1. YAZARLAR

  2. Ahmet Uysal

  3. SAVAŞÇININ DOKUZ İLKESİ
Ahmet Uysal

Ahmet Uysal

Yazarın Tüm Yazıları >

SAVAŞÇININ DOKUZ İLKESİ

A+A-

Kitap Tanıtımı:

Adı: SAVAŞÇININ DOKUZ İLKESİ

Yazar: METE AKSOY

Yayınevi: Historia

Sayfa: 437

Basım Tarihi: 1. Baskı: Ekim/2017

Kitap 182 kaynaktan faydalanılarak yazılmış. 66 tanesi yerli yazarlardan,16 tanesi yabancı yazarlardan çeviri, 100 tanesi de Türkçe çevirisi olamayan orijinal kaynaklardan yazarın kendi çevirisi. Ana konu strateji. İş dünyası, harp sanatı ve hatta günlük yaşama uyarlanabilecek yalın bir anlatım. Hayatın her alanında gardın nasıl alınması gerektiğini özetliyor. “Saldırı mı, savunma mı, nerde, ne zaman, nasıl hareket etmeli” gibi sorularda kılavuz olabilecek bir kitap. “Kılavuz olabilecek” diyorum, çünkü siz hiç zahmet etmeden onca tecrübeyle yazılmış, konusunda dünyada şaheser olan kitapların özetlerini, birbirleriyle öyle güzel bağlantılandırarak vermiş ki hani bir reklam sloganı var ya “biz daha iyisini yapana kadar en iyisi bu”.

Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek yok yani… İşte öyle bir şey. Kitap okundukça bazı bölümler acımasız gibi gelse de, tarih boyunca edinilen tecrübeler böyle davranmayı gerektiriyor. Yazar Mete Aksoy bu 9 prensibi her okuyanın çok rahat anlayabileceği şekilde sistemleştirmiş. Her prensip önce teori olarak tanıtılmış. Özellikleri, kuralları anlatılmış. Yazar her prensibin kendi içindeki kurallamalarını kendi yazmış. Yani orduların kullandığı bu 9 prensibin alt kuralları ilk defa bu kitapla yazılmış durumda. Bu bakımdan literatüre de büyük katkı sağlamış bir Türk olarak. Her kuralda Türk ve dünya tarihinden, iş dünyasından can alıcı, özenle seçilmiş örnekler var. Daha evvel tercümesi olmayan kaynaklar çok olduğundan çoğu kişinin ilk defa duyduğu örnekler bunlar. Kitap bir savaş sanatı kitabı. Savaşta kazanmak esassa, bazı bölümler fazla acımasız gelebilir bazılarına. Ama hayatın gerçeği olan “kazanmak” üzerine yazılmış bir kitap bu. Kitabın ana iskeleti yazarın kendisine ait değil. Yani dokuz prensip John Frederick Charles FULLER’dir. Bu 9 prensip: ------------------

1. HEDEF Prensibi: Merdivenlerin basamak basamak çıkıldığı gibi ana(son) hedefe de ara hedeflerle ulaşılır. Hedefler mantıklı olmalı. Yemek lokma lokma yenir. İlk saldırıdaki, basamaktaki, lokmadaki başarı diğer adımlar için motivasyondur. Gerekirse arada bazı hedeflerden fedakarlıkta bulunulabilir. Ya hep ya hiç başarılı sonuca götürmeyen kof yiğitliktir. Sonuca varıldığında mevcut azaltılmadan, üzerine ne konulduğuna bakılır. Hedefler duyulabilir, dokunulabilir, görülebilir vs. olmalı. Somut olmalı, duygusallığa yer olmamalıdır.

2. SALDIRI Prensibi: En nihayetinde hiç kimse savunma ile kazanamaz. Savunmayla ya mevcut korunur ya da azalır. Saldırırsan buna mevcudu artırma da eklenir. Risk almayan metal yorgunu olur. Rakibin, düşmanın konusunda pembe düşler görmek saflıktır. “Kavgada ilk yumruğu atan kazanır” derler. Bunun için tüm güçle hızlıca saldırılmalı. Düşman yaralı bırakılmamalı, toparlanma fırsatı verilmemeli. Aksi takdirde düşmanın en büyük silahı kini olur. Bir işi yarım bırakmak sonuca ulaşamamaktır. Şartları belirleyen taraf olmak aynı zamanda savunma içinde gardın hazır olması demektir. Saldırının başarısı beklenmedik zamanda, beklenmedik yere, beklenmedik şiddette olmasına bağlıdır. İş dünyasında saldırı müşteri kapmak, savunma müşteri tutmak gibidir.

