Beğenmediğinizi neden beğenmediğinizi sorgulayın. Beğenmediğinizin sizde olup olmadığını da kontrol edin. Sizde de vardır ki, onu kapatmaya çalışıyorsunuzdur. Ve kadı ki, kimse sizi ilgilendirmez, siz kendinizden sorumlusunuz. Eğer başkalarıyla ilgilenirseniz, kendinizi ve kusurlarınızı ihmal etmiş olur, kendinizi önemsemediğiniz için de mutsuz olursunuz.

Güce tapıp el açmayın, kendinize yetin. Güce tapmak, özgürlüğünüzü elinizden alır, köleleştirir. Esareti altına girdiğiniz, tapındığınız güç, bir zaman sonra sizden bir şeyler isterse, yerine getiremez, zor durumda kalırsınız. Bu da sizin hayatınızı kolaylaştıracağım derken zorlaştırır, yine mutsuz olursunuz.

Özgür olun. Özgürlük, kula kulluktan kurtulmaktan öte, hayrlı işler ve insanların mutluluğuna hizmetinizdir. Sanmayın ki kölelik zincire vurulmaktır. Asıl köle, hayra hizmet etmeyen nefsinin esiri olandır. En büyük kölelikte işte budur.

Siz nefsinizin arzularıyla öyle meşgulsünüz ki, aşırıya kaçıyorsunuz ama sizin bu aşırılığınız bir gün başınıza beklemediğiniz olayları getirecektir. Ne kadar aşırıya kaçarsanız kaçın, ne kadar çok edinim peşinde koşarsanız koşun, nasibinizden daha fazlasına sahip olamayacaksınız ve unutmayın ki, şimdi siz, sizden öncekilerin edindiklerinin üzerinde oturuyorsunuz. Yerinde oturduklarınız toprak olduğu gibi siz de aslınıza dönecek, toprak olacaksınız. İşte o zaman, başka birileri de sizin edindiklerinizin üzerinde oturacaktır.

Peki, düşünün bakalım, size kalmayacaklar için mutsuz olmanıza değer mi?

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

1 Yorum