HEM SUÇLU, HEM GÜÇLÜ, HEM UTANMASIZ!

 

Maalesef ülkemize yapılan uluslararası saldırılara yeri göğü inleten tepkiler verdiğimiz söylenemez. Genel refleks cevabımız “yok saymak”. Oyun ve karşımızdaki ittifak o denli kararlı ve planlı ki yok saydıklarımız yıllar sonra karşımıza gerçekmiş gibi çıkıveriyor. Yıllarca PKK terör örgütüne ev sahipliği yapanlara uluslararası mahkemelere başvurup da herhangi ciddi bir  dava ve tazminat talebimiz olmadı. Terörist başının cebine pasaport koyan Yunanistan ve destek veren, saklayan İtalya’nın burnundan getirmedik. Buyurun Ermeni meselesine. Yalanlarla yıllardır aynı masalı yayan üstelik eşi görülmemiş şekilde 27 suikastta 34 görevlimizi şehit eden katiller çetesi uyduruk cezalarla korundular, kollandılar. Biz şehitlerimizi şehit edildikleri yabancı ülkelerde gök kubbeyi titreten anma törenleriyle anamadık, katilleri kamuoyu önünde yeterince teşhir edemedik.

Ermeni iddiaları dünyada kabul görüyor maalesef. Buyurun Ermeniler kaç yıllık planlar ve kimlerin destekleriyle neler yapmış Sn. Bilâl Şimşir’in “Ermeni Meselesi” kitabından alıntılarla tarihsel bir geçiş sunuyorum; Osmanlı Ermenileri’nin başta Rusya ve İngiltere’den özerklik desteği istemeleri 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı’ndan sonraya dayanır. 13 Temmuz 1878 Berlin Antlaşması ile Ermeniler büyük devletlerin koruması altına girdiler. 1890’lı yıllarda Anadolu’da peş peşe yabancı ülke konsoloslukları açılır (Rus, İran, Fransa, İngiltere, İtalya, ABD) Amaç Ermenilerin yaşadıkları yerlerde Osmanlı reformlarını denetlemekti güya. 1887-Ermeniler Hınçak, 1890 yılında ise Taşnaksutyun isimli Ermeni İhtilâl Örgütü’nü kurdular. Hınçak Rusya’nın varlıklı Ermeni ailelerinin Avrupa’da okuyan çocukları tarafından Cenevre’de , Taşnak Örgütü ise Tiflis’te kuruldu ancak her ikisi de Osmanlı’ya silah çekti. 1905-Ermeni çeteciler Sultan Abdülhamid’e suikast düzenledi. 1904-Ermenilerin Adana ayaklanması. 1916-İngilizler’in “Osmanlı İmparatorluğu’nda Ermenilere Yapılan Muamele” isimli savaş propagandası yayını. 2000 yılında bu yanlı ve aleyhimize propaganda kitabının ikinci baskısı Ermeniler tarafından yapıldı. (Mavi Kitap)  1916- ABD Başkanı Wilson “Ekim 1916’da bir günü “Ermenilere Yardım Günü” ilan etti. 1972-Amerika’da Amerikan Ermeni Asamblesi adlı lobi örgütü kuruldu. 1973’den itibaren diplomat ve görevlilerimize suikastlar başladı. 29 Nisan 1982- Kıbrıs Rum Kesimi Parlamentosu sözde Ermeni Soykırımını tanıdı. 1985- Amerikan Kongresi’ne 192 sayılı Ermeni Soykırım Karar Tasarısı sunuldu. (reddedildi) 17 Nisan 1987- Turgut Özal AB’ye tam üyelik başvurusu yaptı. Peşi sıra AB kurumlarında Ermeni sorununun gündemine gelmesine ve giderek AB üyeliği için Ermeni Soykırımı’nı tanıma ön koşul olarak önümüze konmaya başladı. 1995- Rus Duma’sı sözde Ermeni soykırımını tanıyan kararı kabul etti. Eylül 1995- İsviçre’li Ermeniler sözde Ermeni soykırımının resmen tanınmasını istedi. (reddedildi) 1996- Yunanistan parlamentosu 24 Nisan tarihini Ermeni Soykırımını Anma Günü olarak kabul etti. 1998-Belçika Senatosu Soykırım kararını kabul etti.  19 Nisan 1998- Ermeni Cumhurbaşkanı Koçaryan sözde soykırımı Ermenistan’ın dış politika önceliği olarak açıkladı. 1998- Fransa Ulusal Meclisi Ermeni soykırımını resmen tanıdı. 2000- İsveç Parlamentosu sözde Ermeni soykırımını tanıdı. 2000-Lübnan Parlamentosu sözde Ermeni soykırımını tanıdı. 2002 Kanada, 2003 Arjantin ve İsviçre, 2004 Arjantin,  Slovakya,Hollanda  ve Uruguay sözde Ermeni soykırımını tanıdı. 2005-TBMM nihayet Ermeni iddiaları karşısında daha aktif politika izleme kararı aldı, Ermenistan’a  mektup göndererek ortak araştırma komitesi kurulmasını teklif etti.

Ermeniler topraklarımızda yabancı ülkelerin kışkırtmasıyla sayısız ayaklanma yapmışlardır. Osmanlı Bankası Baskını, 1904 Sultan Abdulhamid’e Yıldız suikastı, 1890 Erzurum Ayaklanması, Kumkapı Nümayişi, 1894 Birinci Sasun Ayaklanması, Divriği, Trabzon, Eğin, Develi, Akhisar, Zeytun, Bitlis, Gümüşhane, Bayburt, Maraş, Urfa,Diyarbekir, Malatya. Harput, Sivas, Merzifon, Antep, Maraş,Muş Yozgat ayaklanmaları başlıcalarıdır.. Atatürk’e dahi sayısız suikast planlanmıştır.Tehcir zorunluktan kararlaştırılmış ancak bunda da kayıp sayısı olarak propaganda amaçlı abartılı sayılar öne sürülmüştür. Amaç Türkiye’den tazminat ve toprak almaktır. Hayal ürünü senaryoları maalesef Dünya’nın birçok ülkesinde lobi faaliyetleriyle kabul görmektedir ve birçok ülkede Soykırım anıtları dikilmiştir. Tehcir konusunda sözü Atatürk’e bırakıyor ve yazıma son veriyorum “Bize karşı yapılmış olan iftiraların aksine tehcir edilmiş olanlar hayattadır”  Saygıyla.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.