3. GÜVENLİK Prensibi: Baskına, arkadan saldırıya karşı tedbirli olmaktır. Kontrolsüz güç güç değildir. Güç emir-komuta dağılımı otokontrollü olmalı. Güven kontrole mani değildir. Dolayısıyla en güvenilir adamlar bile bilerek veya bilmeden yapılan yanlışlara karşı döngüsel otokontrola tabi olmalıdır. FSM’nin dediği gibi “aklımdakini sakalımın bir teli dahi bilse onu hemen koparırım” mantığında hareket etmeli. İki kişinin bildiği sır, sır değildir. Yüzümüzden ruhumuz okunmamalı. Kızdığında tebessüm, sevinçliyken normal durabilmek gibi. Ya da her ortamda İngiliz gibi soğuk suratlı kalabilmek. Kendi ekibimizde olumlu, rakiplerde olumsuz dedikodular yaymalıyız. Sırtımızı sağlama almalıyız. Kavgada sırtı duvara vermek gibi… Uyurken bile uyanık olabilmek gibi. Güvenliğin ana prensibi saldırırken savunmak, savunurken saldırmaktır

4. MANEVRA Prensibi: Esneklik, elastikiyetlik, harekette çeşitlilik ifade eder. Bukalemun gibi ortama uymak gerekir. Ortamla bir olmaktır. Manevra kabiliyeti yüksek kişiler aykırıdır. Başıboş, başına buyruktur. Toplum kurallarına çok uymaz. İtaat etmeyen, asi, uyumsuz bir yapıları vardır. Disiplin tanımazlar. Özgüvenleri çok yüksektir. Bu özelliklerine rağmen sorumluluklarına sahip çıkar. Örf, adet, gelenek, görenek, töre itaatinden ziyade kendi kurallarını kendileri çizerler. Değişime kolay ayak uydururlar. Gerekirse süner, bükülür ama kırılmazlar. Gölge gibidirler. Yakalanamadıkça rakibe korku verirler. En önemli özellikleri FARKLI ve BASİT düşünürler. Devamlılıklarıyla tanınırlar. Kıyılarda kayaları parçalayan dalgaların sertliği değil, sürekliliğidir. Alınan her gard gelen her yeni darbeye göre değişir. Bukalemun gibi değişmekten utanmazlar çünkü bu değişimleri sonucunda büyük eserler ortaya çıkacaktır. Onlar için hedefe götüren her yol mubah değildir ama toplumun tanıdığı sıkı ahlak kurallarını çok rahat esnetirler.  Mahalle baskısı umurlarında olmaz.

5. SIKLET MERKEZİ Prensibi: Ağırlık merkezidir. Merkezdir. Ana direktir. Satrançta şahtır. Yapıyı ayakta tutandır. Dağılmayı önleyen unsurdur. Kraliçe arıdır. Bu bir bölgede olabilir, liderde olabilir, ordu içinde bir birlikte olabilir… Din gibi, milliyetçilik gibi soyut kavramlarda olabilir. Zayıf noktasından vurulan düşman büyük oranda çöker. Tek ve/veya en büyük hamleyle bu noktaya saldırı düşmanı devirmeye yetebilir. Kuvvetlerimizi, önemsiz bölgelerde eritmektense, yoğunluk kendimizin de rakibin de sıklet merkezine verilmelidir. Rakibin sıklet merkezi tespit edildi mi işin büyük kısmı hallolmuştur. Hatta merkezin merkezine inebilmek, nokta atış yapabilmek gerekir. Sıklet merkezi rakibin zayıf yeri değil, rakibi ayakta tutan yerin en zayıf noktasıdır.

6. KUVVET TASARRUFU Prensibi: Asıl saldırının yapılacağı yere tam güç kullanılırken, diğer yerlere minimum kuvvet uygulamaktır. Bu da sağ gösterip, sol vurarak olur. Enteresandır ama dünyada bu oran yaklaşık 80/20 şeklinde başarılı olmuştur. Kuvvet tasarrufunu 80/20 kuralına benzeten ilk şahıs da Mete Aksoy olmuştur. En azından bizim bildiğimiz. Bu savaşta da böyle, ekonomide de böyledir. Buna Pareto prensibi deniyor. Nerdeyse altın oran, Pi sayısı gibi ilginç bir istatistik. Rakibin kuvvet prensibi hatası yapmasını sağlamak, şaşırtmak gerek. Bunun için rakip kuşbakışı gözetim altında olmalıdır. En iyi yöntemi de kelebek gibi uçup, arı gibi sokmaktır. Eldekileri iktisadi, rantabl kullanmaktır.

7. BASİTLİK Prensibi: Anlaşılabilir olmak, kolay olmaktır tabii yönettiğimiz insanlar karşı, düşmana karşı değil. Uzun tanımlardan uzak durmaktır. Asta ve üste kendini net ifade edebilmektir. Tüm bunlar uygulamalarda aksaklıklar yaşanmaması içindir. Mücadele ekip işiyse ekip konuyu tam anlamalıdır. Hesaplar kafa karıştırmamalıdır. Sade, yalın olmalıdır. Tabiri caizse programlar aptalların bile anlayacağı şekilde olmalıdır. Plan herkes tarafından ANLAŞILACAK ve UYGULANACAK kadar basit olmalıdır. Basitlik esnek olmayı gerektirir. Zor olandaki değişimde hantalca olur. Daha az ile yapılabilecek şeyi, daha çok ile yapmak boş bir iştir. Bir işe ilaveler yapmak onu eksiltmektir. Bir plana ne kadar az unsur girerse o planın başarılı olma ihtimali o oranda yüksektir. Basitlik ve basitlikteki güncellenme hantallaşmayı önler. Yapılan planlar şartlara uydurulmalıdır.

 

8. EMİR-KOMUTA Prensibi: Yönetimin tek elde toplanmasıdır. Bir kötü yönetici, iki iyi yöneticiden daha iyidir. Bir ülkeyi bir kişi yönetir. Bir bakanlığı bir kişi yönetir. Bir müdürlüğü bir kişi yönetir. Ama hepsi kanunlar, kurallar, yönetmelikler, talimatlarla yönetirse iş diktatörlük olmaz. Bir yumurtayı kırk kişi rahat götüremeyebilir ama kırk yumurtayı bir kişi rahat götürür. O yüzden bürokrasiyi hantallıktan korumak, kurtarmak gerek. Yetki kiminse sorumluluk da onundur. Ne kadar yetki o kadar sorumluluk… Yetkili gerekli noktalarda yetki devri yapabilir. Bu işte maksat kardeşlik, ekip ruhu yaratmaktır. Bu iş onu sorumluluktan kurtarmaz. Yetki devri sinerji etkisi yaratılması için yapılabilir. Yani 100 birimlik bir güç ile yine 100 birimlik bir gücün toplamı 200’den büyüktür. Kararı tek bir kişinin vermesi operasyonel kolaylıklar içindir.

9. BASKIN Prensibi: Baskın basanındır. Baskını ilk yapmak avantajlıdır. Baskın adı üzerinde beklenmedik yerde, beklenmedik zamanda yapılır. Sağ gösterip sol vurmak, aldatmaktır baskının amacı. Barış zamanında barışçıl(!), savaş ortamında da kendi konjonktürüne göre baskın yapılır. Baskın beklenmediği için genelde zor yollar, zamanlar seçilir. Baskını zayıf olan uygular ki avantaj elde etsin. Kaybedecek bir şeyi olmayan baskına daha yatkındır. Baskın vurkaç da olur, etrafını sarmak da… FSM’in gemileri karadan yürütmesi dünya tarihindeki en ilginç baskınlardandır.

Kitapta yer yer verilen özlü sözler konularla birebir örtüşüyor, akıcılığı hızlandırıyor. Cımbızla seçilmişçesine olan örnekler okuyana heyecan veriyor. Empati ile kendi hayatına uyarlama isteği doğuruyor. Liderlik, stratejik düşünme, moral, motivasyon, özgüven için tavsiye edilebilecek bir kitap.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

1 Yorum